Kan Yemini - 1

209 33 63
                                        

Şatonun yemek salonunda yanan şömineden başka hiçbir şey hareket etmiyordu.

Duvarlardaki uzun mumlar, cılız alevleriyle çevreyi aydınlatıyor; eski tabloların üzerinde dans eden gölgeler, resmedilen yüzleri olduğundan daha canlı gösteriyordu. Dışarıda ise gece, bütün araziyi yutmuştu. Yağmur taş duvarlara sürekli vuruyor, rüzgâr büyük ormanın içinden geçerken pencerelerin camlarını titretiyordu.

Uzun masanın iki yanında yalnızca dört kişi oturuyordu.

Yine de salon, kalabalıkmış gibi ağır bir sessizliğe sahipti.

Aras, sandalyesine yaslanmış, önündeki tabağa neredeyse hiç dokunmadan oturuyordu.

Babası masanın başındaydı. Annesi ise hemen yanında, her zamanki gibi sessizdi.

Karşılarında ise ailenin yıllardır yanında çalışan yaşlı bir adam bulunuyordu ve Kimse konuşmuyordu.

Aras'ın sabrı tükenmek üzereydi, Çatalını tabağın kenarına bıraktı.

"Beni buraya neden çağırdığınızı hâlâ anlamıyorum."

Babası başını kaldırdı.

"Anlaman gerekmiyor."

"Öyleyse neden buradayım?"

"Çünkü sana söylememiz gereken bir şey var."

Aras, babasının yüzüne baktı.
Babası kolay kolay tereddüt eden birisi değildi.
Fakat bu gece sesinde alışılmadık bir ağırlık vardı.

Aras kaşlarını hafifçe çattı : "Dinliyorum."

Babası birkaç saniye sustu, Sonra da masanın üzerindeki kadehini bıraktı.

"Bazı aileler geçmişlerini gömmeyi severler."

Aras'ın yüzünde küçümseyen bir ifade belirdi.

"Bizimki gibi mi?"

"Hayır."

Babası gözlerini doğrudan oğluna çevirdi.

"Biz geçmişimizi unutmayız."

Odadaki sessizlik daha da ağırlaşmaya başladı
Aras ise hiçbir şey söylemedi.

Babası devam etti.

"Yüz kırk üç yıl önce bu aileyle başka bir aile arasında bir anlaşma yapıldı..Kan yemini."

Aras'ın sesi sakindi.

Babası başını salladı.

"Kan yemini."

Aras bu hikâyeyi çocukluğundan beri duymuştu. Fakat ailesi bunu hiçbir zaman ayrıntılı şekilde anlatmamıştı. Yalnızca iki soyun birbirlerine düşman olduğunu, geçmişte yaşanan bir ihanet yüzünden bir daha asla barışamayacaklarını biliyordu.

Hikâyenin geri kalanı hep suskunlukla ve geçiştirmeyle kapatılmıştı.

"Diğer aile öldü sanılıyordu," dedi babası.

"Sanılıyordu?"

"Evet."

Aras'ın bakışları sertleşti.

"Demek ölmediler."

"Büyük kısmı öldü."

Babası sandalyesinde biraz geriye yaslandı ve "Fakat birkaç hafta önce eski arşivlerden biri açıldı. Ve orada bir kayıt bulduk." Dedi.

Aras bekledi.

"Bir çocuk."

Babası bu kelimeyi söylerken doğrulup rahatsız olurcasına sesini alçalttı.

My Dear VampireStories to obsess over. Discover now