Ağaç yeşermiş;kalpler temizlenmiş,yılanın zehri kalpleri kirletmiş.
Zevahir.
Adı gibi zehirdir.
Dış görünüm,görünüş demektir.
İnsanların içini bilmiyorsak zevahiri zehir gibidir.
Herkesin vardır hikayesi..Duyulmayan,görülmeyen hikayeler...
Zevahirinde vardı hikayesi. Canlılara dış görünüş değildir ayrıca. Tohumlarıda vardı;yeşermiş,büyümüş ve zehirlemiş.
17. yüzyıllarda Carlos adında İspanya kökenli biri,yolu İngiltere'ye düşmüştür. İngiltere'nin bu zamani adıyla Brighton'da bulunan kasabasında güzeller güzeli Camila diye bir kıza aşık olur,tutulur. Kumral saçları ve ela gözleriyle dikkat çekicidir.
Aşk geçicidir,sevda kalıcı. Aşk biter intikam başlar. Sevda biter ölüm başlar.
Evvela Camila, Carlos'un aşkını yarım bırakmış,karşılık vermemiştir. Çünkü onun gönlünün sahibi varmış elbet. Fernando. Genç,güçlü ve bir o kadarda güzel kalbîyle bilinirmiş. Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle kızların gönüllerini fethedermiş. Ama onun kalbini Camila'sı fethetmişti.Zaman zamanı kovalamış,kuşlar göçmüş,mevsimler değişmiş.
Carlos Camila'ya olan aşkından vazgeçmemiş. Fakat Fernando ve Camila sevdası evlenerek dahada büyümüş. Evet evlenmişler. Carlos engelleyememiş.
Günün birinde Camila ve Fernando sevdasına bir kişi daha dahil olmuş. Bebekleri. Camila hamileymiş. Kasaba halkı o çifti parmaklarıyla gösterir,imrenerek bakarlarmış. Hamile haberinede sevinmişler. Carlos'unda kulağına gitmiş bu haber. Sinirden kendini intihara kadar sürüklemiş ama engelleyen tek birisi varmış.
Eliza.
Carlos'u koşulsuz seven bir kadın. İmkansıza yakın neredeyse. Carlos zalimliğiyle bilinirmiş. Eliza'nın sevgisine inandıramamıştı kendini. Eliza, Camila'nın yakın arkadaşıymış,can dostu,kan kızkardeşi.
Carlos'un Camila'ya aşık olduğunu biliyormuş Eliza. Camila'ya kızmamıştır asla. Bilirdi,yakın dostu ona ihanet etmezdi. Etmedide.
Ama o etmişti,Eliza.
Carlos'u intihardan kurtardıktan sonra bütün gece başında beklemişti Eliza. Yılan zehrini gösteriyor,şeytan aklını karıştırıyordu. Uymamak istedi ama ihanet tarafı baskın gelmişti.
Bir ömür boyu bunun azabını çekeceğini bilmeden.
Carlos uyanır uyanmaz ona planından bahsetmişti. Carlos bunu anlamlandıramasada aldırmadı. O bebeğin canına kıymak için her şey yapardı. O mutlu olamıyorsa kimse mutlu olmayacaktı,olamayacaktı.
Carlos'un kendi nesline miras bıraktığı iki duygu vardı.
İntikam.
Ve.
Aşk ateşi.
İkisi yan yana olamazdı. Biri hep ağır gelirdi savaşta. Ve tarih yine şaşırtmıyordu. Hangi zaman olursa olsun insanoğlunun hep intikam duygusu diriydi.
Carlos yola koyulmuştu. O dönemin en ünlü ingiliz şifacısı olan kör Alfred'e gitmiş. Alfred'den 'Bebeği ana rahminde öldürten bir zehir istemiş. Kör Alfred işini sorgulamadan yapmış. İşiydi bu,sorgulamazdı.
Ama Dünya'nın sonu olacak genetik bir hastalığın zeminini hazırlayacağını bilmeden.
Kör Alfred ne kadar görmesede işinde ustaydı. Çıraklar yetiştirirdi. Bitkileri,otları inceler kendi yöntemleriyle bilime öncülük ederdi. Bugün çırağı yanında yoktu. Yalnızdı. Fakat bir karışıklık olmuştu. Kör Alfred,zehri hazırlarken Cezayir menekşesi ile Zevahir çiçeğinin yapraklarını karıştırmıştı.
YOU ARE READING
ZEVAHİR
Romance『𝐀𝐠̆𝐚𝐜̧ 𝐲𝐞𝐬̧𝐞𝐫𝐦𝐢𝐬̧;𝐤𝐚𝐥𝐩𝐥𝐞𝐫 𝐭𝐞𝐦𝐢𝐳𝐥𝐞𝐧𝐦𝐢𝐬̧,𝐲ı𝐥𝐚𝐧ı𝐧 𝐳𝐞𝐡𝐫𝐢 𝐤𝐚𝐥𝐩𝐥𝐞𝐫𝐢 𝐤𝐢𝐫𝐥𝐞𝐭𝐦𝐢𝐬̧.』 ❛ 𝐁𝐢𝐥𝐢𝐫𝐬𝐢𝐧𝐢𝐳,𝐳𝐞𝐯𝐚𝐡𝐢𝐫𝐞 𝐚𝐥𝐝𝐚𝐧𝐦𝐚𝐦𝐚𝐤 𝐠𝐞𝐫𝐞𝐤𝐢𝐫. ❜ •Hikayede bulunan hiç bir olay,şahıs...
