Öncelikle herkeslere merhabalarrrrrrr🥹🥹🥹 ufak (!) bir önsözle başlamak istedimmm👉🏻👈🏻hayatımda ilk kez böyle bir işe kalkışıyorum o yüzden gergin ve heyecanlıyımm hem de çokkkk🥹🥹🥹 öncelikle tamamen eğlence amaçlı yazıyorum biraz da beynime iyi gelir de susar diye düşünerekten o yüzden çok profesyonel bir şeyler beklemeyin olur muuu🥰🥰🥰 gidişat az çok kafamda belli ama nasıl yazacağım bilmiyorum düzyazı text karışık olmasını planlıyorum👍🏻 bir de o kadar çok fic okudumki kafamda kalan her şeyden ortaya bir şey çıkmış bile olabilir eğer çok fazla benzerlik vs varsa bilerek yapmadığımı bilin lütfen bana söylerseniz direkt değiştirmeye çalışırım olmazsa da silerim bir şey olmaz 🙏🏻 👍🏻 aslında milbat aklımda yoktu ancak twitterda fandomdan ilk dmleşip arkadaş olduğum ceren milbat fici istediği için milbat a evrildi o yüzden ona ithafen yazacağım seni cok seviorum sekerimmm💜💜 neyse daha fazla abartmiyim çok konuşmayı seven bir insanım uzatırsam söyleyin tmm ama çok da kırıcı olmayın lütfen bu aralar biraz hassasım ağlarım🥺🥺🥺 öyle işte elimden geldiğince güzel ve doğru yazmaya ve aklımdakileri aktarmaya çalışacağımm şimdiden keyifli okumalar dilerim💜💜
Yorum yaparsanız çok sevinirim çünkü en sevdiğim şey fic okurken yorumları da beraberinde okumak olabilir geri dönüşlerinizi bekliyorum bu arada angst değil ama biraz kavga da lazım dimiiiii bilginiz olsun simdidenn SO LESSGOOOOO 💜🥰🥹
Bu arada üniversiteler ve bölümler hakkında bilgim yok onları sembolik düşünelim olur mu çünkü kafam çokkk karışıyorrrrr anlamıyor ben yerleşke falan benim okul avmden bozma mslf 😔😔😔😔 o yüzden okulu dersleri keyfimize göre çaktırmadan değiştiriyoruz 🥰🥰🙏🏻🙏🏻
———————————————
Sıradan güneşli bir sonbahar günüydü. Eylül ayının sonlarına gelinmiş, okullar açılmış, ve yeni yıl işkencesi tüm hızıyla devam etmeye başlamıştı. Hikayemizin mekanı için İstanbul Üniversitesi kampüsüne çeviriyoruz şimdi algılarımızı.
Batu her zamanki gibi derse girmemiş, ağacın altında oturarak tiktok kaydırıyordu. Ders dans tarihiydi. Batu bu dersi gereksiz buluyordu çünkü tarih öğrenmek onun için gereksiz vakit kaybıydı. O kendini ritme kaptırıp gitmeyi seviyor diye eski insanların ne bok yediğiyle ilgilenmek istemiyordu. Dersin bitişini Efe'nin gürültüsüyle yanına gelişinden anlamıştı. Efe'nin yüzü sinirden kıpkırmızı olmuştu ve telefonda biriyle kavga ediyordu. Kavgadan Batu telefondaki kişinin Arda olduğunu anlamış, iç çekerek tiktok kaydırmaya devam etmişti.
Efe ve Arda başta yakın arkadaşlardı. -yani ilk tanıştıkları birkaç saat- Birbirleriyle zaman geçirmeye başladıkça da ne oldukları belli olmayan, her boku yiyip sevgili olmaya yeltenemedikleri, daha doğrusu cesaret edemedikleri , bir hale gelmişlerdi. Bu belirsizlik de onların sürekli didişip durmalarına sebep olurdu. Batu ve diğer arkadaşları Efe ile birçok kez konuşsalar da ne o, ne de Arda bir adım ilerleme konusunda gelişim göstermişti. Aslında birbirlerine deli gibi aşıklardı, ancak diğer duygular daha baskın geliyordu demekki.
Efe sinirle Batu'nun tepesinde durmuş, nihayet telefon konuşması sona ermişti.
"Ben bu çocuktan bıktım! Defolsun gitsin bir daha da konuşursam ne olayım amk."
Batu alaycı bir gülümsemeyle başını yukarı kaldırdı.
"Aynen canım, biz de yedik. En son geçen hafta bara gitti diye hayatından silmiştin, ertesi gün her yerin mosmor geldin amk."
"Onu karıştırma Batu! Dost musun düşman mısın bi karar ver sen önce tamam mı? Neyse ya bak ben çıldırıcam acil falım geldi şuan acil."
"Ya Efe mal mısın? Ne merak ediyorsan sor Arda'ya öğren ne uğraşıyorsun amk."
Efe sinirlerini tepesine çıkartan ismi duyup ayaklarını yere vurdu ve gözlerini kısarak Batu'ya keskin bakışlar atmaya başladı. Batu korkması gerektiğini anlayınca yüzündeki alaycı ifadeyi sildi.
"Tamam be tamam anladık, o bakışları biliyorum söyleme kimseye bi şey gelicem seninle. Şerefsiz sen kendine bir de arkadaş demez misin amk."
Efe aldığı olumlu yanıtı sanki Batu'nun içinden gelmiş gibi büyük bir sevinçle karşıladı ve pembe saçlı çocuğun boynuna atladı.
"Ayyyy oleyy!! Bak seni çok yormicam çünkü kampüsümüzde inanılmaz cevherler varmış. Üst sınıflardan Can diye bi çocuk fena fal bakıyor diyorlar. Ben zaten derste yazdım bizi bekliyo daha fazla bekletmeyelim hadi gellll!!!"
Efe bir yandan konuşup dururken bir yandan da Batu'nun kolunu çekiştirerek kantine doğru yol almasını sağlıyordu. Batu da Can'ın iyi bir falcı olduğunu duymuş, o yüzden içten içe biraz heyecanlanmıştı. Fal baktırmanın ilk kuralı, masada baktırmayan kimsenin kalmamasıdır. İkinci kuralı ise baktırdıktan sonra üzerine saatlerce konuşmaktır. Batu başta bu yüzden itiraz etmiş, Efe yüzünden bok gibi falcılara bok gibi paralar ödemek zorunda kalmıştı. Ama Can'ın namı, bu parayı hak edeceğine emin olmasına neden olmuştu.
O yüzden hiç de itiraz etmeden iki arkadaş kol kola kantinin yolunu tuttular. Ancak ikisi de bu falın sıradan bir fal olmayacağından, kelebek etkisi gibi olaylara sebep olacağından bihaberdi.
—————————
İlk giriş bölümünü kısa tuttum uzatmaya çalışcam ama arkadaşlar çokk zormuş gerçekten😭👍🏻 yazarlarımızı anlıor ve tekrardan teşekkürlerimi iletmek istiorummm iyi okumalarrrr😚😚😚😚
BINABASA MO ANG
Love Is A Spectrum •MILBAT
FanfictionHerkesin aşkı yaşama tonu farklıdır. Kimi tek tonda yaşamak isterken kimi de birkaç ton eklemenin zararsız olacağını düşünür. Kimiyse aşkı rengarenk, tıpkı bir gökkuşağı gibi, her tonda yaşamak ve hissetmek ister. Milan'ın tek tonda yaşamayı tercih...
