Akut, odasını kaplayan o sıcak sarı ışıkla gözlerini araladığında şakaklarında hafif bir sızı hissediyordu. Dün gece yorgunluktan telefonunu sessize alıp masaya fırlatmış, kafasını yastığa koyduğu gibi sızmıştı. Komodinin üzerindeki cihazı eline alıp ekranı açtığında ekrana düşen onlarca bildirimi gördü. Bildirim paneline tıklayıp hızla gruba girdi:
_1 zeytin, 1 portakal ve 1 limon_
Barbar(barış): LAN TURUNCU NERDESİN SEN AQ
Nesquik tavşanı(Batu): ya barış uyuyordur çocuk rahat bıraksana
Barbar: O zaman gelmez konsere abi
Nesquik tavşanı: BARIŞ NE VAR BU KONSERDE İLLA GİDELİM DİYE TUTTURDUN YENİ FLÖRTÜN MÜ ORDA AQ
Barbar: ayıp ediyorsun herkesi aynı anda mı idare ediyorum ben
Akut: Günaydınlar..
Barbar: sonunda aq turuncu bu akşam konserdeyiz
Akut: Hayır ya ders çalışıcam
Barbar: ya turuncu nolur ya
Akut: Hayatta olmaz
Nesquik tavşanı: barış tutturdu akut nolur gidelim de sussun
Akut: Ama ders çalışıcam
Barbar: çalışırsın akutum yarın da var
Akut: Barış hoşlandığın biri mi var konserde
Barbar: YA YOK DA SIKILDIM PATLAYALIM MI AKUT SENİN KADAR ZEKİ DEĞİLİM
Akut: OF TAMAM ALLAHIN CEZASI
Gözlerini devirip yataktan kalkarken telefonuna birkaç sokak ötedeki başka bir evden yükselen mesaj sesleri ulaşıyordu.
_Milan barışa aşık_
Sarı(milan): LAN MİRAÇ UYAN ÇÜŞ ARTIK +99 mesaj
letsgogi(oguzhan): Olm bırak uyuyo işte
aq
Romantemellim(arda): SABAH SABAH SKİCEM AMA UYANDIM SİZİN YÜZÜNÜZDEN
Sarı: konser var uyuyorsunuz hala
Miraç: Yemin ederim uyumadım💋
Sarı:Ciddiyim kalkın hadi
Miraç:Bu iş beni yoruyo ya
Mekânın kapısındaki uzun kuyruğu aştıklarında içeriden yükselen bas sesleri Akut'un göğüs kafesinde yankılanıyordu. Batu elindeki içecekle kalabalığın arasından sıyrılmaya çalışırken, Barış çoktan gözleriyle mekânın altını üstüne getirmeye başlamıştı bile. Akut ise ellerini kot pantolonunun ceplerine sokmuş, turuncu bukleli saçları tepedeki spot ışıklarının altında adeta parlayarak sahneye doğru ilerliyordu. İçinden hâlâ masa başındaki test kitaplarına dönmek geçse de ortamın atmosferi yavaş yavaş onu içine çekiyordu.
Derken sahnedeki ışıklar kesildi ve ağır bir alkış tufanı koptu. Solist Miraç mikrofona doğru adımladı, bateride Oğuzhan ritme girdi, gitarist Arda ilk akoru bastı ve Milan bas gitarın tellerine dokundu. Miraç mikrofona yaklaşıp ilk dizeyi söylediği an, bakışları ön sıralarda duran, ışıkların altında parıl parıl parlayan o turuncu saçlara takıldı.
Akut da ilk başta sadece ritme ayak uydurmaya çalışırken, Miraç'ın sahnedeki duruşundan, karizmasından ve sesinin derinliğinden gözlerini alamamaya başladı. İkili, mekânın gürültüsü, uğultusu ve kalkan ellerin ortasında uzun süre, tek bir kelime etmeden göz göze kaldı. Miraç şarkıyı söylerken sanki tüm sözleri doğrudan o turuncu bukleli çocuğa ithaf ediyor gibiydi.
Konser bittiğinde kulis arkası tam bir kaos alanına dönmüştü. Arda gitarını kılıfına koyarken Oğuzhan elindeki bagetlerle Miraç'ın sırtına vurdu:
"Oğlum, gözün sahneden kaydı gitti! Çocuğa kilitlendin kaldın tüm konser boyunca. Git konuş işte, ne duruyorsun?"
Milan da elindeki havluyla terini silerken sırıttı: "Harbi Miraç, ilk defa birine böyle baktığını gördüm. Kaçırmadan git kapış."
Gruptan aldıkları cesaretle kulisten çıkıp mekânın kapısına doğru yürüdüler. Dışarısının serin havası yüzlerine vururken, kapı önünde bekleyen üçlüye doğru adımladılar.
Tam o sırada Barış ve Milan'ın gözleri
çakıştı. Milan adımlarını yavaşlatıp doğrudan Barış'a kilitlendi. İkisinin arasındaki o tanıdık, belirsiz ve elektrikli çekim anında yeniden gün yüzüne çıktı. Geçmişte bir süre flörtleşip tam bir ad koyamadan araya giren mesafeler yüzünden kopmuşlardı ama aralarındaki o bitmemiş his hâlâ tazeydi.
Milan hafifçe tek kaşını kaldırıp bilerek meydan okur bir tebessümle yanaştı: "Seni bir yerlerden çıkarıyorum..."
Barış dudaklarının kenarıyla güldü, gözlerini kaçırmadan Milan'ın gözlerinin içine baktı: "Çıkarırsın tabii... Yarım kalan şeyleri unutmak zordur."
Aralarındaki o eski flörtöz gerilim saniyeler içinde yeniden alevlenirken, ikisi de birbirini süzmeye devam etti.
Hızlıca yeni bir başlangıç yapmak yerine, o eski çekişmeli oyunlarına kaldıkları yerden devam edecekleri her hallerinden belliydi.
Bu sırada Miraç, aralarındaki bakışmayı fırsat bilerek adımlarını doğrudan Akut'a doğru attı. Aradaki mesafeyi kapatıp durduğunda, Akut'un boyuna yakın bir mesafeden gözlerinin içine baktı.
"Şarkılara pek katılmıyordun," dedi Miraç, sesi hâlâ sahnenin yorgunluğunu taşıyan çekici bir pürüzlülükteydi. "Ama gözünü de sahneden ayırmadın. Beğendin mi bari?"
Akut elini kaldırıp kıvırcık turuncu
saçlarını karıştırdı, hafifçe başını eğip gülümsedi: "Zorla getirildiğimi sanıyordum... ama iyi ki gelmişim."
YOU ARE READING
Gölge ve Turuncu
Fanfictionkonserde gözüne çarpan turuncu bukleli çocuğu arayan miraç ve arkadası Batu, Barışın ısrarı üzerine konsere gitmek zorunda kalan Akut yan çift milbar
