Bölüm şarkısı: Mabel Matiz- Bir hadise var 🎶
_______________________________
"Oruç! Oruç!" İsonun kolları arasında çabalıyordu Eleni yerde yatan Oruca bakarken.
"İso bırak yalvarırım bırak gideyim! Oruç!"
Haykırmaktan neredeyse çatallaşmaya başlamıştı sesi ve gözünden arka arkaya hızla akan damlalar durmak bilmiyor, ağlamamak için kendini zorla sıkan İsonun işini iyice zorlaştırıyordu. Yerde yatan abisine bakıyordu İso bir taraftan Eleniyi tutarken. Hem onu sakinleştirmeye çalışıyor, hem gözünün önündeki manzaraya direnmeye çalışıyordu. Abisinin bir çok yeri tamamen ezilmiş olan, tepeden yuvarlanmış arabasına bakıyordu.
"İso ne olur bırak!"
"Eleni tamam. Müdahele ediyorlar, götürüyorlar hastaneye. Gideceğiz şimdi peşlerinden. Sakin ol ne olursun."
Eleni onu duymuyor, Oruca koşmaya çalışıyordu ve debeleniyordu İsonun kolları arasında. Haykırıyor ve yalvarıyordu yalnızca İsoya. Delirmiş gibi Orucun ismi dökülüyordu dudaklarından yakarış gibi. Çığlıkları İsonun kulağına dolarken içi acıyarak gözlerini kapatmıştı İso. Sağlık ekibinin sedyede abisini götürüp ambulansa yerleştirdiğini görüyordu yalnızca.
"Bırak!!! Oruç... Oruç!" Yavaş yavaş kısılan sesi hıçkırıklarına ve iç çekişlerine karışmıştı Eleninin. Sessizce ağlarken başı İsonun omzuna düşmüştü. Soğuk hava yüzünü keskin bıçak gibi kesiyor, ince elbisesinin üzerinden geçirdiği kabanı bile onu ısıtamıyordu. Eleni her anlamda üşüyordu.
Özenle hazırladığı saçı, makyajı bozulmuş, giydiği o güzel elbisesi buruş buruş olmuştu. Sağlık görevlilerinden biri yaklaşmıştı Eleni ve İsoya doğru o sırada.
"Yaralının elinde sıkışmış halde bulduk bu kutuyu. Buyurun."
Sağlık görevlisinin söylediğini idrak edememişti Eleni önce. Vücudu ağlamaktan öyle bir bitkin haldeydi ki, İsonun kolları arasında yığılıp kalmıştı sadece. İso almıştı kutuyu görevliden teşekkür ederek. Kutunun üzerine bulaşmış kan lekesine bakıyordu Eleni perişan halde. Titreyen parmakları uzanmıştı İsonun elindeki kutuya ve yavaşca açmıştı. Gördüğü tek taş yüzükle beyninden vurulmuşa dönerken dudakları titreyip derin bir ah bırakmıştı dudaklarından ve yeniden ağlamaya başlarken baygın halde İsonun kollarına yığılmıştı.
Ambulansda yaşam mücadelesi veren Orucun göz kapaklarının ardında Eleniyle tanıştıkları günden bu güne dek olan bütün güzel anıları vardı yalnızca. Bir de Eleninin doğum gününü kutlamak ve yapacağı sürpriz evlilik teklifinin hayali.
***
-1 hafta sonra-
14 şubat, 2026.
...Ben Eleni Miryano. Bu hayatda bana 'hayatta herkesin bir sınavı vardır' denildiğinde hep gülüp geçer, mutlaka herkesin yaşaması gereken bir sınavı olduğunu düşünmezdim. Zorluklar ve sınavlar bizim onlara yüklediğimiz anlamlar kadardır diyerek belki de en saçma konuşmayı yapardım hep. Bu konuşmayı yaparken de bilmezdim: bir gün o gülüp ciddiye almadığım yerden vurulacak, bir gün en büyük sınavı ben verecektim. Ağlaya ağlaya, yakına yakına, çırpına çırpına, içi yana yana ben verecektim o sınavı. O neşeli, hayat dolu, cıvıl cıvıl ve etrafında sevenlerini hep motive edip onların moralini yüksek tutmaya çalışan Eleni artık olmadığı kadar karamsar, omuzları olmadığı kadar yük dolu, hayatıysa şimdiye kadar görmediği büyük bir zorluğun içine doğru çekilmişti.
YOU ARE READING
İZ
Fanfiction" "Hiç unutmuyorum" derler.. "Hiç unutamayacağım" derler.. "Hiç unutamam" derler.. "Unutmam" derler.. Ve unuturlar, unuturuz.. Unutursun.. Hatırlamayı bile!" -Özdemir Asaf
