Sınır|1

849 36 9
                                        

derse yine geç kalmıştı koridorun mermer zemininde yankılanan hızlı adımları amfi kapısının önünde aniden durdu alya derin bir nefes alıp çantasının askısını omzunda düzeltti kapı kulpunu

yavaşça aşağı indirdi ve içeri süzüldü

tüm gözler saniyeler içinde ona döndü en başta da tahtanın önünde elinde beyaz tebeşirle dikilen adamın cihan hocanın gözleri

yine zamanlama harika alya hanım dedi cihan sesindeki hafif alaycı ama son derece sakin tonla elindeki tebeşiri masaya bıraktı kollarını göğsünde birleştirdi

bu hafta üçüncü kez geç kalışınız sanırım benim dersim sizin uyku saatlerinize pek uymuyor

sınıftan kıkırdamalar yükselirken alyanın yanakları anında alev aldı hızla en arka sıraya doğru yürüdü

özür dilerim cihan hocam otobüsü kaçırdım diye mırıldandı gözlerini halı kaplı zeminden ayırmadan

otobüs saatleri konusunda özel bir ders vermem gerekecek sanırım dedi cihan hoca amfinin basamaklarını ağır ağır tırmanarak alyanın sırasının önüne kadar geldi masaya hafifçe yaslandı bakışları doğrudan onun üzerindeydi

ancak önce şu teslim etmediğiniz dönem projenizi konuşmamız gerek ders bitiminde odama gelin

göz göze geldikleri o birkaç saniyelik sessizlikte aralarındaki gerilim sınıftaki herkesin hissettiğinden çok daha derindi alya başıyla onaylamakla yetindi zira tek bir kelime daha etse sesinin titremesinden korkuyordu

ders bittiğinde amfi hızla boşaldı alya eşyalarını toplarken bilerek ağırdan aldı o odaya gitme fikri hem içini kıpır kıpır ediyor hem de onu dehşete düşürüyordu koridorun mermer zemininde yankılanan adımları cihan hocanın odasına yaklaştıkça kalbinin atışı adeta kulaklarında patlıyordu kendine ne kadar sadece bir proje konuşacağız saçmalama alya desa de ellerinin buz kesmesine engel olamıyordu ondan etkileniyor muydu imkânsızdı o bir akademisyendi mesafeli disiplinli herkesin çekindiği o ulaşılmaz hukuk profesörüydü alya sadece onun o keskin zekasına ve karizmatik duruşuna saygı duyuyordu ya da kendine söylediği yalan şimdilik bundan ibaretti

ağır ahşap kapının önüne geldiğinde durdu derin bir nefes alıp üstünü başını düzeltti ardından iki kere vurdu

girin

cihanın o pürüzsüz tok sesi kapının ardından duyulduğunda alyanın omurgasından aşağı bir ürperti geçti kapıyı yavaşça açıp içeri adım attı oda eski kitap kokusu deri koltukların ağır aroması ve cihanın kendine has odunsu parfümüyle doluydu güneş ışığı yüksek pencereden süzülüp masanın üzerindeki dağınık evrakları aydınlatıyordu

cihan masasındaki kalın bir dosyadan başını kaldırdı gözlüklerini yavaşça çıkarıp masanın üzerine bıraktı sandalyesinde geriye doğru yaslanırken bakışları doğrudan alyaya odaklandı o bakışlarda insanı çözen tüm savunma mekanizmalarını sıfırlayan bir şeyler vardı

kapıyı kapat alya

alya arkasını dönüp kapıyı kapattı tam o sırada kapı kolunun oturma sesi odada yankılandı kapının önünde çivilenmiş gibi kaldı adımları fırlamaya hazır bir yay gibi gergindi

orada mı duracaksın dedi cihan hafifçe kaşını kaldırarak masanın önündeki deri koltuğu işaret etti

otur

alya hızlı adımlarla ilerleyip koltuğun ucuna adeta tünekler gibi oturdu çantasını kucağında bir kalkan gibi sıkıca tutuyordu cihanın keskin bakışları alyanın bu gergin hallerinde gezindi dudağının kenarında neredeyse belli belirsiz bir tebessüm kıvrıldı

benden korkuyor musun diye sordu cihan aniden sesindeki ton o kadar sakindi ki alya ne diyeceğini bilemedi

