Barış sabah uyandığındaki baş ağrısı çekilmeyecek bir çileydi. Dün nasıl akıl ettiyse lensini çıkarmıştı ama şimdi başının ucundaki komodinin üstünde gözlüğünü bulamıyordu. Başını ağrıtan o keskin ağrıyla başını tuttu.
Çok hareket etmiş olacak ki sımsıcak teninin altında kızıl kıvırcık saçları hissetti. Kafasını eğip baktığında Akut Barış'ın beline bir ahtapot gibi sarılmış, çıplak tenlerindeki sıcaklıkları korumaya çalışıyordu. ''Aşkım, gözlüğümü nereye koyduğumu hatırlıyor musun?''
Battaniyenin altından homurdandı Akut. ''Aşkım siktir et gözlüğü yat biraz daha.'' Barış gülümsedi. Biraz daha sokuldu Akut'a, bir eli saçlarındaydı. ''Kalkmam lazım. Bizimkiler prova için canımı alacaklar biraz daha geç kalırsam. Hem akşam yemeği randevumuz var senin en yakın arkadaşınla tanışıcam.''
Akut koyu kahve gözlerini Barış'a çevirip gülümsedi. ''Miraç'ı çok seveceksin.'' Barış yataktan kalkıp tişört ve bokserını giyiyordu. ''Senin sevdiğin herhangi bir şeyi ben sevememem mümkün mü? Hadi dinlen daha sen, dün gece seni çok yordum.'' Barış pis pis sırıtırken Akut'un yanağını öptü ve banyoya girdi. Akut ise yatakta suratını yastığa geçirmiş, mal mal sırıtıyordu.
Barış saçının son düzeltmelerini yaparken Akut hala yataktaydı. ''Bu gömlek sana çok yakışıyor. Daha çok beyaz giymelisin bence.'' Barış aynadan kendisini izleyen Akut'a göz kırptı. ''Sen yakıştırdıysan giyerim yavrum. Hadi çıktım ben, seni seviyorum.''
''Bende seni seviyorum, yaz işin bitince.''
*
Yaklaşık bir saat sonunda stüdyodaydı Barış. Ahmet klavye başında otururken Alperen'e çatıyor, Can sesini açmaya çalışırken Görkem de baterinin ayarlarıyla oynuyordu.
''Selam gençlik. Bakın geç kalmadım bu sefer.'' diyerek enerjik bir şekilde girdi Barış içeriye. Kimsenin keyfi yerinde değildi. Anlaşılan geçen geceleri Barış'ın ki kadar iyi geçmemişti. Geçemezdi zaten.
''Barış çok konuşma sesini aç, ilk parça Dream On tizi çok. Düzgün açta otuz tekrar almayalım.'' dedi Can kendi alıştırmasını bölerek
Sıkıla sıkıla ses ve nefes egzersizlerine başladı Barış.
*
''Dream on.''
''Dream on. Ooooo-o-o-o-ooooo.''
Bu sekizinci takeinde hepsi kusursuz bir şekilde bitirmişti şarkıyı. En sonunda rahat bir nefes alan Barış kendini yere atıp oturdu. Sigarasını yaktı.
''İçme şu zıkkımı.'' dedi Can. Barış kendininkini ona uzattı. ''Al bir fırtta şu sinir stresin geçsin. Ne bu gerginlik.'' ''Lazım değil.''
Can'ın sözünden sonra Görkem uzandı sigara ve kendi dudaklarına yerleştirdi. Barış kendine bir dal daha yakıp parmaklarını incelerken sordu. ''Ahmet şu sizi sarışın, uzun, yunan tanrısı çocuk.''
''Milan mı?'' Barış Ahmet'e doğru parmağını şıklattı. ''Heh evet o, boşta mı o afet?''
''O boşta da sen boşta değilsin Barış.'' diye atladı Alperen. ''Oğlum ben size kaç kere anlatıcam, biz Akut ile açık ilişkideyizzz.''
''O senden başka kimseyle sevişmiyor ama.'' dedi Can imalı imalı. Gözlerini devirmekten alıkoyamadı BArış. ''Benim suçum ne burada?''
''Ya mal Akut sana aşık ve seni kaybetmemek için açık ilişkiye olur dedi. Bunu göremeyecek kadar kör olamazsın.''
YOU ARE READING
cheese wedge mirbarut
Fanfictionzorunlu olmadığım sürece kimseyle ''normal'' bir ilişki kurmama gerek yok
