1.Bölüm: Elveda

47 4 19
                                        

Selam canımlarr. Umarım iyisinizdir. Yeni bir kurgu, yeni bir başlangıç. Umarım severek okursunuz.

Şimdiden iyi okumalarrrr..

***

Normalde insanlar güneşin doğuşuyla uyanmaktan çok hoşlanırlar.

Amma ve lakin bu benim için geçerli değil arkadaş. Bune böyle, resmen gözlerim felç geçirdi. Zaten uyanmakta zorlanan ben şimdi daha da zorlanıyordum.

Yatakta ağır ağır kıvranıp perdeye yöneldim. Tam bir kaç santimle değecekken kendimi yerde buldum. Ne kadar da güzel bir gün(!). Belimin kırılmadığını ümit ederek ayağa kalktım. Yatağın diğer ucundaki telefonumu alarak saate baktım.

O da ne öyle. Saat 12.30 olmuş. Vay babam yaa. Hemen üstümü giyinmek için dolabıma yönelmiştim ki kenardaki aynamdan saçımın kuş yuvasına döndüğünü fark ettim. Hasbin Allah gerçekten. Hemen kendimi duşa atıp çok uzun süre durmadan işimi halletmiştim. Duştan çıktığım gibi dolapta ne bulduysam giyinmeye başladım.

Neden bu kadar acele yaptığımı sorarsanız. Sabah ki işim için sadece yarım saatım kalmıştı. Zaten geçen günde aynı şekilde geç kaldım ve fırça yedim. Birde üstüne bu hafta da geç kalırsam pek hoş şeyler olmayabilir.

En son saçımın üstünden biraz taradıktan sonra kendimi dışarı attım. Neyse ki bu hafta bizimkiler tatile gitmişlerdi. Böylece rahat bir şekilde ses çıkartabiliyordum. Gitmem gereken yer oldukça uzaktaydı ama zaten koşma konusunda bir numara olduğum için beghh sıkıntı değildi. Uzun süren bir koşturmanın ardından mekana varmıştım. İçeri girdiğimde tekrar saate baktım. Tam 5 dakika önce varmıştım. Derince bir ohh çekip içeriye girdim.

Girdiğimde içeride bizim çalışanları ve birkaç tane daha kişiyi daha gördüm. Galiba denetleme yapmaya gelmişlerdi.

"Murat abi! Ben geldim."

Mutfaktan içeri girdiğimde garson önlüğümü alıp bizim aşçının yanına gittim.

"Ooo, Açelya erken gelmişsin bakıyorum da. Beklenmedik hareket gerçekten."

"Yaa abi utandırıyorsun ama beni. Valla bu bacaklar boşuna mı var. Madalyalı bunlar madalyalı."

Murat abi her zaman yaptığı gibi yine gülmüştü. Elindeki bıçağı bırakıp kenara doğru bir sandalye çekti ve oraya oturdu.

"Valla kızım gurur kaynağımızsın. Bu arada olimpiyat maçları ne zaman bakalım."

"Ya abi bende tam olarak bilmiyorum. Zaten geçenki maç çok kötüydü. Bizim kız erkek karışık gurup var. Bende ilk çıkıyorum ya. Hep yanımda erkek oluyor maşallah ben sırf kızım diye demedikleri kalıyor."

"Amann boş versene kızım ya sen önüne bak herşey iyi olucak ben senin hep arkandayım."

"Teşekkürler. Neyse ben masalara bakayım."

Başıyla onayladıktan sonra mutfaktan dışarı çıktım. Burası oldukça büyük bir restorantı. Genel olarak babam bana para vermediği için kendime harçlık çıkarıyorum diyebiliriz. Murat abi de buranın baş şefi. Maşallah abimin yaş ellileri bulmuş ama hiç göstermiyo.

Ben kendimi bildim bileli hep bana yardımcı olurdu. İyi günümde iyi günümde..., her zaman kısaca. Neyse özetlemek gerekirse bana hayatı sevdiren biri desem anlaşılır her halde.

Bu gün de her zamanki gibi geçti. Saat sekiz de mesayim bitiyor. Şuan ise saat 19.30 yani sadece yarım saatım kaldı. Gerçekten kazasız belasız günler en sevdiğim, en sevdiğim.

Açelya'mStories to obsess over. Discover now