Her şey beni kül eden adamla başladı. Babamla hayat zordu, her zaman belirsizdi; bazen ağlatır, bazen güldürürdü. Hayatımız böyleydi işte. Baba ve kötü adam aynı kişiydi ama bize yaşattıkları farklıydı. Önce anneme gösterirdi kötü adamın yaptıklarını. Annem belli etmezdi, uzun bir süre hiçbir şey anlamadım. Belki de anlamamamı istiyordu, belki beni korumaya çalışıyordu ama bir süre sonra ben de anlamaya başladım. Belki saçmaydı yaptığım, belki onu durduramazdım, belki de sadece küçücük bir çocuğun deli cesaretiydi ama anladığım an babamı durdurmak için annemin önüne atladım. Babam çok öfkeliydi, çok sinirliydi; önce karşısına atlamama kızdı, sonra öfkesini annemden değil benden çıkardı. Günlerce ne okula gidebildim ne yürüyebildim ne de yataktan çıkabildim. Tek çocuktum ve o yaşta koruyabileceğim tek bir insan vardı. Bir tek annem vardı benim. Tanıdığım akrabam, bildiğim dostum, sığındığım tek insan oydu. Küçücük bir çocuktum ama annemi korumam gerektiğini düşünüyordum.
Babamın zulmü bitmedi, hatta artık hep o kötü adamdı sanki. Nefreti büyümüştü, öfkesi büyümüştü ve babamdan geriye yalnızca zulmeden bir adam kalmıştı. Ama artık anneme dokunmuyordu. Hatta annemi görmüyordu bile. Tüm öfkesini, tüm kinini çıkaracak başka birini bulmuştu. Ben kendi ellerimle babama teslim olmuştum. Evet, canım yanıyordu. Hâlâ vurduklarının acısını hissederim bazen, yıllar geçmesine rağmen bazı acılar insanın bedeninden değil, hafızasından çıkmıyor. Ama artık annemin canı acımıyordu. Bedeninde yaralar yoktu, fakat ruhu suçlulukla ve hastalıkla her geçen gün biraz daha yoruluyordu. Sonunda bu dünyaya daha fazla dayanamadı ve beni o adamla, o adamın eziyetleriyle baş başa bıraktı.
Ama ben vazgeçmedim. Okul çıkışlarında çeşitli işlerde çalışıp para biriktirmeye başladım. On sekizimi bekliyordum. Tamı tamına sekiz yıl boyunca bu zulme katlandım. Her gün biraz daha büyüdüm, her gün biraz daha sustum ve her gün kendime bir çıkış yolu hazırladım. En sonunda üniversiteyi dışarıdan yazdım. Biriktirdiğim para artık oldukça çoktu ve kendime dışarıda yeni bir hayat kurabilirdim. Başardım da. Bir gece evden kaçtım. Yaralarımı kendim saracaktım. İstanbul'a doktor olmaya geldim.
Tamı tamına on yıl geçmişti.
Artık bir doktordum. Babamın zulümleri geride kalmıştı; annemin acıları, komşuların dedikoduları, çocukluğumun korkuları ve hayatımın yanarak geçtiği o yıllar çok uzaklarda kalmış gibiydi. Kendime yeni bir hayat kurmuştum. Bazen insan geçmişini geride bıraktığını sanıyor, oysa bazı insanlar geçmişten çıkıp gelmiyor; insanın içinde bir yerde yaşamaya devam ediyor. Ben de bunu yıllar sonra öğrendim.
Çünkü ben yakmayı çok küçükken öğrenmiştim.
İlk yaktığım kişi de babamdı.
Ve şimdi, yıllar sonra, İstanbul'da kendi kurduğum hayatın içinde, beyaz önlüğümü üzerime geçirip hastanenin koridorlarında yürürken geçmişimi siliyor hayalimdeki çocuğu güldürüyordum ve uzaklardaki annemi...
EVETTT YENİ KURGUM NASIL YORUMLARI ALİYİM GÜZELLİKLER GECE GECE İLHAM PERİLERİ GELDİ VE YAZDIM NASİLLLLL AMAAAA İYİ OKUMALAR ÖPÜLDÜNÜZZZ😙✨
ESTÁS LEYENDO
ATEŞ VE KASIRGA
RomanceAteşler içinde yanmaya alışkın olan bir kadındı cevher hiç yakınmadı yanmaktan yanarken yaktı hatta ta ki hayatına bir kasırga gibi gelen adam tüm oyunu tekrardan değiştirene kadar o adam ya kasırgayı ateşe çevirecekti yada ateşi yok edecekti fakat...
