GİRİŞ

1 0 0
                                        

Elimde telefon ile pencereden dışarıyı izliyordum . Yağmur sanki benim içimdeki düşünceleri anlamış gibi bardaktan boşanırcasına yağıyordu . Son bir kaç saattir içimde bitmek bilmeyen bir endişe vardı ve bu her saniye daha da artıyordu.

Kuzenim , lina telefonunu bir türlü açmıyordu . Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırıp , tekrar linayı aradım . "Nerde bu kız ? Off! telefonunu bir türlü açmadı .

Sözde alt tarafı bir hastasına bakıp gelecekti . Ah bir şey mi oldu acaba , ya sabır " ben böyle söylene söylene 6 kez onu aradım fakat açan olmadı. Bu gidişle kuruntu yapmaya devam ." Acaba gelirken taksimi bulamadı, yok canım telefonu yanındaysa çağırır. Acaba hastası bir katil mi ? Ya kuzenimi öldürüp dağ başında bir yere atmışsa . Of araf of kuruntu yapmayı bırak kızım hem o Lina Kaya ona bir şey olmaz . " kendimle böyle konuşmaya devam edecektim ki bir anda zil çaldı .

Çok şükür Lina geldi diye düşünüp hemen kapıya koşup açtım . Evet gelen linaydı. Ama kızıl saçları sanki biri onu havuza sokup çıkarmış gibi sırılsıklamdı . Üstündeki uzun kolu haki yeşili elbise üzerine yapışmıştı ve siyah topuklu ayakkabılarını elinde taşıyordu . Islak saçlarını beni görebilmek için arkaya atı. Kocaman olan ela gözleri ağlamaklıydı .
" kuzen ne bu halin ?" dedim ve onu hemen içeri çektim .

"Araf ben uzun süre taksi bulamadım ." burnunu çekti . "Şu halime bak saçım berbat halde makyajım hepsi aktı ve kıyafetime bak." Dedi ve arkasını döndü . Bu kız galiba dengesini koruyamamış ve çamurun içine düşmüştü çünkü elbisesinin arkası hepsi ıslak ve çamura bulanmıştı . bu haline gülsem mi , ağlasa mı bilemedim.

Sonra onu kendime çevirdim ." kızım sen salak mısın? Telefon diye bir şey var arasan gelir seni alırdım ." Lina bir anda kaşlarını çatıp bana baktı. "Bende telefon diye bir şeyin olduğunu biliyorum ama hastamın evinde unuttum ." ona boş gözlerle baktım.

"Ee gidip alsaydın telefonunu ." dediğimde daha da sinirlendi . Bu kız neden biraz sonra öldürecekmiş gibi bana bakıyordu .

" Sence bu halde gidebilir miydim ?" deyip tekrar dan bana sırtını gösterdi . Bu kız gerçekten güzelliğe takıntılıydı ben her yere bu dinazorlu pijamalar ile gidiyordum ama hiç dert etmiyordum ama bu kız biraz saçı bozulsa hemen çıldırıyordu .

Bir anda tekrar bana döndü. " Araf ben duş alana kadar gidip telefonumu getir misin ?"

"Pardon kim ben mi ? Yok olmaz . Hem ben nerden bileyim senin hastanın evini . " Gözlerini kırpıştırdı . Bu kız böyle bakınca nedense bana her şeyi yaptırıyordu . " bana öyle bakma valla kuzenim demem atarım dışarı seni .

"Lütfen araf , hem ben sana konumu senin telefonundan sana gösteririm . Hem yarın sabah hastaneye gitmeliyim ." bana böyle çipil çipil bakınca hiç bu kıza hayır diyemiyorum. "Tamam be almaya gidicem . Ama geldiğimde çayları sen yaparsın."

"Tabi yaparım ayıpsın." Dedi ."o kızıl deniz şiveye döndü ." ikimizde gülmeye başladık . Nedense sevdiklerimin yanında olunca anlık bana bir komiklik yükleniyordu yada ben hep böyleydim bilmem.

...

Lina'nın bana söylediği konuma doğru arabamı sürerken aynı zamanda çalan şarkı yada eşlik ediyordum. Dinazorlu pijamalarım ile dışarıdan ne kadar garip görünsem bile pek kafaya takmıyordum. Ebru gündeş beni hep mutlu ederdi ve şuan radyoda onun bir bestesi çalıyordu . Sesi yükseltim ve eşlik etmeye başladım.

" haydi çabuk seni beklediğim zaman her saniye bin asır,

el ele göz göze dizlerine yatığım zaman her şey benim,

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 30 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

manolyaStories to obsess over. Discover now