Zavalli yavrucak.

7 1 4
                                        

İki hukuk öğrencisi. Kanı kaynayan, yaşlarının deli - dolu zamanları. Bir gece aldıkları alkolün dozunu fazla kaçırmış ve birlikte olmuşlardı. Aradan bir süre geçmişti ve genç kız hamile olduğunu öğrenmişti. İkisinin de bu çocuğa bakacak ne zamanı, ne imkanı, ne de hevesleri vardı. Genç kız hamile olduğunu öğrendiğinde bu "iyi" haberi sevgilisiyle paylaşmış ve ne olacağı hakkında uzun uzun düşünmüşlerdi. Genç adam, kara-kara düşünmüş ve para karşılığı çocuğa bakacak bir dadı bulmuştu. Genç adam yüklü bir miktar karşılığı, bazı gizlilik şartlarını korumak şartıyla çocuğa bakmak için kadınla konuştu ve kadın teklifi kabul etti. Genç kıza kalan sadece çocuğu doğurmak ve kadına bırakmak olacaktı. Zorlu geçen 9 ayın ardından, alel acele hasteneye kaldırılan kadın, sağlıklı bir şekilde çocuğunu doğurdu. Genç çiftin yüzünde hiç de öyle yeni ebeveyn olmanın sevinci yoktu.

-Zaman atlaması-

Küçük bebek dadısının kucağına verildi. Kadın daha gözleri bile görünmeyen bebeğin nur topu gibi olan yüzüne baktı.

"Zavallı yavrucak" diye serzenişler etti içinden. Yüzünde tebessüm belirmişti çocuğu incelerken. Sanki bebek onu duyuyormuş gibi soru sordu ona fısıldayarak "İsmin ne olsun bakalım senin?"

-16 sene sonra-

Bahçede çiçeklerle ilgilenen babaannesi olarak bildiği dadısına yardım ediyordu küçük Jeongguk. Evet, ismi Jeongguk'tu. Babaannesi bu ismi seçmişti ona.
Çok seviyordu ismini. Sonuçta babaannesinin armağanıydı. Bildiği kadarıyla annesi ve babası başka bir ülkede birlikte çalışıyorlardı. Sık sık olmasa da arada Jeongguk'u ararlardı ve bu konuşmalar sadece soğuk bir "nasılsın", "okul nasıl gidiyor" şeklindeydi. Gerçek hayatta görmemişti hiç onları. Görmek ister miydi peki? Muammaydı. Babaannesiyle hayatı gayet iyiydi. Hiç kavga etmezlerdi, birbirlerini çok severlerdi.

"Bunu nasıl yapacağım anne?" diye gördüğü ve öğrenmek istediği her şeyi sorardı 'anne'sine. O da her defasında özenle ve aynı hevesle anlatırdı Jeongguk'a.


Babaannesine 'anne' diye seslenirdi küçük Jeon. Hem babaanne kelimesi uzun olduğu için, hem de gerçek anneliği ondan gördüğü için. Babaannesi de ses çıkarmazdı. Alberta, Jeongguk'a belli etmese de kızgındı, kırgındı anne ve babasına karşı. Küçük yavrucağın ne suçu vardı ki. Onu yalnız bırakmaya ne gerek vardı? Daha küçücük çocuktu sonuçta, ne zararı olabilirdi? Madem böyle bir sorumluluk alamayacaklardı neden önlem almamışlardı? Gerçekten kafa karıştıran, mide bulandıran çok fikir ve soru vardı ancak kadın bunları sorgulamayı bırakalı çok olmuştu.

Albertanın, yani Jeongguk'un dadısının çocuğu olmuyordu. Hatta çok sevdiği eşi Albertayı bu yüzden terk etmişti. Alberta yıllarca depresyona girmiş, hayatını mahvetmişti. Tabii, ta ki Jeongguk'un babası onu bulana kadar. Bu teklifi duyunca çok mutlu olmuştu, Alberta. Çünkü bir oğlu olacaktı. Depresyona girme sebebi eşinin onu terk etmesi değil de, daha çok çocuğunun olmayacak olmasıydı; ancak artık olabilirdi. Bu yüzden hiç sorgulamadan teklifi kabul etmiş, Jeongguk'u almış, tıpkı kendi çocuğuymuşcasına çok severek adeta üstüne titreyerek büyütmüştü bebeğini. Jeongguk kendi çocuğu değildi ancak çok düşkündü oğluna. Kendi canından çok seviyordu onu, hiç onu başka aileden gelmiş bir çocuk gibi görmemişti. 16 yıl boyunca Jeongguk'a mükemmel bir hayat vermişti. Çok mutluydu Jeongguk, çok seviyordu annesini. Alberta ile arası iyi olduğu için hiç annesizlik, babasızlık duygularını tatmamıştı Jeongguk.

Hep Albertayi anlattik, biraz da Jeongguktan bahsedelim degil mi? Jeongguk disardan bakildiginda pek insan sevmeyen birisiydi. Ancak sevdiklerine karsi cok samimi, eglenceli bir cocuktu. Pek arkadasi yoktu. Okulda 3 kisi ile takilirdi genelde. Hoseok, Jimin, Yoongi. Yoongi en yakiniydi. Abisi gibiydi. Hepsinden 3 yas buyuktu ve son sinifti. Evet, sinifta kalmisti. Evet, 2 kez.

Butun bunlarin disinda 1 kisi daha vardi. Yujin. Jeon ile ayni siniftaydi, sessiz bir kizdi. Genellikle tek takilirdi. Ve Jeon ondan hoslaniyordu ancak gidip acilmaya da cok cekiniyordu. Daha once hic sevgilisi olmamisti. O yuzden bu seylere pek giremiyordu. Ancak artik konusmasi gerekiyordu, degil mi? Okulu bitirmesine 1 sene kalmisti sonucta. Ne olacagi belli degildi. Bu nedenle kararini vermisti, cok gec olmasan Yujin ile konusacakti. 

Tam da bu nedenle, simdi okula gec kaliyordu. Cunku sabaha kadar heyecandan uyuyamamisti.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 10 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

kar çiçeği.Stories to obsess over. Discover now