1 bölüm

3 2 1
                                        


Akın Demir, yirmi dört yaşında, çocukluğundan beri asker olmanın hayalini kuran genç bir adamdı.

O gün, hayatının en güzel haberini almıştı: Askerlik başvurusu kabul edilmişti.

Bu haberi ilk olarak sevgilisi Karanfil Işık'a vermek istiyordu.

Çünkü Karanfil, onun hayatındaki en önemli insandı.

Üstüne, geniş omuzlarını saran siyah gömleğini geçirdi. Gömleğinin yakalarını düzeltti ve Karanfil'in en sevdiği parfümü sıktı. Sabahtan beri gözünün önünden ayırmadığı kâğıtları aldı, kapının önündeki arabasına binip Karanfil'le buluşmak için anlaştıkları kafeye doğru yola çıktı.

Karanfil Işık, yirmi dört yaşında, güzelliği kadar sakinliğiyle de dikkat çeken genç bir kadındı.

O sabah aynanın karşısında uzun zamandır olmadığı kadar özenli hazırlanıyordu. Çünkü bugün Akın'la buluşacaktı.

Üzerine zarif, bembeyaz bir elbise geçirdi. Belini hafifçe saran elbisenin içinde kendine son kez baktı.

Kalçalarına kadar uzanan simsiyah saçlarını açık bıraktı. Bembeyaz teni, koyu saçlarıyla belirginleşiyordu.

Küçük bir dokunuşla saçlarını düzeltti ve aynadaki yansımasına gülümseyerek baktı.
"Umarım beğenir." diye mırıldandı.

Çantasını aldı, evden çıktı ve buluşacakları kafeye doğru yola koyuldu. Yol boyunca telefonunu birkaç kez kontrol etti. Akın'dan henüz bir mesaj yoktu.

Kafeye vardığında kapıyı açıp içeri girdi. Kalabalığın arasından gözleri hemen tanıdık yüzü aradı fakat Akın henüz gelmemişti.

Karanfil pencere kenarındaki masaya geçti, çantasını yanına bıraktı ve dışarıya baktı.

Birkaç dakika içinde yanına gelen garson menüyü uzatmış ve ne istediğini sormuştu. Karanfil de kibar bir dille erkek arkadaşını bekleyeceğini, o zaman sipariş vereceğini söyledi. Yanından uzaklaşan garsonun ardından derin bir nefes aldı ve telefonuyla ilgilenmeye başladı.

Aradan beş on dakika geçtikten sonra karşısındaki sandalyenin çekilmesiyle hafifçe irkildi.

Başını telefondan kaldırdığında ise gördüğü tanıdık yüzle kocaman gülümsedi.

Hafif sitemli bir sesle konuştu:
"Beni korkuttun."

Akın ise hafif mahcup bir sesle:
"Dalmıştın, güzelim. Seslendim ama duymadın. Korkuttuysam özür dilerim." dedi.

Sonra sevgilisinin elini tutup öptü.

Karanfil ise kafasını önemli değil anlamında iki yana salladı ve Akın'ın yanında olunca hep yaptığı gibi gülümsedi.

İkili, önlerindeki menüleri inceleyip siparişlerini verdi. Yemeğin gelmesini bekliyorlardı. Çok geçmeden yemekler geldi. Havadan sudan sohbet edip yemeklerini yedikten sonra kafeden çıktılar.

Kafeden çıktıktan sonra Akın ve Karanfil bir süre sessizce yan yana yürüdüler. Hava serinlemiş, gün batımının son ışıkları denizin üzerine düşmeye başlamıştı. Sahil her zamankinden daha sakin görünüyordu.

Karanfil, Akın'ın yanında yürürken ara sıra ona bakıyordu.

Bugün garip bir hâli vardı. Sanki söylemek istediği bir şey vardı ama bir türlü cesaret edemiyordu.

"Akın," dedi sonunda, hafifçe gülümseyerek. "Bugün neden bu kadar sessizsin?"

Akın ona baktı.
"Bir şey yok."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: 5 days ago ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

YARIM KALAN YEMİN Stories to obsess over. Discover now