1. Bölüm

60 2 2
                                        

Mardin'de akşam olması, başka şehirlerde ki  gibi değildi.

Güneş yavaş yavaş taş evlerin arkasına çekilirken sokakların rengi altın rengi gibi olurdu. Gün boyunca güneşin altında ısınan taş duvarlar, akşam serinliğinde bile sıcaklığını korurdu. Evlerin kapıları açık kalır, kadınlar önlerine sandalyelerini çıkarır  konuşurlardı, çocuklar ise hava tamamen kararana kadar sokaklarda oyun oynarlardı.

O akşam da Mardin latifiye mahallesi  her zamanki gibiydi.

Bir evin önünden çay kokusu geliyor, biraz ileride çocukların top oynarken çıkardığı sesler duyuluyor, başka bir evin avlusundan ise tabak çanak sesleri yükseliyordu.

Elçin bütün bu seslerin ortasında, evlerinin önündeki taş basamakta oturmuş kitap okuyordu.

Henüz on yaşındaydı.

Bacaklarını kendine doğru çekmiş, kitabı dizlerinin üzerine yerleştirmişti. Uzun siyah saçları iki yandan örülmüş, birkaç tutam saç alnına düşmüştü. Okuduğu sayfaya o kadar dikkatli bakıyordu ki çevresinde olup bitenleri neredeyse hiç fark etmiyordu.

Ta ki biri yüksek sesle bağırana kadar.

" Elçin!"

Elçin başını kaldırmadı.

"Elçin!"

Yine cevap vermedi.

"ELÇİN!"

Bu kez kitabın üzerinden baktı.

Karşısında Zeynep duruyordu.

Zeynep ellerini beline koymuş, nefes nefese kalmıştı.

"Sana kaç kere seslendim?"

Elçin kitabın arasına parmağını koyarak sayfayı işaretledi.

"Duymadım."

"Duymadın mı?"

"Evet."

"Ben sokağın diğer ucundan bağırıyorum."

"Kitap okuyordum."

"Onu görüyorum."

Zeynep yanına oturdu.

"Hadi."

"Nereye?"

"Oynamaya."

Elçin kitabına baktı.

"Daha bitmedi."

"Senin kitabın hiç bitmiyor."

"Bitiyor."

"Ne zaman?"

"Birazdan."

Zeynep gözlerini devirdi.

"Senin birazdan dediğin şeyin gerçek bir zaman olduğuna inanmıyorum."

Elçin gülümsedi.

"Ben inanıyorum."

"Elçin, sabahtan beri kitap okuyorsun."

"Sabah okul vardı."

"Okuldan sonra da kitap okuyorsun."

"Çünkü seviyorum."

"Ben de oyun oynamayı seviyorum."

"Sen oyna."

"Tek başıma mı?"

Mardin güzeli Histórias para pegar e não largar. Descubra agora