Ucu, olması gereken yerden çıkmış yere doğru sarkan perdesinin arasından sızan güneş ışınları yüzüne vurduğunda Poyraz yüzünü buruşturdu. Hafifçe gözünü araladı, saate şöyle göz ucuyla bakarak sanki hiçbir şey olmamış gibi tekrar gözlerini kapattı. Bir süre sonra daha yeni farkına varmış olacak ki aniden olduğu yerden zıplayarak kalktı. Aceleyle tuvaletin kapısını çarparak kapattı.
"Ya sıçıcam geç kaldım yine. Net kovuldum bu sefer."
Söylene söylene ayakkabısını giyerken bir yandan da kapıyı kilitliyordu. Metroya kadar koştu. O kadar koşmuştu ki metroya kendini attığında dengesini sağlayamadı, yere kapaklandı ve yere düştüğü belli olmasın diye oturduğu yerden kalkmadı.
Çantasını kucağına alıp karıştırdı. Kulaklığını almadığını fark edince oflayarak uyumaya çalıştı. 30 dakikalık yol kulaksız çekilmezdi. Ama tam uykuya dalacağı sırada birinin sesiyle yerinde dikleşmek zorunda kaldı.
"Herkese günaydın. Destek olursanız çok sevinirim. İyi dinlemeler dilerim."
Siyah saçlı, saçlarıyla aynı renkte ojeyle boyanmış parmakları yüzüklerle dolu olan bir oğlan gitarını çıkarmış ve yürüyerek şarkı söyleme başlamıştı.
"Çok mutsuzum ama gülüyorum"
"Sanki seninleyim ve ölüyorum"
"Beni gerçekten sevdiysen söyle şimdiden"
Poyraz o an her şeyi unuttu. İşe geç kaldığını, büyük ihtimalle kovulacağını, bu işin kovulduğu kaçıncı iş olduğunu, en sevdiği kahveyi, dün ne yediğini, asla unutamadığı ailesini ve hatta adını bile unutmuştu. Tek odaklanabildiği bembeyaz tenli çocuğun sesiydi. Sanki tüm hayatı yalanmış da gerçeği şimdi öğreniyordu.
"En çok geceleri ağladım"
"En çok geceleri sevdim"
"En çok geceleri kızdım, sinirlendim"
"Çok mutsuz bi saatte, bi gün çıkıp: Benim ol, dedin"
"Hiç düşünmeden ben zaten senindim"
Şarkıyı bitirdikten sonra gülümseyerek etrafına baktı siyah saçlı. Ama kimsenin oralı olmadığını fark edince yüzü düştü. Poyraz'ı görmedi. Keşke beni görseydi, onu nasıl izlediğimi görseydi de gülümsemesi silinmeseydi diye düşündü Poyraz.
"Sabah sabah ne kafa açtın be çocuk, kaldır şunu artık."
Zaten umursanmamanın getirdiği hüzünle ona söylenen lafa sinirlendi çocuk ve Poyraz'ın karşısında oturan orta yaşlarındaki adama cevap olarak gitarını tekrar çalmaya başladı.
Ancak adam bundan hiç hoşnut olmamış olacak ki gitarlı çocuğun eline doğru bir hamle yaptı. Hemen geri çekildi çocuk.
"Napıyorsun? Bırakır mısın gitarımı?"
"Sus dedim ya velet. Başım ağrıyor."
"Sanane be, istersem çalarım istersem çalmam."
"Gitarını bir daha alamazsın o zaman."
Şaşkınlıkla bu manzarayı izledi Poyraz. Etraftaki başka kimsenin umrunda değildi. Herkes ya telefonuyla oynuyor, uyuyor ya da olanları duymamazlıktan geliyordu. Gitarını almaya çalışan oğlanın daha fazla hırpalanmasına fırsat vermeden ayağa kalkarak olayı kontrol altına aldı Poyraz. Kontrol altına aldı derken adama bir yumruk geçirdi.
Onun nereden geldiğini anlamayan gitarcı çocuk, bu ani yumrukla eliyle ağzını kapattı ve Poyraz'a şaşkın şaşkın baktı. Bu bakışlara karşılık vermeyen Poyraz, adamın afallamasıyla elinden gitarı kaptığı gibi diğerinin yüzüklü parmaklarına elini geçirdi. Neyse ki tam o sırada metronun kapıları açılmıştı. Arkalarından onları kovalayan yaşlı adamın bağırışlarına aldırmayarak bir hışımla koşmaya başladı ve yanındaki çocuğu da kendisiyle birlikte sürükledi.
Bir süre hiç durmadan koştular ve en sonunda izlerini kaybettirdiklerine hem fikir olduklarında durdular. Soluklandıkları sırada ne olduğunu hala anlamlandıramamış olan çocuk bir eliyle kendi gitarını diğer eliyle de elini tutmuş oğlana baktı. Ona bakan gözleri fark eden Poyraz, çocuğun elini yavaşça bıraktı. Gitarı da ona uzattı.
"Bir şey değil."
"Manyak mısın sen? Neden adama vuruyorsun?"
"Hak etmedi mi yani şimdi?"
"Ben öyle bir şey demedim."
Gitarını ondan alıp utanarak gözlerini kaçırdı.
"Teşekkür ederim."
Poyraz ona gülümsedi. Bir süre ikisi de ne yapacağını bilemeden öylece kaldılar. En sonunda siyah saçlı çocuk gitarını omzuna taktı ve arkasını döndü.
"Hey! Öylece gidecek misin?"
"Kalıyım mı?" dedi arkasını bile dönmeden.
"En azından adını söyleseydin."
"Görüşürüz."
Elini havaya kaldırarak salladı arkası dönük yürürken. Poyraz, çocuğun öylece yürüyüp gidişini izledi. Onun elini tutmuş, kimseyi umursamadan koştuğu sırada gerçekten yaşadığını ilk defa hissetmişken şimdiyse tekrar ölüp gidiyordu; aldıkları son nefesi en güzeli olan anne ve babası gibi.
🌟🌟🌟
beğendiniz mi 😝
poemden başka bir şey düşünemeyince fic yazıyım dedim
hadi öpüldünüz..
VOCÊ ESTÁ LENDO
subway - poem
Fanficwhat if i saw you on the train last night and i just walked on by?
