0.0

202 23 4
                                        

Yolda düşüp bayılmamak adına dolaptan bulduğu, bir ısırık alıp bıraktığı salatalığı çiğnerken odasına girip kapıyı kilitlemişti kıvırcık oğlan.

Saat gece yarısına geliyordu, ailesi muhtemelen çoktan uyumuş olmalıydı, yani çıkıp biraz hava almak için tam zamanıydı.

Oldukça yavaş adımlarla sessiz olmaya çalışarak penceresini açmasının ardından dikkatlice kendini aşağı bırakması uzun sürmemişti.

Ayağının üstüne düştüğü için acıyla yüzünü buruştururken ayağa kalkıp toparlanmaya çalışmıştı ancak nafileydi, vücudunda en ufak güç yoktu. Anlaşılan salatalık ona yetmemişti. Umursamamaya çalışarak zor bela bir şekilde doğrulmuş ve sokağın ortasında öylece yürümeye başlamıştı.

Havada yaz gecesi serinliği olmasına rağmen hiçbir esinti yoktu, bütün sokaklar çok sessiz ve her yer son derece durgundu.

Ne kadar zaman geçtiğini bilmeden öylece yürüdü, o kadar çok düşüncelere dalmıştı ki kulaklığını evde unuttuğunu henüz fark edememişti bile.

En sonunda adımları onu bir parka getirmişti, sokak lambaları yanıp söndüğü için ortalığı tam olarak aydınlatamıyordu, dolayısıyla ileride birinin olup olmadığını göremiyordu. Gerçi görse bile muhtemelen çok da umurunda olmazdı.

Yavaş adımlarla rastgele bir bankın önüne gelince durdu ve kendini belki de son gücüyle öylece bıraktı.

Evet, bacakları tutmuyor gibi hissediyordu, adım atarken olmasa bile yürümeyi bıraktığı ve ayakta dikilmeye başladığı an bacaklarının titremesi artık alıştığı bir şeydi.

Cebinden çıkardığı sigara paketini kucağına bırakırken çakmağını bulmak adına ceplerini yokluyordu.
Eline bir şey gelmeyince kaşlarını çatması hızlıca verdiği bir refleksten fazlası değildi.

Oflayarak kafasını yukarı kaldırıp yıldızlara bakmaya başladı, yakınlarda pek fazla ışık olmadığı için oldukça net görünüyorlardı. Sanki sakinleşmeye çalışıyormuş gibi gözlerini bir süre indirmemişti.

Dakikalar sonra nihayet etrafını gözlemlemeye karar verdiğinde karşısındaki bankta boylu boyunca uzanan bedeni fark etmesi uzun sürmemişti. Boyu uzun olduğu için banka sığmayan ayaklarına ve yüzünü örten şapkasına baktı. İçten içe gerçekten uyuyup uyumadığını, ya da neden burada olduğunu merak etmişti.

Gerçi doğru, onu ilgilendirmezdi. Evet ilgilenmemeli, istediği gibi hava alıp evine dönmeli ve ders çalışmaya devam etmeliydi. Durduk yere başını belaya sokmasına gerek yoktu.

Ama öyle olmadı, ne yaptığını bilmiyormuş gibi banktan kalkmış, büyük adımlarla az önceden beri kafasını kurcalayan bedenin tam olarak önünde dikilmeye başlamıştı.

"Çakmağın var mı?" Nereden geldiğini bilmediği özgüveniyle neredeyse duyulmayacak kadar kısık sesle konuştuğunda anlık olarak gözlerini kırpmayı dahi unutmuştu.

Bir süre ses gelmeyince tam kafasında eve dönmek için planlar yaptığı esnada açılan yeşil gözlere adeta kitlenmişti.
Az önce sakinleşmek için baktığı yıldızlar bile bu kadar parlak gelmemişti kıvırcık oğlana. Onlar bile bu kadar ilgisini çekememişti.

Onu mest eden gözlerin sahibi saf bakışlarla etrafı inceliyordu, muhtemelen neler olduğunu bile anlamamıştı. Ancak sormaya fırsat bulamadan onu uyandıran bu kıvırcık saçlı çocuk arkasını dönüp hızlı adımlarla parkın çıkışına doğru yürümeye başladığında kelimelerin ağzına tıkıldığını hissetmişti.

makarayiz abi

barış
az once cok garip bir sey oldu
iletildi 03.02

---

oncelikle selam

bu fic ne kadar okunur, sevilir mi bilmiyorum

ne olursa olsun benim icin cok onemli ve her bir kelimesini hissederek yaziyorum
bu yuzden her turlu devam ettirmeyi planliyorum

ayrica aciklamadaki uyarilari dikkate alirsaniz sevinirim,
biliyorum hassas ve oldukca tetikleyici konular

okudugunuz icin tesekkur ederim 🤏🏼

aporia / milbarHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora