Sabah gökyüzü, gri bulutların altında boğuluyordu. Okulun bahçesine giren öğrenciler, yaklaşan sınavlardan ya da hafta sonu planlarından konuşuyor; hiçbirinin aklına birkaç saat sonra hayatlarının geri dönülmez şekilde değişeceği gelmiyordu.
Mert ağır adımlarla okul kapısından içeri girdi. Siyah montunun cebine soktuğu elleri soğuktan çok, içindeki heyecanı bastırmaya çalışıyormuş gibi görünüyordu. Koridorlarda yürürken kimse ona ikinci kez bakmıyordu.
Uzun boyu ve dik duruşu onu istemeden de olsa dikkat çekici yapıyordu ancak daha önce de okul değiştirdiği ve onun belalı bir tip olduğunu düşünüyorlardı bu yüzden onunla hiç konuşmazlardı. Açık teni, dağınık siyah saçları ve keskin yüz hatları ilk bakışta sert bir izlenim bırakıyordu.
Yemyeşil gözleri ise sanki karşısındakini baştan sona okuyormuş gibi soğuk ve ifadesizdi. Okul üniforması üzerinde her zaman kusursuz dururdu; kırışık bir gömlek ya da gevşek bir kravatla onu görmek neredeyse imkânsızdı.
Kimse onunla kolay kolay sohbet etmezdi.
Yine sıradan bir okul sabahı, diye geçirdi içinden. En azından şimdilik öyleydi.
Sınıfa girmeden önce gözleri kalabalığın arasında tek bir kişiyi aradı.
Aleyna.
Koridorun sonunda arkadaşlarıyla konuşurken gülümsüyordu. Sanki dünyada korkacak hiçbir şeyi yokmuş gibiydi. Bir anlığına bakışları kesişti. Kimse fark etmedi. Aralarındaki ilişkiyi bilen tek bir kişi bile yoktu.
Mert, belli belirsiz bir hareketle başını yana çevirdi. Bu, yalnızca ikisinin bildiği bir işaretti.
Aleyna'nın yüzündeki heyecanı gizlemesi zordu. Hafifçe başını salladı.
Mert de her zamanki o sakin gülümsemesini takındı. O gülümsemenin ardında ne olduğunu ise kimse bilmiyordu.
Arka bahçede her zaman buluştukları yerde buluştular. Mert onu çok sevdiğini ve artık daha güzel şeyler yaşamak istediğini birbirlerinin olmak istediğini söyler.
Aleyna'da isteyen gözlerle bakıyordu. Birlikte bodrum kata gittiler. O saatte kimse orda yoktu çünkü herkes dersteydi bu da mertin işini kolaylaştırıyordu.
Günler öncesinden hazırladığı Aleynanın el yazısından mektup ve bir de dar ağcı kurmuştu. Aleyna'ya sürpriz hazırladığını ve gözlerini kapatmasını söyler.
Aleyna dedi kıkırdayarak,
"Bunu cidden burda mı yapacağız?"
Mert, "Sabret" dedi.
Mert kızı bayılttı ve intihar süsü verdi.
⸻
Öğleden sonra okul sessizliğe büründüğünde, koridorlarda dolaşan tek şey fısıltılar değildi.
Ertesi gün okulun girişinde polis araçları vardı.
Sarı şeritler, meraklı öğrenciler ve birbirine karışan söylentiler...
Kimileri bunun korkunç bir tesadüf olduğunu söylüyordu. Kimileri ise okulda bir katil olduğuna inanıyordu.
Mert ise kalabalığın en arkasında duruyor, her zamanki gibi yüzünde hiçbir duygu olmadan olanları izliyordu.
İlk kez...
Polisler bunun bir kaza olmadığını düşünmeye başlamıştı. Ve mert tekrardan okulunu değiştirmişti.
