bölüm 1

110 10 34
                                        

Eunjang Lisesi'nin önünde sabah güneşi vuruyordu. Park Su-min, okul kapısında durmuş, gözlerini kısarak gökyüzüne bakıyordu. Derin bir nefes aldı, kollarını iki yana açtı.

"Bugün de harika bir gün!" diye bağırdı.

Sırt çantası tek omzunda asılıydı, saçları rüzgarla hafifçe dağılmıştı. Abisi Baku gibi neşeli, enerjik bir yüzü vardı ama gözleri çok daha parlaktı, sanki içinde bir ışık yanıyordu.

"Güneş beni çağırıyor, dersler beni çağırıyor ve kahve..." Cebini yokladı, sırıttı. "Kahve param yok ama neşe bedava!"

İki arkadaşı Mi-so ve Hye-won yanına geldi. İkisi de onun en yakın arkadaşlarıydı, her zaman beraberdiler. Mi-so gülerek başını salladı.

"Yine bağırıyorsun Su-min. Okulun en gürültülü öğrencisi seçileceksin."

"Doğru!" dedi Su-min, kollarını ikisinin kollarına girerek. "Okulun resmi motivasyon kaynağı olacağım!"

Hye-won kaşlarını kaldırdı. "Motivasyon değil de gürültü kaynağı."

Su-min ciddi bir ifade takındı, elini göğsüne koydu. "Gürültü de bir motivasyon türüdür. Bunun yaşayan kanıtıyım ben."

Üçü gülüşerek okula girdi. Koridorda ilerlerken Su-min herkese "Günaydın!" diye bağırıyordu. Kimi gülümsedi, kimi göz devirdi ama kimse ona kayıtsız kalamadı.

Sınıfa girdiklerinde sıralarına oturdular. Su-min pencerenin yanındaki yerini aldı, defterini açtı, kalemini parmaklarının arasında çevirmeye başladı. Öğretmen tahtaya bir şeyler yazarken Su-min dışarı baktı. Tam o sırada telefonu titreşti.

Ekrana baktı. Numara kayıtlı değildi ama tanıyordu. Daha önce defalarca görmüştü.

"Siyah saç tokası çok yakışmış sana. Bugün çok güzelsin."

Su-min'in neşeli ifadesi bir an dondu. Parmakları kalemin etrafında durdu. Hye-won yan dönüp baktı.

"Kim o?"

Su-min ekranı kapattı, telefonu çantasına attı. Gülümsedi. "Hiç. Abim yazmış, yine geç gelecekmiş eve."

Ama elleri titriyordu. Masanın altına sakladı. Mi-so ve Hye-won birbirine baktı. İkisi de ne olduğunu biliyordu. Baek-jin yine yazmıştı. Su-min'e söylemiyorlardı ama Baek-jin'in onu takip ettiğini fark etmişlerdi. Sürekli mesaj geliyordu, bazen okula adam geliyordu. Ama Su-min'in abisiyle arasını açmak istemiyorlardı.

...

Ders çıkmış, üçü okul bahçesinde bir bankta oturuyordu. Su-min elindeki sandviçten bir ısırık alırken, okul kapısından bir adam girdi. Takım elbiseli değildi, sıradan giyinmişti ama Su-min onu tanıdı. Baek-jin'in adamlarından biriydi.

Adam doğrudan Su-min'e yaklaştı, eğildi ve kulağına fısıldadı.

"Baek-jin abi bugün okul çıkışı seni görmek istiyor. Köprü altı, saat dört."

Sonra arkasını döndü ve gitti. Hiçbir şey olmamış gibi.

Su-min'in elindeki sandviç havada kaldı. Mi-so endişeyle baktı.

"Su-min, yine mi?"

"Ne yapacaksın?" diye sordu Hye-won, sesi sertti. "Gidecek misin?"

Su-min derin bir nefes aldı. Gözleri bir an boşluğa baktı, sonra yeniden parladı. Sandviçten bir ısırık aldı, omuz silkti.

"Giderim tabii. Ne var bunda? Eski arkadaşım işte, görmek istemiş."

"Ama Baku abi duyarsa?" dedi Mi-so, sesi endişeliydi.

Against UnionStories to obsess over. Discover now