Telefonum beşinci kez titreştiğinde hâlâ dolabın önünde dikiliyor, önümdeki elbiselere sanki ilk defa görüyormuşum gibi büyük bir kararsızlık ile bakıyordum. Yatağın üzerine gelişigüzel fırlattığım siyah, bordo, lacivert ve beyaz elbiseler odanın her tarafını kaplamıştı. Makyaj masamın üzerinde yığılı duran makyaj malzemelerime umutsuzlukla baktım. Eve geldiğimde onları toplamam gerekicek gibi gözüküyordu.
Telefon yeniden çaldığında ekranda yazan "Eceem🫰🏻Arıyor.." yazısı daha da paniklememe sebep olurken dudaklarımı büzüp telefonu açtım.
"Efendim?"
"Eğer beş dakika içinde aşağı inmezsen seni pijamalarınla alıp götüreceğim."
"Abartma kral ya.. Altı üstü yarım saattir bekliyorsunuz ne var?"
"Boş yapma da, saçın ve makyajının hazır oldugunu söyle sadece. Hazır değil dersen burayı terki diyar eyleriz haberin olsun."
"Hazır hazır. Ama elbise seçemedim. Sence sırtı açık mini siyah elbise mi, lacivert yırtmaçlı kalem elbise mi?"
"Aşkım partide ne kalem elbisesi ya? Saçmalama siyahı giy, altına da siyah ya da gümüş topuklu yapıştır gel, bekliyoruz Berna delirdi."
"Okey bay!"
Gülerek telefonu kapattığımda aynı zamanda neden bahçede oturmak yerine eve geçmediklerini düşünüyordum ama tamamen onların sorunu oldugu için boşverdim.
En sonunda siyah elbiseyi giymeye karar verip hızlıca üzerime geçirdim. Aynanın karşısına geçip düz, siyah saçlarımı son kez elimle düzelttim. Kırmızı rujumu tazeleyip çillerimi daha da belirginleştirdikten sonra kendime tekrar baktım. Elbisemin vücudumda duruşunu beğendigimde aynada kendime göz kırparak parfümü boylu boyunca üzerime sıktım.
Bu fizigi yapmak için boşuna mı spor salonunda rezil kepaze olduk kız?
Kısa bir takılanma faslından sonra çantamı da alıp odadan çıktım. Alt kata indiğimde ev her zamankinin aksine sessizdi. Annem her zamanki gibi delirip yurt dışına çıkmıştı. Yardımcılar ise yemek yapamadığım için aç kalmamdan korkup kalmaları konusunda ısrar etseler de, yemek sipariş edeceğimi söyleyerek evden göndermiştim.
Kapıyı açıp dışarı çıktığım anda serin gece havası yüzüme çarptı.
Bahçenin önünde siyah bir Mercedes bana göz kırptı. Kızlar beni görünce ayağa kalkarak yanıma geldiler.
"Hele sükür pasam ya. Lütuf edip gelebildiniz.." diye azarladı Ece.
Onu incelediğimde çok şık göründüğünü fark ettim. Saten, beyaz omuzlarından ince bir ipi olan crop giymişti. Altında da kısa siyah bir etek vardı. Taktıgı takılar, bordo çizmeleri ve sapsarı saçlarını dalgalar ile süslediginde harika göründüğünü söyleyebilirdim.
Berna gülerek koluma girdi ve arabaya doğru yürümeye başladık. "Ama değmiş ya baksana, taş gibi olmuş benim bebeğim." dediginde ona öpücük attın. Berna da derin bir gögüs dekoltesi olan gömlek ve siyah deri bir pantolon giymişti. Beyaz topuklu ayakkabılarını görünce gülümsedim, ona 23. Yaş günü hediyemdi. Dogum günü 2 gün önceydi. Kızılın en koyu rengi olan saçlarını da büyük bir özenle sıkı bir at kuyruğu yapmıştı.
"Sizde harika olmuşsunuz hanımlar.." diye mırıldandım.
Arabaya biner binmez kahkahalarımız her yeri doldurmuştu. Açık camdan içeri giren ılık rüzgâr saçlarımızı dağıtıyor, biz ise şarkılara bağıra bağıra eşlik ediyorduk.
Bu kızlar ile eğlenmeyi seviyordum. Onlar, lise sıralarında tanışıp yıllar geçmesine rağmen hâlâ yan yana yürümeyi başarabildiğim insanlardı. Beraber saçma sapan kararlar almış, gecenin bir yarısı kahkahalar atmış, birbirimizin en rezil anlarına şahit olmuş ama yine de hiçbir zaman kopmamıştık. Belki de bu yüzden onlarla geçirdiğim her gece bana iyi geliyordu.
ESTÁS LEYENDO
Mafyanın Hedefi
RomanceBir gece kulübünde başlayan sıradan bir eğlence, Alya'nın hayatını tamamen değiştirir. İspanyol mafyası tarafından kaçırılan Alya, kendini sırlar, ihanetler ve ölümcül hesaplaşmaların ortasında bulur.
