Kaçmak

3 0 0
                                        

Bölüm şarkısı: DKTT- Sen ve Ben

İyi okumalar

Yağmur, Seul'ün üzerine sanki hiç bitmeyecekmiş gibi çökmüştü. Gri bulutlar gökyüzünü kaplamış, binaların camlarına yansıyan neon ışıklarını ıslak caddelerin üzerinde titrek çizgilere dönüştürmüştü.

İnsanlar ellerindeki şemsiyeleri birer kalkan gibi öne sürerek şemsiyesiz kalanları itekliyor, kaldırımlardaki kalabalık yağmurun şiddeti arttıkça adeta patlamaya hazır bir insan denizine dönüşüyordu.

Kim Seungmin ise bu hırçın kalabalığın ortasında, bambaşka bir dünyadaydı.

Omuzlarına ağır gelen okul çantası, her adımında sırtına çarpıyordu. Sırılsıklam olmuş okul üniforması bedenine yapışmış, soğuk kumaş tenini titretmeye başlamıştı ama
Seungmin soğuğu hissetmiyordu bile.

Yanaklarından süzülen şeyin yağmur suyu mu yoksa gözyaşı mı olduğunu ayırt etmek imkansızdı. Zaten bunun bir önemi de yoktu.
Nereye yürüdüğünü bilmiyordu.

Ayakları onu hangi sokağa, hangi karanlık aralığa sürüklüyorsa oraya gidiyordu. Evine dönmek istemiyordu. O eve adım attığında karşılaşacağı sessizlik, sırtındaki bu ağır yükten çok daha fazla acıtıyordu canını.

Arkadaşlarının kahkahaları, öğretmenlerin beklenti dolu bakışları, hayatın ona ısrarla sunduğu ama onun hiçbir zaman ait hissedemediği o kurallar silsilesi... Hepsi bir an için geride kalsın istiyordu.

"Keşke tamamen yok olabilsem,"

diye fısıldadı kendi kendine. Hıçkırığı, tam o sırada yanından geçen bir otobüsün su birikintisini sıçratan gürültüsünde kaybolup gitti.

Kimse onu duymadı. Kimse dönüp bakmadı. Seul tam da böyle bir yerdi işte; milyonlarca insanın arasında tek başınaydın ve ağlamak bile kalabalığın gürültüsüne yenik düşüyordu.

Ayak tabanları sızlayana, bacakları dermansız kalana kadar yürüdü. Yanından geçen renkli şemsiyeler, aceleyle koşturan takım elbiseli adamlar, kahkahalar atan liseli gruplar... Hepsi birer gölgeden ibaretti onun için.

Seungmin sadece kaybolmak istiyordu. Bu koca şehrin haritasından silinmek, yağmur sularıyla birlikte akıp kanalizasyon çukurlarında unutulmak istiyordu.
Bir caddeden diğerine geçerken adımları yavaşladı. Gözleri buğulandı, görüşü tamamen kapandı. Parmakları çantasının kayışını sıktı.

Göğsündeki o keskin sıkışma hissi nefesini kestiğinde, olduğu yerde durdu. Kalabalık onu teğet geçip akmaya devam ederken, Seungmin yağmurun ve kendi gözyaşlarının tam ortasında, durup sadece gökyüzüne baktı. Şehir akıyordu ama Seungmin durmuştu. Ve ilk defa, kaybolmanın aslında ne kadar can yakıcı bir özgürlük olduğunu hissetti.

Silent CryStories to obsess over. Discover now