We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

▪️1▪️

25 1 0
                                        

-calla / wte-

Yine uzun tenefüs, sırasının etrafında birkaç arkadaş birşeyler konuşuyorlar, aptal aptal kahkahalar atıp sınıfta benim gibi, sadece biraz huzur isteyen diğerlerinin tadını kaçırıyorlar.

Konuştukları konu da dolu birşey olsa bari, geçen gün hocayı nasıl kızdırıp dersi kaynattıklarını tekrar tekrar konuşup durmadan gülüşüyorlar, sanki hocaları sinirlendirmek maarifetmiş gibi, neyi bu kadar zevkli anlamıyorum

Juu bu düşünceler ile kendini meşgul ederken, zayıf suratını uzun parmaklarına yaslamış, grupta geçen konuşmalara arada bir katılıp sadece tebessüm eden oğlanla saniyelik göz göze geldi. Oysa oldukça sıkkın ve gıcık olmuş düşüncelerle bütün grubu süzüyordu, oğlanın gözleri tesadüfen onunkini bulduğunda.

Hassiktir, niye bakıyor şimdi bu?

Saliselik düşüncesinin ardından bakışmayı daha da garipleştirmemek için aniden kafasını diğer yöne çevirdi. En azından şuan diğerleri surat ifadesini göremezdi.

Sahi neden rahatsız olmuştu oğlanın bakışından? O ve grubu hakkında düşündüklerini anlamış olabileceği mi rahatsız etmişti onu? Oğlanın sanki aklını bir anlık okuyabildiğini düşünmesi ve fikirlerini yargılarcasına ona attığı bakış mı gözlerini kaçırmasına sebep olmuştu?

Belki de sadece düşündüklerinden anlık pişmanlık duymuştu. Neyse, sonuçta oğlanın zihnini okuyacak hâli yoktu.

Camdaki yağmur damlalarını sayıyordu, saçma bir şekilde gerilmişti ve sakinleşmesi gerekiyordu. Tamam, sosyal hayatta pek iyi olmadığını biliyordu da, bu kadar sıradan bir etkileşim niye bu kadar germişti onu?
Ayrıca bu yağmur da neydi yazın ortasında? Ağaçlar yerinden çıkacak gibiydi, rüzgar fazlaca hırçındı.

Zihni konudan konuya atlarken birkaç dakika önce başını çevirdiği taraf boynunu ağrıtmıştı ve kafasını diğer tarafa çevirecekti ama oğlanla yeniden göz göze gelip gerilmek gibi bir niyeti yoktu. Fakat bu pozisyonda da epey rahatsızdı.

Of neyse, saati kontrol edip zil çalana kadar uyurum. Sıkıntıdan patlicam zaten.

Başını sakince diğer tarafa çevirdi, saati kontrol etti. Daha 20 dakika vardı. Göz ucuyla oğlanın olduğu tarafa baktı. Neyse ki başka tarafa bakıyor, muhabbeti dinliyordu.

Ara ara lafa girip birşeyler söylüyor, etrafındakiler de oğlanın söylediklerine baya ilgili gözüküyordu.
Arkadaş grubunda sözü dinlenen biri olmalıydı, sahi pek konuşmuyordu, genelde dinliyor, arada yerinde espriler söyleyip çekiliyordu.

Bu arada çenesini elinden ayırıp dizini kendisine çekti. Yanağını dizine koyup, kollarını kendi bacağına sardı. Oldukça da uzun bir vücudu vardı.
Gerçekten full odak sohbeti dinliyordu, konuşan kimse gözlerini ondan ayırmıyor, dikkatini veriyordu.

Juu bir anlık farkındalıkla hemen gözlerini kapadı.

Niye öyle hayvan gibi dikizliyorsun çocuğu, ya yine baksaydı? Saçma sapan davranma artık Juu, olayları daha da çıkmaza sokucan..

İçten içe kendine kızarken sırasına yaklaşanı farketmemişti bile

"Hayırdır, çocuğun niye ruhuna bakıyorsun kaç dakikadır?"

Süpeer.. James hyungun diline de düştün aferin sana, artık zor kurtulursun..

"Ne alaka hyung ya, gözüm dalmış anlık, uykum var zaten sal beni"

"Tamam be çemkirme hemen. Seninkini gördüm gelirken, kıkır kıkır birşeyler konuşuyorlardı kızlarla"

Benimki..? Hee, Yunahtan bahsediyor.

Bir üst sınıfım olur kendisi, James hyung ile aynı sınıftalar.

"Ne hakkındaydı, duydun mu?"

"Nerden duyucam ya, yürürken kulak misafiri oldum azıcık da detayları anlamadım. Sanki birileriyle konuşma aşamasında falanlar da onlar hakkında konuşuyorlardı, hani öyle muzip bir ortam vardı."

Derin bir iç çekti Juu, ne hissetse bilemedi.

"Sahi sen ne zaman açılacaksın artık şu kıza? Neredeyse bir yıl olacak hala en küçük selamlaşmanızı bana anlatıyosun, başka bi gelişme yok. Ya bi adım at ya da sal gitsin kendini yorma bu kadar. Kızın da kafasını karıştırma, belli ki konuştuğu var."

"Öfff, bilmiyorum hyung, nasıl gidip söyliyim, bilmiyorsun sanki beni. Daha adam akıllı sohbet başlatamıyorum, bir de hoşlandığımı mı söylicem.
Karne günü bi not veririm, içimi dökerim. O da bana karşı boş değilse birşeyler olur belki, diğer türlü de olmuyorsa olmaz. Korkuyorum konuşmaktan."

"Oğlum harbi malsın lan, kağıtla açılmak ne ilkokulda mısın?
'Juhoon kalp Yunah' yaz bide, kız bidaha suratına bakmasın."

"Of hyung, kötü senaryo yazma zaten napıcamı bilmiyorum. Önümüzde bir dönem daha var, halledicem ben sen sakin ol"

"Asıl sen sakin ol da azıcık mantıklı düşün, kız elden giderse bide senin aşk acını ben çekicem. Ne yap ne et konuş şu kızla."

Juu gözlerini devirip, sırasına yığılıdı yeniden. Artık birşeyler yapması gerekiyordu, eğer cidden Yunahla ilerlemek istiyorsa..

-------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ContrastStories to obsess over. Discover now