1. bölüm

8 2 10
                                        

"Evet, arkadaşlar, story de paylaştığım, kayıtda olmayan resimdeki yere geldik. Arkamızdaki tepenin açısı çok benziyor. İbo, bi poz verin anlayalım." Dedim ve kamerayı ben aldım.

Musti İboyu deve güreşi yapar gibi sırtına aldığında İbo da poz verdi. Musti de, at gibi poz verince, kıkırdadım.

"Arkadaşlar, bakın, tam şurda olması gerekiyor mağranın," elimle işaret ettim. "Şimdi ben olduğum yerden, oraya bir lazer sabitleyecem,"

"Zeyno, iboyu indir fıtık olcam." Diye Mustafa sözümü kestiğinde, onların salak gibi hala poz verdiğini gördüm. Gülerek elimle in işareti yaptığımda, İbrahim indi.

"Biz iboyla yürüyerek gidecez, Musti de, arkamızdan lazeri falan toplayı arabayla gelecek." Dedim ve İbo kamerayı alınca çantamı sırtıma aldım. Mustafa'ya döndüm. "Olası bir durumda kurt, çakal, ayı, aslan, ejderya saldırırsa, arabaya bin, yanımıza gel."

İbo kamerayı tekrar ayarlarken bende fazla olan işyelerımızı yük olmasın diye göstermek adına arabanın bagajını açtım.

"Arkadaşlar, çok kazı yapacağımızı sanmıyoruz, mağara olduğu için. Ama ne olur, ne olmaz, küçük bir tane kazma ve kürek aldık yanımıza. Çokça pil aldık. Ne kadar kalacağımızı bilmiyoruz." Diye arabanın bagaşını açıp içeriyi gösterirken. Kenardaki çantanın küçük fermuarını açarak gösterdim.

"Sonra, mağaranın haritasını çizmek için defter ve kurşun kalem," duraksadım, çokta lazım değildi ama. "Evet arkadaşlar, birmiz kazacak, birimiz çekim yapacak birimize çizim yapacak gidecez. Nasıl bir video olacağı hakkında benim de fikrim yok." Diye çantaya döndüm.

"Büyük fermuarda, fenerler, yedek kameralar, her birimize ikişer şişe temiz su, birer şişe de gazlı artık kim ne istediyse. Yiyecek olarak abur cubur, hazır sandviç, kek çikolata falan aldık, tabi bu sıcakta çikolatalar Hakkın rahmetine kavuşmazsa inşallah, yiyecez."

İlk çantayı kenara koydum ve ikinciyi açtım.

"Burada 25 metrelik iki halat var, telsiz aldık, birden kaybolursak ulaşmak için. Bu telsizler birbirine bağlı, uydu mu artık ne zıkkımsa, ona bağlanmıyor."

Diğer fermuarı açtım.

"Burada ise arkeolojik aletler var arkadaşlar bir gömü falan bulursak zengin oluruz diye, ve birkaç sıkı bez aldık uzunca, bulduğumuz şeyleri saralım ki zarar görmesin diye, yani, hafif zengin olmayalım diye,"

Çantayı kapattım ve sırtımdaki çantayı gösterdim. "Bunu da yolda inceleyecez, çünkü bir kralın hayatını anlatacaz." Dedim heyecanla.

Bagajı kapattım ve Mustiye veda ederek lazer ışığının düştüğü yere yürümeye başladık. Beş dakika yürüdükten sonra kaydı tekrar başlattık.

"Arkadaşlar, bu arada, bence o resim, IV Baldwin'e ait. Çünkü, dikkat ettiyseniz, daha genç, ve yüzü sağlam, ama sağ elinin bir parmağı eksik. Çok dikkatli bakmazsanız görünmez."

Bir süre yürüdükten sonra yutkundum. Çok sıcaktı, ama suyu idareli kullanmalıydık. Derin bir nefes aldım ve cebimdeki mendille terimi sildim.

"Mağara yaklaşık 2 kilometre uzaklıkta, yani yarım saatlik bir yürüyüş sağlıyor şuan." Yutkundum. "Daha 10 dakika yürümüşüzdür hesaplarsak."

"Zeyno, anlat biraz neler araştırdın o küçük beyninle."

"Şuan, sana hiç laf yetiştiremem, İbo, çünkü daha bir mil yolumuz var, enerjimi boşa harcayamam. Anlatayım," diye kameraya döndüm ve geri geri yürümeye başladım.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 15 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

baldwinStories to obsess over. Discover now