0.1, teo

964 61 26
                                        

teoman: leyla

teoman: leyla

teoman: leyla

teoman:l

teoman:e

teoman:y

teoman:l

teoman:a

teoman: LEYLA

leyla: NE VAR

leyla: NE İSTİYORSUN SABAH SABAH YA

teoman: şey

teoman: bugün okuldan sonra ne yapacaksın

leyla: bu soruyu sormak için kahvaltıyı beklememenin sebebi nedir acaba

leyla: rahatsız adam

leyla: bilmiyorum denizle sinemaya gideceğiz sanırım hazır sınavlara ara vermişken bir rahatlayalım dedik

leyla: neden

teoman: hiç

teoman: merak ettim dönüşte bana ayak bağı olacak mısın diye

teoman: tamam o zaman

leyla: kabasın

leyla: ama biliyorsun ki yine de seni seviyorum

teoman: mıç mıç mı olduk sanki

leyla: höffffff

------------------------------

sadece çıkışta deniz ne yapacak bilmek istemiştim. her yerimin sızlamasıyla zor da olsa yataktan kalktım ve hızlıca soğuk bir duşa girdim. saçlarımın istediğim çekicilikte gözükmesi için bu her sabah gerekli bir adımdı maalesef. çıkışta basketbol antrenmanına kalırım belki diye düşünerek spor çantamı da toparladım ve aşağı kahvaltıya indim. gerçekten her sabah bu adamın suratını görmek enerjimi çekiyordu ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu. 1 sene daha dayansam yeterdi. 

"günaydın annecim, babacım."

"günaydın." 

"gönaydön." daha da boktan söyleseydin keşke, iyice benden nefret ettiğini belli edercesine.

tam bu sırada leyla da masaya teşrif etmişti ve hızlıca kahvaltımızı edip okula doğru yola koyulduk. 

aras ve kutay'ın yanına doğru yürüyordum ki çardakların orada onu gördüm. 

kulaklıkları kulağında, önündeki defterine bir şeyler karalıyordu. zaten onu izlediğim anların %90'ında falan bu haldeydi. ne de tatlıydı. bakışlarımı hissetmiş olacak ki kafasını kaldırdı ve bize doğru baktı. hemen gözlerimi kaçırdım ve yürümeye devam ettim. leyla deniz'e el salladı ve aras'ın yanına koştu.

yanağına ufak bir öpücük kondurup bir nefeste "aşkım günaydın ben deniz'in yanına geçiyorum yukarıda görüşürüz." dedi ve aras'ın hiçbir şey demesine fırsat kalmadan koşarak en yakın arkadaşının yanına gitti.  

ne güzel, sabah akşam beraberler. keşke ben de sabah akşam denizle beraber olsam. 

"abi leyla'nın yerinde olmak istediğini çok belli ettin sanki o bakışlarla." diyen kutay'a döndüm ve ensesine bir tane şaplattım. 

"oğlum sussana biri duyacak salak saçma şeyler söyleme bahçenin ortasında."

"yalan da söylemiyor ya şu kıza açıl ya da böyle bakıp durma artık be." dedi aras kıkırdarcasına. 

resmen bu acımdan zevk alıyorlardı. insanın dost bildikleri işte. 

"ne diyeceğim kıza abi, "ya sen benim ikizimin en yakın arkadaşısın ama ben sana çok aşığım ve seninle beraber olmak istiyorum, lise sonda  böyle bir topu kucağına bırakıyorum artık ne yaparsan yap bununla." mı diyeyim. ne mal adamlarsınız." diye tısladım.

ikisi de omuzlarını silkti ve yavaş yavaş okula geçtik.

------------------------------

teoman: akşam 

teoman: leyla ve deniz sinemaya gidecekmiş

teoman: biz de gidip orada karşılaşmış gibi yapsak mı 

kutayisko: kanka peki bunun için derste yazmana gerek var mıydı

kutayisko: teneffüste söyleyemiyorsun çünkü dimi

aras enistem: dırdır ne konuşuyorsunuz ya derste

aras enistem: ekranım yandı durdu bi ders dinletmediniz

kutayisko: ben basketbol antrenmanına kalacağım valla gelemem hiçbir yere

aras enistem: leyla'yla daha yeni "her şeyi beraber yapamayız, birbirimize alan tanıyalım aşkım" konuşması yaptık bu akşam o sinemada bulunamayacağım dostum

aras enistem: can güvenliğim açısından en iyisi 🙏🏼

teoman: iyi be

teoman: ne ağladınız

teoman: gelmezseniz gelmeyin ben de basketbola kalayım bari

kutayisko: iyi bir wingman olamadığım için özür dilerim 😔

------------------------------

derin bir oflama ile telefonumu sıranın altına koymuş olacağım ki deniz'in bakışları bana kaydı. hemen yan sıramda oturuyordu. 

keşke yanımda olsaydı. sıra arkadaşım. 

dudağımın bir kenarını hafifçe kıvırarak ona baktım ama o hızlıca önüne döndü. hiç pas vermiyordu ki. hiçbir zaman. yıllardır leyla ile o kadar yakınlardı ama şimdiye kadarki ona yaklaşma çabalarımın hepsi duvara toslamıştı. 

9. sınıfta onunla belki baş başa kalabiliriz diye resim dersi almıştım. olmadı.

10. sınıfta leyla ile bizim eve geldiği günlerin hepsinde istisnasız onunla muhabbet etmek için çabalamıştım. olmadı.

11. sınıfta oynadığını bildiğim bir bilgisayar oyununu öğrenip oynamak için birçok kez teklif etmiştim. tahmin edersiniz ki, olmadı.

artık umudu kesmiştim. beni mutlu eden tek şey, sadece bana karşı böyle değildi. genel olarak sessizdi. yalnızdı. mesafeli veya soğuk değildi aslında, girdiği her ortama uyum sağlayabilen biriydi ama muhabbetleri ilerletmeyi tercih etmiyordu. sakin deniz kızım benim.

korktuğum şeyse üniversiteye gittiğimizde ondan tamamen kopmak ve her gün onu görememekti. ankara'ya gitmek istediğini biliyordum, bir gün leyla'yla konuşurken duymuştum. o günden beri tüm üniversite planlarımı ankara'da olacak şekilde düzenlemiştim ve onun hiçbir şeyden haberi bile yoktu. 

hiçbir şeyim olan kızla beraber olacak şekilde bir gelecek planlıyordum. aras haklıydı galiba. benim artık bu işi çözmem gerekiyordu. 

üniversiteye gidene kadar deniz'i kendime aşık edecektim. 


honeybee | teodenLa tua prossima ossessione. Scoprilo ora