15. Düğün

41 7 84
                                        

˚⊱🔮⊰˚

🎧: Tal Barr, The Dragonborn Commess

˚⊱🔮⊰˚

15. BÖLÜM

"Düğün"

Sanki terasımdaki büyük minderlerden birine oturmuşum, saatler hızla akıyor, günler geçiyor, güneş sürekli yerini aya devrediyordu ve ben aynı yerde durmuş kuruyacağım, solacağım günü bekliyordum.

Bir hafta boyunca yedi kez güneşi batırdım, yedi kez ay ışığını doğurdum. Belki hep aynı yerde oturmadım ama bedenim sarayın içinde bir ölü gibi dolanıyorken, sessizce yemek yerken, sessizce arkadaşlarımla otururken, sessizce etrafı izlerken ruhum benimle değilmiş, o aynı yerde bir hafta boyunca oturmuş gibi geldi. Herkes yapılacak şenliklerin ve düğün hazırlıklarının peşinde koşarken ben sadece nefes almaya devam edebildim. İş ciddiye bindiği an kararlılığım beni terk edip kaçtı, yalnız başıma endişelerimle kaldım.

Düğün iki gün sonraydı. Bugün bizim şehrimizde, yarın da Basilisklerin şehrinde şenlik düzenlenecekti. Normalde düğünden bir gün önce olurdu fakat biz iki farklı soy olduğumuzdan bize iki gün gerekmişti. İlk birkaç gün saray arayışı ve seçilen sarayın yaşanabilir hale getirilmesiyle uğraşılmıştı. Saray olarak yüzyıllar önce yok olan bir soya ait sarayı seçmişlerdi. Basilisklerin ve bizim şehrimizin arasında kalan iki şehir daha vardı, ikisi de artık yaşamın olmadığı yerlerdi. En iyi durumdakini seçip temizleme, düzenleme aşamasına geçilmişti. Sarayın nerede olduğunu biliyordum, yolculuk yaptığım sıralarda uzaktan görüyordum ama bu süreçte gidip yakından bakmamış, hazırlıklarla ilgilenmemiştim.

Bugünkü şenliğe Basilisk öncüleri de katılacaktı. Yarınki şenlik için biz de onların şehrine gidecektik. Düğün de şu an hazır halde bekleyen sarayda yapılacaktı. Süreç daha önceki evliliğimden farklı işliyordu çünkü farklı soylardandık. Tüm soy öncüleri gelecek, bu âna şahitlik edeceklerdi. Anlaşma diğer soylar da oradayken sağlanmış olacaktı. Başta söz edilmeyen bir konu ise bu evliliğin iki soyu birbirine bağlayacak olmasıydı. Edeceğimiz yeminler, tılsımlarımızla kuracağımız bağ bizi birleştirecek ve bir soya bir şey olduğu takdirde durumdan diğer soy da etkilenecekti. Bu ailelerimizin oynadığı en riskli ve en aynı zamanda en güven veren kumardı.

Lior bunu duyduğunda deliye dönmüştü çünkü eli kolu tamamen bağlanmıştı.

Sırtımı yatak başlığına yaslamış bir şekilde uzanırken karşımdaki demir askılıkta asılı duran elbiselere baktım. Birini bugün, diğerini yarın, bir diğerini de düğün günü giyecektim. Lea parmaklarını elbiselerin kumaşında gezdirirken Lumi eline vurarak ona kızdı, dokunmamasını söyledi. Beni neşelendirmek için günlerdir ellerinden geleni yapıyorlardı, işe yaramamış olsa da onlara minnettardım.

Lea'ya bakıp, "Senin yapacağın mutsuz evliliği engellemeye çalışırken benim geldiğim duruma bak," dedim keyifsiz bir gülüşle. "En azından şimdilik seni kurtardık."

"Öyle demesene," dedi Lea dudaklarını büküp. Yatağın üstüne çıktı ve emekleyerek yanıma gelip kollarını bedenime sardı. "Seni bu durumdan kurtaracak olsaydı Ansel denilen yakışıklı fakat bir meşe ağacından farksız tanrıyla evlenirdim."

Kaşlarımı kaldırarak, "Yakışıklı yani?" dedim sorar gibi.

Lea yanağını omzuma sürttü. "Bilirsin, yakışıklıya yakışıklı derim ve kuyruğum sallanmaya başlar." Yüzünü buruşturdu. "Farkındaysan Ansel'a yapmadım çünkü yakışıklı olmaktan başka meziyeti yok."

CARMENTA'NIN FISILTISIDes histoires addictives. Découvrez maintenant