1. BÖLÜM

14 3 4
                                        

Hayatta en zor şeyin ne olduğunu kendime çok uzun zaman önce sormuştum. Yedi yaşıma kadar hayatın zorluklarını sadece ödevlerimi yapmayınca annemin bana kızması, dışarıya bir gün boyunca çıkmamı yasaklaması ve evi temizlemesinde ona yardım etmekti. pornoooooo

Ama yedi yaşımdan sonra hayatın bana göre en büyük zorluğun bir U dönüşü gibi değiştiğini farkettim. Bir gemi misali... Bir gemide yalnız olduğumu bildiğim zaman gideceğim yeri belirlemem gerekiyordu. Rotayı benim oluşturmam gerekiyordu. Ve oluşturduğum o belirsiz rotaya göre hareket etmekti.

Ama hayatın zorlukları doğanın kanunudur. Dizginlenemez dalgaların olduğu büyük bir okyanusun ortasında kalmak gibi o kurumda yaşamak. O büyük ve korkunç dalgalar düşmanımdı. Tıpkı kurumda ki adamların düşmanım olduğu gibi.

Son on üç yıl boyunca kaygı ve korkuyla yaşadım. Tanımadığım insanların eline yedi yaşımdayken geçince bir gemide olduğumu ve rotanın korsanların elinde olduğunu anladım. Bilinmeyene doğru yelken açarken hissettiğim tek şey korkuydu. Hürlüğüm elimden alınınca kafese kapatılan bir kuş misali kalmıştım.

Bade demişlerdi tanımadığım insanlar bana. Oysa ben İnci'ydim. Bade değildim. İsmimin bu olduğunu söylediler. Diğer gerçeklerin yalan olduğunu söylediler.

Ama gerçek olan yalanları unutmamıştım. İsmim İnci'ydi. Bade ismi, bir zamanlar beyaz olan hayatımdaki siyah lekelerin bir tanesiydi sadece.

Peki genelde bir insana söylenen ağır sözler? "Keşke hiç tanışmasaydık", "aptalın tekisin", "hareketlerin çocukça." Belki de daha ağırları.

Ya bana söylenenler? "annen baban zaten terk edecekti seni!", "bu hareketlerinle seni daha çok altımda görmek istiyorum.", "söz dinlemezsen ceza odasında beş gün kalırsın küçük kız.", "böyle ağladığın için annen baban zor tahammül etmiş sana.", "susmazsan sonun küçük kardeşin gibi olur."

Ben kim miyim? Ben, İnci Asil. Bana taktıkları isim olan Bade Şanlı değil. Yedi yaşımdan beri Bade derler bana. Bade, sözde güçlü, önüne gelene veren, fahişe bir kız. Ama İnci, masum, saf, temiz ve akıllı bir kız.

Ailemin yetiştirdiği kız...

Beni bir kukla gibi oynatıyorlar. Ellerinde uzuvlarıma bağlı ipler var gibi ve o ipleri çektikçe tenim tahriş oluyor. Vücudumda kukla olduğumu belli eden ip izleri vardı sanki. Ben yanlış hareket ettikçe ipler çekiliyor ve tenimde kızarıklıklar bırakıyordu.

Koyu kırmızı saçlarım var. Onlar 'kan kırmızısı' derler. Ama annem ve babam kızıl melek derlerdi. Severlerdi beni. Annemin de saçları kızıldı. Ama benim saçlarım daha koyu renkteydi. Bembeyaz tenimden dolayı da ismimi İnci koymuştu annem. Babam hep, büyüdükçe tenimin daha beyaz ve daha hassas olduğunu söylerdi.

Haklıydı. Onlar bana vurunca anlamıştım tenimin hemen morardığını ve kızardığını. Yedi yaşına kadar vücudumda hiçbir yara olmamıştı. Sadece yere düştüğümde acı hissederdim ama babam ve annem öpünce hemen geçerdi. Bana verdikleri acılar hiçbir zaman bilmediğim ve tanımadığım acılardı.

Ben yedi yaşımdayken kopardılar beni ailemden...

31 Aralık 2013/ MERSİN, Silifke

Doğum günümdü. Annem kızıl saçlarımı iki kulak yapmıştı. Pembe, pileli bir etek giymiştim. Eteğin ucu dizlerime kadar geliyordu. Bacak kadar boyumla oradan oraya koşturuyordum. Annem, daha kırk günlük bile olmayan Asel'i kucağında emziriyordu. Babam ise pastanın mumlarını düzenliyordu.

Elimde prenses asası vardı. Başımda ise yılbaşı şapkası. Aynısı annemde, babamda, hatta minik Asel'de bile vardı. Elimde ki oyuncak asasının ucunda kocaman pembe elması andıran parlak bir taş vardı. Babam aldığı için elimden indirmiyordum. Yastıkları farelere dönüştürüyormuş gibi oyuncak asayı oradan oraya savuruyordum.

KIZIL İNCİStories to obsess over. Discover now