hayır yani niye korkayım ki cihan hocam sadece dersi aksattığım için mahcubum

cihan öne doğru eğildi kollarını masaya dayadı iki arasındaki mesafe bir anda yarı yarıya inmişti alya adamın gözlerinin içindeki o koyu kahve parıltıları bu kadar yakından görünce nefesini tuttu zihnindeki tüm mantıklı düşünceler bir anda sustu sadece cihanın yüzünün detaylarına odaklandı düzgün kesimli sakalları hafifçe çatılmış kaşları ve o biçimli dudakları ne düşünüyorsun sen kendine gel diye bağırdı kendi kendine

mahcupsun dedi cihan sözcüğü tek tek tartarak ama üç haftadır her dersime en az on dakika geç geliyorsun ödev teslim tarihin dündü ama sistemde hiçbir şey yok normalde bir öğrenciye uygulayacağım prosedür bellidir alya dersten bırakırım

alyanın gözleri korkuyla açıldı lütfen yapmayın gerçekten çok çalıştım ama

cihan ayağa kalktı

o heybetli boyuyla masanın arkasından çıkıp alyanın oturduğu koltuğun yanına doğru ilerlerken alyanın kalbi adeta göğüs kafesini zorluyordu cihan alyanın tam yanında durdu masaya yaslanıp kollarını çaprazladı aralarında sadece birkaç santim vardı alya başını kaldırıp ona bakmak zorunda kaldı adamın varlığı adeta tüm odayı kaplıyordu cihanın kokusu başını döndürmeye yetiyordu

ama ne alya benim dersimde seni bu kadar dağıtan ne

cihanın sesi fısıltı kadar yakındı ama odada bir gök gürültüsü gibi yankılandı bakışları alyanın gözlerinden yavaşça kayıp bir anlığına dudaklarında gezindi o an odadaki zaman kavramı tamamen yitti

alya yutkundu kendine bile itiraf edemediği o karmaşık duygu tam şu an boğazına dev bir düğüm gibi oturmuştu

ben ben sadece dikkatimi toparlayamıyorum dedi sesi neredeyse bir fısıltı halinde çıkmıştı gözlerini cihanın gözlerinden kaçırmaya çalıştı ama başaramadı adamın aurası onu adeta hapsediyordu

dikkatini toparlayamıyorsun cihan yavaşça alyaya doğru eğildi alya onun ılık nefesini yanağında hissettiği an gözlerini refleksle kapattı

vücudundaki tüm kan çekilmiş gibiydi kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki cihanın bunu duyabildiğinden neredeyse emindi zihni karmakarışıktı hem oradan kaçmak istiyor hem de bu anın hiç bitmemesini diliyordu

cihan elini uzattı alya bir an adamın ona dokunacağını sanıp nefesini tuttu tüm vücudu buz kesti ancak cihanın parmakları sadece alyanın arkasındaki sandalye minderine düşmüş olan dolma kaleme uzandı kalemi alıp yavaşça geri çekildi

kalemin düşmüş dedi cihan sesinde aniden beliren o profesyonel ve mesafeli tonla

alya gözlerini açtığında cihan çoktan masasının arkasına geçmiş önündeki dosyayı açmıştı bile alya adeta bir rüyadan sert bir şekilde uyanmış gibi sarsıldı yanaklarının alev alev yandığını kulaklarının uğuldadığını hissedebiliyordu kendinden ölesiye nefret etti o an ne beklemişti ki ne saçmalıyordu kendi kafasında

cihan başını dosyadan kaldırmadan konuştu sana önümüzdeki pazartesiye kadar ek süre veriyorum ama bu son şansın eğer o proje mükemmel olmazsa dersten kalırsın ve bir daha dersime bir saniye bile geç kalmayacaksın anlaşıldı mı
alya hızla ayağa kalktı çantasını omzuna takarken elleri titriyordu anlaşıldı cihan hocam teşekkür ederim iyi iyi günler

arkasını dönüp adeta odadan kaçarcasına çıktı koridora adım attığı an kapıyı arkasından kapattı ve sırtını duvara yaslayıp derin derin nefes aldı eliyle yanan yanaklarını tuttu

noluyo bana diye mırıldandı kendi kendine gözlerini kapatarak neyim var benim neden onun yanındayken nefes bile alamıyorum

oysa bilmediği bir şey vardı odanın içinde kapının hemen ardındaki cihan da masasından kalkmış pencereden dışarı bakarak derin bir nefes veriyordu masanın köşesinde alyanın aceleyle çıkarken unuttuğu küçük not defteri duruyordu..

Herkese selam bu hikayeyi yazmayı uzun zamandır planlıyordum ve sonunda yazdım umarım beğenmişsinizdir birazcık kısa oldu ama gelecek bölüm telafi edicem, fikirlerinizi yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

Sınır [+18]Stories to obsess over. Discover now