Ada Karcı;
Elimdeki valizleri sürükleyerek havaalanın çıkış kapısından geçtim.
Uzun zaman olmuştu.
Derin bir nefes alarak etrafı incelemek için duraksadım. 1,5 yılın ardından dönmüştüm Türkiye'ye.
Ne yalan söyleyeyim özlemiştim valla.
Ülkemle yaşadığım bu romantizmi havaalanı çıkış kapısında fazla uzun tutmuş olmalıyım ki yanımdan geçen bir adam valizimi hafifçe ittirip söylenerek uzaklaştı. "Ne dikildin ablacım be."
"Bi bırakmıyorsunuz ki ülkemle hasret gidereyim." Adama ters ters bakarak onun gibi söylenerek ilerlemeye başladım. "Ayrıca abla babandır. Pis kaba herif."
Hayır niye döndüysem ülkeye?
Zaten onun gibi ayı insanlar yüzünden terk etmiştim ülkeyi.
"ADA'M! ÇEKİLSENE KARDEŞİM. BACIM GELMİŞ BE!"
Duyduğum ve ismimin içerdiği bağırış sesiyle sağ tarafa döndüm.
"EDA'M!"
Oldukça yüksek çıkan sesimle dikkatleri çekmiş olmalıyım ki bir kaç bakış hissetmiştim. Sonunda orta noktada buluştuğumuzda kollarımı sıkıca sardım. O da hemen karşılık vermişti. "Çok şükür kızım be. Ne kaldın gavur ülkelerde."
Söylenmesine gülerek geriye çekildim. "Ondan diyordun ya yakışıklı bir İspanyol ayarla diye."
Eda elimdeki bir valizi alarak koluma girdi. "Dedim de noldu? Elde var sıfır İspanyol. Hayır bari kendine ayarlasaydın."
Yüzümü buluşturup adımlarına ayak uydurdum."Aman yok kalsın. Aşkımız eksik zaten."
"Aşk hayattır aşkım."
"Yaaa, gördük biz o hayatı. Kalbim mesaiye kapalı benim."
Eda bu dediğime sessiz kalmıştı. Bu konuyu o da kapatmak istiyor olacak ki, "Eee şimdi ne yapıyoruz?" Diye sordu.
Artık arabanın yanına ulaşmıştık. Ona dönerek kendime ülkeye döndüğümde yapacağıma söz verdiğim ilk şeyi söyledim.
"Lahmacun yemeye gidiyoruz."
🌼
Yeni evimin kapısını açarken zihnim düşüncelere boğulmuştu. Yemek yadikten sonra çok oyalanmamış Eda'dan beni eve bırakmasını istemiştim. Neyse ki Türkiye'ye gelmeden önce Eda sayesinde evi ayarlamıştık.
Valizleri içeri çekerek kapının kenarına bıraktım. Kendimde tamamamen eve girdiğimde telefon harici ilk defa gordüğüm evime göz gezdirdim.
Adımlarım holü aşarak salona ilerledi. Oldukça sıcak bir hava veriyordu. Ev gibi hissettirmişti ama birşeyler eksik gibiydi. Sıkıntı değildi, alışmıştım.
Kendimi hiç düşünmeden yüz üstü koltuğun üzerine bıraktım.
Gün içinde ilk yalnız kalışımdı bu. Kendimle başbaşa kalmamla boğulmaya başlamıştım bile.
Bundan zaten kaçıp gitmiştim ülkeden.
Gelen ilk yurtdışı teklifine balıklama atlayıp kabul etmiştim. İspanya oldukça güzel bir yerdi. Eda'nın dediğiyle oldukça yakışıklı erkeklerde vardı.
Ama uzaktı işte. Ailemden, hayatımdan oldukça uzaktı.
Zaten bundan dolayı gitmemiş miydim?
Yalnız kaldıkça daha fazla düşündüğümü fark edince yattığım yerden doğrularak köşeye attığım çantama uzandım. Telefonumu alarak Eda'yı aradım.
