Derler ki herkes yazı sever; kimisi için dinleneceği mevsim, kimisi içinse yeni başlangıçların, umutların ve aşkın mevsimidir.
Felix içinse o yaz, kaderinin yönünü değiştirecek mevsimdi. Henüz bunun farkında değildi. Çünkü bazen tek bir yaz, bir insanın bütün hayatını değiştirmeye yeterdi.
O sabah Felix, hayatının sonsuza dek değişeceğinden habersiz uyandı.
Ta ki mutfaktan yükselen tanıdık ses onu yataktan fırlatana kadar.
"Lee Felix! Alarmın on beş dakikadır çalıyor! İşe geç kalacaksın!"
Felix irkilerek doğrulmaya çalıştı ama dengesini kaybedip kendini bir anda yerde buldu.
"Off... Ah..." diye homurdandı.
Yerde duran telefonunu eline alıp saate baktı. İşe başlamasına yalnızca birkaç dakika kalmıştı. Çoktan yedi dakika geç kalmıştı.
"Ne?!"
Hiç vakit kaybetmeden ayağa fırladı, banyoya koşup yüzünü yıkadı. Aynadaki dağınık saçlarına hızlıca eliyle şekil vermeye çalıştıktan sonra merdivenlerden aceleyle aşağı indi.
Mutfağa ulaştığında Bayan Lee çoktan kahvaltıyı hazırlamış, elindeki fincanla oğluna bakıyordu.
"Yine sabaha karşı üçe kadar ders çalıştın, değil mi?"
Felix sandalyeye otururken yorgun bir gülümseme attı.
"Biraz..."
"Bana 'biraz' deme. Gözlerinin altındaki morluklar her şeyi anlatıyor."
Felix önündeki tosttan bir lokma aldı, ardından derin bir nefes verdi.
"Hem iş hem üniversite... İkisini bir arada yürütmeye çalışınca bazen saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum."
Bayan Lee başını iki yana salladı.
"Bu tempoyla kendini tüketeceksin, Felix."
Felix hafifçe gülümsedi.
"Merak etme anne. Ben iyiyim."
Bayan Lee oğlunun yüzüne birkaç saniye sessizce baktı. Felix'in bunu söylerken bile ne kadar yorgun olduğunu görebiliyordu. Ama onu tanıyordu; canı ne kadar yansa da bunu kolay kolay belli etmezdi.
"Hiç değilse kahvaltını bitir."
Felix gülümseyerek başını salladı.
"Emredersiniz. Bayan Lee"
Annesi hafif bir tebessüm ederken Felix'in saçını okşar Felix elindeki tostu son lokmasına kadar bitirdi. Masanın üzerindeki portakal suyundan son yudumunu aldıktan sonra saate göz attı.
"Tamam... Şimdi gerçekten geç kaldım."
Sandalyesini geriye itip hızla ayağa kalktı. Telefonunu, cüzdanını ve kulaklığını masadan aldı, ardından çantasını omzuna geçirdi.
"Felix."
Kapıya yönelmişken annesinin sesiyle durdu.
"Evet?"
Bayan Lee birkaç adım yaklaşıp oğlunun tişörtünün yakasını düzeltti. Dağınık sarı saçlarını eliyle hafifçe geriye itti.
"Bütün gün bir şey yemeden durma."
Felix hafifçe gülümsedi.
"Söz."
Ayakkabılarını giyip kapıyı açtı.
BẠN ĐANG ĐỌC
Yeniden/Hyunlix
Lãng mạnBazı insanlar unutulduğunu sanır. Bazı hikâyeler bittiğini... Ama bazı şeyler, sadece doğru zamanı bekler. başlangıç:22/07/2026
