0. Bölüm - Ne İsterseniz Yaparım

741 51 410
                                        

not: Diziyi çok izlemiyorum, son bölümdeki Nuray'ın Şebnem'e yalvardığı sahneden ilham alarak bir hikaye kurguladım. Bu giriş bölümü, sonraki bölümleri de buradaki anlaşmalarının üzerinden yazacağım.

Diziden bağımsız olacak, diğer karakterleri pek katmayacağım, ikisinin arasında dom x sub tarzı bir dinamiğin olacağı şekilde ilerleyecek. Herkese hitap etmeyebilir. Şimdiden iyi okumalar dilerim. ❤️

*

Nuray banyoda aynaya bakıyordu. Gözleri yorgunluktan şişmişti. Eli istemsizce karnına gitti. Orada bir bebek yoktu artık. Şebnem'in tehdidinden sonra gidip bebeği aldırmıştı. Gerçi bebeği aldırmasa ne kazanacaktı ki? Hakan bebeği öğrenir öğrenmez yüz çevirmişti ondan. Bunca zaman yaşadıklarının hiçbir değeri yokmuş gibi davranmıştı. Hiç değilse biraz vicdana gelir, ona daha çok değer verir sanmıştı, ama olmadı.

Hakan'a güvenmekle hata etmişti en başından. Onu karısına tercih etmeyeceği her zaman belliydi. Zaten ona üç beş parça kıyafet, birkaç ev eşyası ve pahalı çanta almak dışında ne faydası olmuştu ki? Kullanmıştı işte onu.

Şimdi eskisinden daha beter şekilde mahkum olmuştu bu sefil hayatına. Daha kötüsü de ilişkileri ifşa olduktan sonra yaşananlardı zaten. Şebnem'in güvenini, onun yanındaki yerini kaybetmişti bir kere. Artık ne vakfa gidebiliyordu ne de sosyalleşeceği bir alan bulabiliyordu. Kendini değerli, işe yarar hissettiği tek yeri kaybetmişti.

Aptal kafam.

Kim kocasıyla yatan, ondan hamile kalıp bir de teknesini kundaklayan bir kadını yanında dolaştırır ki? Hapse girmediğine şükretmeliydi. Bunu biliyordu bilmesine ancak, hayatına duyduğu tiksinti bu bilinci tuzla buz ediyor, onu gurursuzca şeyler yapmak için dürtüyordu.

Kendini dizilerle, ev işleriyle oyalamaya çalışsa da işe yaramıyordu. Bu eve ve sefil hayatına duyduğu nefret daha da artıyordu. Artık evdeki fısıltıya bile tahammülü kalmamış, aklını kaybedecek gibi hissetmeye başlamıştı.

Öğleden sonra çantasını aldığı gibi evden çıkıp Şebnem'in evinin önüne geldi. Şebnem bir misafirini uğurluyordu, Nuray'ı görünce yüzündeki tebessüm anında kayboldu.

"Sen hangi yüzle geliyorsun buraya?"

Nuray, yutkunmaya çalışırken elindeki çantasını sıkı sıkı tuttu.

"Şebnem Hanım, biraz konuşabilir miyiz?"

Şebnem alaycı şekilde güldü. "Konuşmak mı? Aklını kaçırdın sen herhalde. Sen hâlâ benim karşımda konuşabileceğini mi düşünüyorsun?"

"Tamam, istediğinizi söyleyin bana... Ben de alıp kabul edeyim. Zavallıyım ben. Yüzsüzüm." Burnunu çekti. Evden makyaj bile yapmadan çıkmıştı. Yüzündeki tek renk, ağlamaktan dolayı burnunda oluşan kızarıklıktı. "Aşağılık ne varsa hepsiyim..."

Şebnem tek kaşını kaldırdı. Sesi alaycıydı. "İnsanın kendini bilmesi güzel. Geç de olsa tebrik ederim. Ee?"

"Ben dediğiniz her şeyi aldım kabul ettim Şebnem Hanım. Siz de beni dinleyin şimdi, ne olur... Benim artık yüzümü yerden kaldıracak halim kalmadı. Sizden başka çarem de yok..."

Nuray, çekingen bir şekilde bir adım yaklaştı. Gözleri dolu doluydu. Şebnem'in yüzünde bir anlık ona acıyan bir ekşime belirip kayboldu.

"Şebnem Hanım, size yalvarırım. Beni bu sefil hayatıma mahkum etmeyin, ne olur."

Şebnem derin bir iç çekip gözlerini kapattı. Sonra uzun tırnaklarını avuçlarına batırarak yumruklarını sıktı.

"Nuray bak, zaten sinirlerim tepemde. Çık git evimden, bütün hırsımı senden çıkartmayayım şimdi."

Daha 17 | Şebnem & Nuray Stories to obsess over. Discover now