eve dönüş yok

660 40 46
                                        

batu

-----------Ellerimde kalan hayal kırıklığı ile Milan'ın yüzüne sertçe bir tokat geçirdim. "Hoşlanıyorum ben senden! Senin deli gibi kaçtığın duygular benim deli gibi tutunduğum duygulardı!"  Milan, yediği tokadı sindirmeye çalışıyormuş gibi derin bir nefes aldı. Sakindi, sakin olması beni daha çok kızdırıyordu. Gökten gelen yağmur damlaları ikimizin de yüzüne yavaşça akarken içimizdeki ateş daha da büyüyordu.

"Ben senin duygularından kaçmadım, ben kendi yaşadığım duygulardan kaçtım. Yaşatırlar mı oğlum bizi? Şu sektörde bizi yaşatabilecek bir tane insan var mı? Bir şeylerin farkına var Batu. Senin ailen ne diyecek? Oğlum top olmuş, ne güzel mi diyecek?", güldü "Herkes bizden nefret edecek, bunu mu istiyorsun Batu?" Milan'ın dedikleri kalbimi bir hayli kırarken bu sefer sıktığım yumruğumu yüzüne geçirdim. "Korkak piç." son kez baktım o yeşil gözlere.

"İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm. Gideceğim son olsun." başımı eğdim ve içimde kalan son umudu da orada bıraktım. Arkamdan bağıran Milan'ı son kez dinledim. "Susuyor konuşmuyorsun, bakıyor görmüyorsun! Seviyorum lan seni ama bu evrende yapamayız Batu, yaşatmazlar, özür dilerim..."

içimde bitsin diye aylardır uğraştığım ateş bir anda sönmüştü, söndürmüşlerdi...------------

gözlerimi araladığımda kucağımda oturan kediye bakarak gülümsemiştim ve yavaşça hareket ederek kedinin, benim uyandığımı anlamasını sağlamıştım. adı Küçük olan kedim yavaşça miyavlamaya başladığında olduğum yerde doğrulup onu sevmeye başladım. O kadar yorgundum ki Küçük ile ilgilenmek bile bu yorgunluğumu elimden almıyordu. 

Son zamanlarda fark ettiğim şey ile üzerime iyice bir halsizlik çökmüştü, ben birinden hoşlanıyordum ve bu kişi erkekti. hemcinsim olmasını geçmiştim ama ben hoşlandığım kişinin Milan Önder olduğunu geçememiştim. her şeyin nasıl başladığını bilemiyordum. ne zaman hoşlanmaya başladığımı, ne zaman onu herkesten kıskanmaya başladığımı ve dahasını bilmiyordum. bilsem de bana iyi gelmeyecekti zaten.

Küçük'ü yavaşça yatağın diğer tarafına bıraktığımda saate baktım ve saatin beklediğimden daha erken olduğunu fark ettim, hatta ilk defa bu kadar erken uyanabildiğimi düşündüm. yerimden kalkıp pencereye doğru ilerledim, güneş neredeyse yeni doğmuştu. Pencerenin kulpunu yana doğru çevirip pencereyi kendime çektim. Yüzüme çarpan soğukluk kaşlarımı çatmama neden olmuştu. Ne ara kışa girmiştik?

Küçük pencereyi açmamla beraber ayaklandığında ona doğru ilerleyip yavaşça kucağıma aldım, kafasından öptüm. "Birazda Milan ile uyu ufaklık." Küçük ile birlikte odamdan çıkıp merdivenden hızlıca inerek alt kattaki Milan'ın odasına varmıştık. Kapıyı bir kaç kez tıklattığımda Milan'ın hala uyuduğunu fark ettim ve nedensizce kalbimin hızlı attığını hissettim. İçimden "N'oluyor ya?" diye düşünsem de derin bir nefes alarak odanın kapısını araladım ve Küçük'ü içeri saldım. İçimden gelen Milan'ı görme isteğini biraz olsun geriye atıp hızla yukarıya çıktım.

yatağıma geri yattığımda aklımdan geçen onca şey beni biraz daha yıkmaya çalışıyor gibiydi. neden böyle acıtıyordu ki? içimde var olan ağırlık beni sevmediği için miydi? yan tarafımda bulunan yastığı ağzıma doğru bastırdığımda gerçekten ağlamaya başlamıştım.

**

gözlerimi açtığımda başımda bekleyen kişiye baktım, rüya mı görüyordum yoksa gerçek miydi çözememiştim. "Uyan Batu. Küçük ile seni uyandırmaya geldik." gülümsedim. rüya değildi gerçekti fakat neden beni bu kadar mutlu etmişti ki? Üzerime bırakılan Küçük ile bakışırken bir yandan da yeşil gözleriyle beni izleyen Milan'a bakmamaya çalışıyordum, en sonunda içimde yanan ateşe yenilerek baktım o yeşil gözlere. "Saat kaç?" 

soruma gülümsedi, "on ikiyi otuz geçiyor. uyanabilirsin yani." unutmamıştı, unutmazdı. Milan hiçbir detayı asla unutmazdı fakat benimle ilgili bir detayı unutmaması çok hoşuma gitmişti. yavaşça ellerimden tutup beni yerimden kaldırdı. "camını açık bırakmışsın, hasta olursun. Ha bu arada kahvaltı hazır, hızlı in aşağıya." odadan çıktığında kafamı pencereye çevirdim, kapalıydı. Ardından üzerimde duran yorgana baktım, Milan örtmüştü. İçimden gelen bu heyecanla sabah güzel geçmeye başlamıştı bile.

-----------------------------------------------------

sadece yazmak istediğim için yazıyorum

gülmek için yaratılmış gözlerde yaşlar niye?

no way home'milbatBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin