Tatilimin ilk günüydü. Uçak piste inmişti. Merdivenlerden inerken çevreye baktım. Pek de değişmemişti. Bavullarımızı alıp çıkışa yürüdük. Keonho'dan fotoğrafımı çekmesini istedim. Taksiye bindiğimizde postu gönderdim.
Keonho bana seslenince telefondan kaldırdım kafamı. Telefonunu bana uzattı. Juhoon ile konuşuyordu. Elinden alıp kulağıma götürdüm.
"Alo? James geliyorsunuz dimi? Problem cıkmadı?"
"Geliyoruz, sorun yok."
"Tamam beklıyorum."
Telefonu kapatıp Keonho'ya geri verdim. Başımı cama yaslayıp Seul'un sokakları izledim. Her sokakta başka bir anı aklıma geliyordu. Burada yaşadığım hayatı bir daha kuramamıştım. Taşınmak yetmemişti.
"Hyung, geldik."
Taksiye borcumuzu ödeyip bavullarla indik arabadan. Juhoon'un oturduğu mahalle hâlâ aynıydı. Sessiz ve rahat. Bina girişinden geçip asansöre bindik. Daire kapısının önünde durup zili çaldım. Kapı açıldı.
"Selam jju."
İçeri geçip sıkıca sarıldık. Gözlerimiz yaşardı. Valizleri İçeri taşıdık. Dairenin boş odasına koyduk. Juhoon 2+1 evde tek yaşıyordu. Masaya geçip oturduk. Yemeğe başladık.
"Çok özlemişim birbirimizi beraber görmeyi." diye ayıldı Keonho.
"Bu daha başlangıç. Lise yıllarımızda yaptığımız her şeyi yeniden yapacağız." dedi juhoon kolasını içerken.
"Yaptıklarımız mı? Ne yapmışız ki?"
"Duvarlara grafitiler çizeceğiz. İçmeye gideceğiz. Dövme yaptıracağız. Yeni piercing de deldiririz. Basketbol oynamaya çıkarız." diye heyecanlı heyecanlı saydı juhoon.
"Dövme ve piercing nereden çıktı?" diye sordum.
"Gizlice kulak deldirmistik hatırlamıyor musun?" dedi keonho kulagındaki deliği gösterirken.
"İyi siz bilirsiniz."
"O zaman yarın kahvaltıdan sonra dövmeciye gideriz. Oradan çıkınca yemek yer hava serinleyince de baskete çıkarız." diyerek planı özetledi juhoon.
Yemekten sonra mutfagı beraber topladık. Enerji iceceklerimizi alıp balkona çıktık. Hasır koltuklarda yayıldık. Gecenin soğuk havası iyi gelmişti.
"Hyung senin şu gay barına gitmek cok istiyorum biliyor musun?" dedi juhoon bacak bacak üzerine atarken.
"Çakışmak için mi?"
Keonho'nun sorusu ile burnumdan güldüm. Zor tuttum kendimi.
"He amk, seni bilmiyoruz sanki." diye söylendi juhoon.
"Ne alaka? Ben hayatımın aşkını arıyorum hâlâ. Hem James hyung da bir ara karşısına öyle birinin çıktığını söylemişti. Demek ki hâlâ aşka inananlar var." dedi keonho.
Yüzümdeki gülümseme silindi.
"O hayatımdan çıkalı çok oldu Keonho."
YOU ARE READING
they don't know 'bout us | marjames
FanfictionTayland'da gay bar işleten James ve dövme sanatçısı Martin.
