We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

01

265 24 87
                                        

Havanın soğukluğunun insanın içine işlediği bir geceydi yine. Karanlık hafiften çökerken, çocuk anlıyordu iş saatinin yaklaştığını. Çıkmadan yarım saat önce tamamen hazırlandı. Küçük çantasının içine gerekli olan eşyalarını attı. Ardından babaannesinin yemeğini hazırladı. Yanına gitti, sandalyesine oturdu ve büyük bir sabırla, kadınla konuşa konuşa yemeğini yedirdi. Kadın ne kadar yaşlı olsada, aklı o kadar gençti. Eski bir edebiyat öğretmeniydi. Fakat şimdi tek öğrencisi vardı gerçekten hayata hazırlamaya çalıştığı. Bedeni aklına yetişemiyor, kadın alt bedenini bile kullanamıyordu. Ama torunu neyseki ona yetiyordu.

Çocuk babaannesinin yumuşak yanaklarını öptü. Ardından televizyon kumandasını, bir şişe suyu,ve kadının asla yanından ayırmadığı, her zaman zamanını yazmakla değerlendirmek için kullandığı defter kalemini ve kalan gerekli olacak eşyaları yanına bıraktıktan sonra çıktı.

Otobüs durağına doğru yol aldıktan sonra vardığında oturaklara oturup bekledi. Dakikalar sonra tam vaktinde gelen otobüse bindi ve kulaklıklarını takarak kendini sakin bir müziğin ritmine bıraktı.

☁️

İş yerine vardığında önlüğünü giydi ve tezgahın başına geçti. İçkileri hazırlamaya başladı. Barın açılmasına 15 dakika vardı. İçkileri hazırlarken farketti ki, bugün daha dalgın hissediyordu.
Sadece uyumak istiyor, yorgunluğu üstünden atmak istiyordu. Ama hayatını daha da zorlaştırmasına hiç gerek yoktu. Gözlerini ovuşturup derin bir nefes aldı. "Sadece bir kaç saat dayan." diye fısıldadı kendi kendine ve devam etti.

☁️

Servis yapmaya başlamıştı. Zaten küçük bir mekandı. Tekrar tezgaha döndüğünde hiç masa siparişi olmamasıyla rahatladı. Arkasını dönüp bardak kurulamaya başlayıp, bir kaç dakika sonra önüne döndüğünde bar taburesine oturmuş bir beden vardı. Hemde bakışlarının tam da kendisinin üstünde olan bir beden. Kaç dakikadır izliyordu onu? Çocuk bir an afalladı, izlenmek ve izleniyor olma hissi en nefret ettiği şeyler arasındaydı.

Derin bir nefes alıp sinirlerini yatıştırdı.
"Hoşgeldiniz, ne alırdınız?" diyebildi az önce onu izleyen çocuğa. Fakat şimdi daha dikkatli bakabilmişti. Çocuk onun yaşlarındaydı, esmer bir teni ve hafif dalgalı siyaha çalan saçları vardı. Gözleri... adeta boş bakıyordu, kurumuş dudaklarında ise hiç bir hareket yoktu.
Bir şey düşünüyor gibiydi.

Konuşmak için ağzını araladı ve "Bir viski." dedi dümdüz bir sesle. Çocuk onun dertlenipte içmeye gelenlerden olduğunu seziyordu. Ama normaldi, burası öyleleri ile doluyordu genelde.

İçkiyi servis ettiğinde esmer çocuk ona baktı, ardından gözlerini yaka kartına indirdi. Hafifçe gülümsedi, sesli bir şekilde okudu.

"Efe."

Efe, adını tanımadığı bu çocuktan duyunca irkilmişti. Yaka kartı aklına geldi ve hızla rahatladı.

"Buyrun?"

Cevap vermedi. Bardağından bir yudum aldı. Sanki esmer çocuğun sessizleşmesi ile tüm mekan sessizleşmişti. Kafası dalgın görünüyordu. Efe alışık olduğu tiplerden biri olduğunu düşündü. Ve yine birilerinin derdini sırtına alacak gibi hissetti. Sadece içinden içip içip susmayanlardan olmaması için dua ettiği düşüncelere dalmışken, çocuğun tekdüze sesiyle düşünceleri yarıda kesildi.

"Hoş bir tarzın var."

Efe adamı süzdü, gerçekten garip biriydi.

"Teşekkür ederim,sizinde öyle." diyebildi.

"Biraz yalancısın ama."

"Efendim?" Efe'nin şaşkınlıkla kaşları havalanmıştı.

"Komplekslerin var gibi. Kendini çok beğenmiyorsun bence. Ha birde benim tarzımda güzel falan değil, asıl oradan yakaladım yalanını." dedi hafifçe sırıtarak. Efe kendi hakkında yapılan bu gözleme hiç tepki veremedi. Çünkü doğru olduğunu biliyordu. Fakat nasıl sadece bir kaç dakikalık gözlemle bunları anlayabilmişti bu çocuk? Ayrıca çocuğun tarzının hiç kötü olduğunu düşünmüyordu. Hatta, gayet yakışıklı olduğunu savunurdu.

All I Need,Aref Stories to obsess over. Discover now