birinci bölüm - Aldatılma

18 6 55
                                        


EMRE'DEN

Maseratimi park edip eve doğru ilerledim, ev dediğime bakma Villa mı desem malikane mi? Henüz eve girmeden kravatımı genişlettim... Beynimdeki soğukluğu parmak uçlarıma kadar hissediyordum

Anahtarı deliğe soktum istemesem de gün sonu Songül'ün yüzünü görmek zorundaydım. Bunu yapmak zorunda mıydım? İki sene önce zorla evlendim onunla

Peki onu hiç sevdim mi? Sevmeyi denemedim ki...

Songül'ün o tatlı sarı düz yumuşak saçları,beyaz teni,çilleri... onlar beni hiç bir zaman etkilemedi..

Bence o sadece para istiyor.

Kapıyı yavaşça ittim. Yeterince yorgundum. Songül'ü görmek istemiyordum bu yüzden doğrudan Kendi odama girdim. Odalarımız ayrıydı. Onun odasına hiç girmemiştim. Odama gidince Songül'ü gördüm ama sorun odamda olması değil,benim yatağımda başka bir adamla olmasıydı...

Buna üzüldüm mü? Asla! Sadece bunu neden benim yatağımda yapıyordu? Burası benim evimdi. Songül beni görünce kekelemeye başladı.

"E-Emre aşkım yanlış anladın..."

"Sus! Benim evim! Defol!"

Songül gözleri dolu bir şekilde bana yaklaştı. Bornozunu bağladı "aşkım bi din-"

Bana uzattığı elini ittim. Songül'ün saçlarını tutup kafasını hafif geriye çektim. Gözlerine baktım.

"Songül yeter! Bana aşkım deme! Tek istediğin para biliyorum! Defol! Seni asla sevmedim! Birbirimizi kandırmayalım!"

Songül ağlamaya başladı. Beni aldattığı adam yanıma geldi. siyah saçlı mavi gözlü biriydi. Kolumu tutup Songül'ü yanına çekti.

"Hayırdır birader! Dokunma ona!"

Bir küfür savurup ona bir yumruk attım. Aldı havasını galiba. Burnunu tutarak afalladı.

"S!ktir lan!" .... "İkinizde defolun evimden!"

Giysilerini alıp hızla evden çıktılar. Kalbim Ceza'nın rap ritminden daha hızlı atıyordu.

Masanın üstündeki parfümlerimi ve biblolarımı koluma ittim. Yere düşüp kırıldılar. Ellerim titriyordu. Çekmeceyi açıp ilaç kutusundaki birkaç hapı ağzıma attım ve yuttum.

Birkaç dakika içerisinde sakinleştim. Yardımcı Sema ablayı çağırdım. Ona karşı saygım sonsuzdu. Emektar kadın benle Songül arasında gidip geldi hep. Ondan Songül'ün eşyalarını toplamasını rica ettim.

Zaten Songül'den boşanmak için bir sebebe ihtiyacım vardı. Saçımı düzelttim. Sonra evden çıkıp arabama bindim ve sürdüm. Annemle babamın evine doğru ilerledim. Aramızda çok mesafe yoktu. 15 dakika içinde oradaydım. Kapıyı çaldım beni karşılayan kişi evin hizmetlisiydi.

"Hoşgeldiniz Emre bey. Şeyma Hanım salondalar, Yılmaz bey ise birazdan geleceklerini belirttiler efendim."

"Tamamdır Alya teşekkür ederim"

Salona girdim. Annem bana sarıldı. "Hayırdır oğlum. Yoksa bana baba olma haberini mi vermeye geldin? Ay hadi İnşallah çocuğum gel otur"

Otururken konuştum.
"Vallahi anneciğim benim için hayırlı da sizin için durum nedir bilmiyorum"

Annem endişeli gözlerle elindeki kahve fincanını önümüzdeki tahta vintage masaya koyup bana döndü.

"Konu ne oğlum? Yoksa o kız-"

Annemin sözünü kestim. Yine aynı konuyu açıyordu.

"Anne! Yok öyle birşey unut artık! Bana unut diyorsun kendin unutmuyorsun! Kendiniz bitirdiniz bizi! Sende istemiyordun içten içe biliyorum ama bitti tamam mı? Şimdi kim bilir hangi çocuğu ile hangi aktiviteyi yapıyordur! Yeter buraya Hazal'ı konuşmaya gelmedim! Konu Songül! O değerli gelinin neler yaptığını göreceksin! Hepiniz göreceksiniz! Anne! Sana demedim mi! Yıllar önce keşke Hazal benim gelinim olsaydı diye pişman olacaksınız demedim mi!"

Adalet Kapısı Stories to obsess over. Discover now