bir

181 14 20
                                        


2025

özgürlüğü, özgür hissetmeyi mumla arar olduğumuz bir dünyada yaşıyor olmak birçok gencin varoluşsal sancılarını doğursa da, kendi adına konuşacak olursa, milan özgürlüğünü çok erken yaşta bulmuştu.

aykırı bir çocuktu.

özgürlük onun için iki veya üç pedala bakan bir şeydi. daha ehliyeti bile yokken sokak yarışlarına katılarak başlayan araba serüveni, okumak istediği bölümle birleşince kendisini şu an olduğu yere getirmişti.

ailesiyle her ne kadar bu konuda ters düşse de tutkusu olan şey onun kaçışı, terapisi olmuştu. insanların çoğunun aksine ne yapmak istediğini çok küçük yaşlarda biliyordu ve bunun uğruna göze alamayacağı pek az şey vardı.

istanbul üniversitesi gazetecilik bölümünden mezun olur olmaz bir spor kanalında çalışmaya başlamıştı. kendi işini kurana kadar para kazanmak için girdiği bu işte beklediğinden çok daha başarılı olmuştu. sevilen bir muhabirdi, işini titizlikle yapıyordu ve ortalamanın üstünde bir tipe sahip olduğu da inkâr edilemezdi.

kendi işini kurarken zorlanacağını düşünmüştü ancak yanılmıştı.

önce tek başına formula 1 ile alakalı bir instagram hesabı açarak başlattığı mesleği zamanla bir web sitesine dönüşmüş, ardından her departman için çalışanları olan küçük bir ekibe evrilmişti. büyük bir ekip değillerdi lakin birbirlerinden farksızlardı. birbirlerinin hayatına yalnızca iş arkadaşlığıyla değil, aileden farksız bir bağla dahil olmuşlardı.

haber yazmak, yarıştan yarışa koşmak ve sevdiği sporu insanlara anlatmak milan'ı gerçekten mutlu ediyordu.

üstelik yeni sezonun başlamasına yalnızca birkaç saat kalmıştı.

otel odasından çıkmadan önce aynanın karşısında son kez kendine baktığında, üstündeki ferrari tişörtü ve daha yeni boyattığı saçlarını gizleyen kırmızı şapkasıyla oldukça iyi göründüğünü düşünüyordu. giriş kartını cebine koyduktan sonra kamerasını boynuna asmış; cüzdanını, telefonunu ve kaldığı odanın anahtarını cebine sıkıştırıp odadan ayrılmıştı.

koridora çıktığında yüzüne vuran serin hava, otelin ağır ve sessiz atmosferinden kopmasını sağladı.

yeni sezon sonunda başlıyordu. bu spora delicesine aşık biri olarak inanılmaz heyecanlıydı ve çaylakların performanslarından ziyade, herkes gibi lewis hamilton ile ferrari birleşmesi için deliriyordu.

on yedi yıllık şampiyonluk hasretleri son mu bulacaktı yoksa sayı on sekize mi çıkacaktı?

otelin az ilerisindeki piste doğru yürürken aklına gelen birkaç haber başlığını telefonuna not etmiş, bir yandan da etrafın fotoğraflarını çekmişti. sabahın erken saatlerine rağmen çevredeki hareketlilik giderek artıyordu. takım çalışanları bir yerlere yetişmeye çalışıyor, gazeteciler ellerindeki kameralarla sağa sola koşturuyor, taraftarlar ise henüz yarış başlamamış olmasına rağmen sezonun ilk heyecanını yaşıyorlardı.

kısa bir yürüyüşün ardından piste girdiğinde direkt padokların üst kısmına çıktı. ferrari garajının tam üstündeydi. ve ilk defa buradaymışçasına heyecandan titriyordu resmen.

her yarışta aynı heyecanı yaşamasına rağmen bunun ilk yarışın verdiği farklı bir büyüsü vardı. sezonun ilk yarışı, yeni araçlar, yeni pilotlar ve özellikle de ferrari'nin ihtişamlı kırmızısının altında yarışacak olan lewis hamilton...

bir süre yiyeceklerin olduğu kısmı geçip tanıdık birkaç kişi görme umuduyla etrafa bakındı ancak nafileydi. az ötede röportaj yapan yabancı birkaç haber spikeri vardı sadece.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 11 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

iris || milbarStories to obsess over. Discover now