-1-

31 3 4
                                        

TUTUKLU GELİN

"Gelinliğe ihtiyacım yok. Kirli şeyleri sevmem."

🕸🕸🕸

Düğünler... Düğünler, insanların sevdikleriyle buluştuğu, yiyip içtiği, eğlendiği; sevenlerin ise kavuştuğu çok özel kutlamalardır. Benimki de öyleydi. En azından dün geceye kadar. Bugün ise bir nezarette, üzerimde gelinliğimle oturmuş, dolandırıcı kocam hakkındaki gerçekleri sindirmeye çalışıyorum.

Evet, kocam tam da düğün günümde dolandırıcı çıktı. Ne şok ama değil mi?

Bu şokun üstüne bir de kocamın mensup olduğu dolandırıcı çetesinden sanıldığım için tutuklanmam eklenince, her şey daha da şok edici oldu. Meğer düğünüm de en az damat kadar sahteymiş. Nikah memuru sahte nikah kıymış! Zaten nikah memuru onlardanmış!

Sanırım dünyanın en şanssız gelini benimdir. Bir gelin en mutlu gününü nezarette, demir parmakların arkasında geçirmez çünkü. Ya da ne bileyim düğününe ani bir özel harekat baskını falan yapılmaz. Gelin dediğin düğünde misafirlerini ağırlar, eğlenir, sevdiğine kavuştuğu için mutlu olur. Kesinlikle tutuklanmaz. Hayallerini taşıdığı gelinliğine kir ve kan bulaşmaz.

Durumumun boktanlığını bir kenara bırakırsak, artık ağlamıyorum. Daha doğrusu ağlayamıyorum. Çünkü göz yaşlarım birkaç saat önce tükendi. Artık sadece öfkeliyim. O piç kurusunu yani damadı elime geçirdiğim an paramparça edeceğim. Bu da yeminim olsun! Ancak önce buradan çıkmalıyım.

Hapise falan giremem, zaten ben bir suç işlemedim ki! Nereden bilebilirdim 8 aylık sevgilimin, terör örgütlerine yardım eden bir dolandırıcı olduğunu! Yarabbi, hatırladıkça ruhum daralıyor. Terör örgütü ile ne işim olur ki benim? Vatanımı, milletimi, devletimi çok seviyorum ben!

O şerefsiz, haysiyetsiz de koca ülkede bula bula beni buldu! Namussuz piç kurusu! Seni elime geçirdiğim an parçalara ayıracağım Gökhan, ha bu da Sena Ateşkan yemini olsun! Kurşuna dizeceğim seni bok yiyenin oğlu!

🕸🕸🕸

Ankara/Gölbaşı
Polis Merkezi

2 Saat Sonra

"Hakkındaki soruşturma bitti, gelin hanım. Çıkabilirsin."

Duyduğum sesle düşüncelerden sıyrılıp başımı kaldırdım. Polis memurlarından biri, nezaretin kapısında durmuş bana bakıyordu. Gözlerim onun derin kahvelerine kenetlendi. O ise gözlerini hiç çekmeden, başıyla dışarı çıkmamı işaret etti.

Sonunda bu iğrenç yerden kurtuluyordum demek! Suçsuz olduğum anlaşılmıştı!

Yavaşça ayağa kalktım ve kapıya doğru ilerledim. Memurun bakışları hala üstümdeydi. Beni geriyordu, çünkü bana olan şüpheleri hala geçmemiş gibiydi. Gerildiğimi belli etmemeye çalışarak dışarı çıktım. Özgürlük gibisi yoktu gerçekten! Yere kapanıp şükredebilirdim.

Koridorun başında beni bekleyen avukatımın yanına doğru yürürken, arkamdan gelen sert ve emredici sesle durmak zorunda kaldım. Bu, o polis memuruydu.

"Duvağını unuttun, gelin hanım."

Başımı parmağıyla gösterdiği yöne çevirince, parmaklıkların arkasında duran duvağımı gördüm. Simsiyah olmuştu, beyaz rengi görünmüyordu. Masumiyet denen şeyden uzaklaşmış gibiydi.

Acem KızıStories to obsess over. Discover now