1

27 7 19
                                        

***

Sınıfın kapısını usulca açtığında büyük bir sessizlik karşılaşmıştı. Derin bir nefes aldı, bakışları masasında oturan hocasını bulmuştu.

"Hocam özür dilerim." sesi o kadar kısık çıkmıştı ki sadece kapı tarafında, ön sırada oturan ikili duyabilmişti. Müjde hoca, Arda'yı duyamadı fakat ne demek istediğini anlayıp usulca başını salladı.

"Geç bakalım" yüzünde gizlenmiş bir acıma duygusu yatıyordu. Arda'nın okula geldiği ilk gün de bu ifade vardı suratında. Zavallı çocuk, diye geçirdi içinden.

Arda daha ilk adımını atar atmaz sınıfın tüm dikkati onun üzerindeydi, ta ki Müjde hoca boğazını temizleyip dikkatleri üzerine çekene kadar. Arda rahat bir nefes verebildi sonunda. Adımlarını orta sıraya doğru yönelttiğinde gözleri cam tarafında oturan arkadaş grubuna kaydı. Birkaçı uyumaya geri dönmüş, birkaçı da hocayı dinliyordu.

Tek bir kişi hariç.

Onunla saniyelik göz göze gelişi bile Arda'nın içinde fırtınalar kopmasına sebep olmuştu. Gözlerini ilk kaçıran da yine Arda olmuştu. Alnına dökülen saçları sol gözünün üstüne doğru çekmeye çalışırken gizlediği şeyin daha da dikkat çektiğini fark etmemişti bile, çünkü üzerinde hissettiği o bakışların sahibi, Arda'nın her hareketini dikkatle izliyordu.

"Oğlum çok merak ettim ya" Arda, sırasına oturur oturmaz yanında endişeyle ona bakan arkadaşına döndü.

"Uyanamadım" nedeninin bu olmadığını arkadaşı da çok iyi biliyordu aslında. Ama üstelemedi. Arda'yı açmaya çalıştığı her denemesi hüsranla son buluyor, onu her zaman çaresiz bir şekilde teselli ediyordu.

Batu iç çekip önüne döndü. Arda ise çantasından çıkarttığı defterine hızla tahtakileri geçirmeye başlamıştı.

"Kalemini alabilir miyim?" Başlık yazmak için renkli bir kaleme ihtiyacı vardı ve Arda'nın sadece bir tane uçlu kalemi, Batu'dan ödünç aldığı 0.7 uç ve silgisi vardı.

Batu sinirle yanına döndü. "Bu izin alma meselesini çözdüğümüzü sanıyordum"

"Kendimi rahat hissedemiyorum" dudaklarını büzmüş ona sinirle bakan arkadaşına kısa bir bakış attı.

"Doğum günün gelsin seni kırtasiye ürünlerine boğacağım izle sen." Homurdanarak kalemliğinden çıkarttığı renkli kalemi Arda'nın önüne koyduğunda Arda'nın suratında samimi bir gülüş belirdi.

Batu ile bu senenin başında, aynı sıraya oturduklarında yakın olmaya başlamışlardı. Geçen sene de aynı sınıftalardı fakat Batu, Arda ile konuşma fırsatı çok bulamamıştı. Arda ürkek biriydi. Genelde insanlarla iletişim kurmak zorunda kalmadığı zamanlar dışında insanların arasında durmayı  çok tercih etmezdi. Kalabalığın arasında bir hayalet gibi kayboluverirdi.

Arda ile samimi olmak aslında biraz zor olmuştu. Arda gerçekten çok ürkek bir çocuktu ve kendinden bahsetmeyi hiç sevmezdi. Bu yüzden ortak noktaları bulmak oldukça zor olmuştu Batu için. Boş dersleri olduğu bir gün Arda'yı sınıfta tek başına otururken bulmuştu. Önce çıkıp gitmek istedi sınıftan ama Arda'ya baktığında bakışlarına yansıyan acıyı görmezden gelememişti. Dudakları titriyor, gözlerini kaçırıyordu yine de Batu ağladığını çok rahat anlayabilmişti.

"İyi misin? Bir şey mi oldu?" Arda'nın tam önünde durdu. Arda başını eğip olumsuz anlamda sallasa da olduğu çok aşikardı.

"Anlatamayacağın bir şey mi?"

Arda bu sefer başını yukarı aşağı usulca salladı.

"Peki yardım edebileceğim bir şey mi?"

Kangren - ArefBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin