Deniz okula erken geldiğinde en arka sırada kafasını kollarının arasına gömmüş Teoman'ı gördü. Küçüklüğünden bu yana arkadaşı olan Teoman'ın hıçkırığını duyunca çantasını hızlıca sırasına bıraktı. "Teoman?" Teoman yavaşça kafasını kaldırdı. Gözleri kıpmırmızı olmuştu. Deniz çocuğun yanına gidip çöktü. "Ne oldu sana? Niye ağlıyorsun?" dedi gözlerinin yaşını silerken. Teoman yavaşça kızın bileklerinden tuttu ve yüzünden geri çekti. "Dolap, dolaba kapattı." Deniz neyden bahsettiğini anladığı an Teomana sıkıca sarıldı. "Geçti Teo, ben buradayım." dedi. Teoman kollarını Deniz'in beline sıkıca sardı. "Yüzümü yıkamak istiyorum." dedi küçük bir çocuk gibi. Deniz kafasını salladı. İkisi de aynı anda ayağa kalktı. Teoman kızın bileğinden tutup onu da kendisiyle çekmişti.
Deniz okulda kimse olmadığı için Teoman'la beraber erkekler tuvaletine girmişti. Teoman yüzünü yıkamıştı ve Deniz'e dönmüştü. "Neden erken geldin okula?" Teoman yüzüne her zamanki gülümsemesini yerleştirdi. "Erken gelmedim gece okuldaydım." Deniz duyduğu cümleyle şok oldu. Teoman'a bir adım daha yaklaştı. "Nasıl yani? Sen şaka mısın Teoman?" diye bağırdı. O sırada çocuğa yaklaşınca dudağı kenarında ve kaşında olan kanama izini gördü. "Sen kavgaya da mı karıştın?" diye sordu. "Hayır bu sefer ben dövmedim." dedi. Deniz yavaşça parmağını kaşına değdirdiğinde Teoman acıyla inledi. "Deniz napıyorsun ya!" Deniz onu pek umursamadı. "Kapa çeneni Teoman. Kalk şurdan revirin odasına gidiyoruz!" Teoman kızı ikiletmeden oturduğu lavabo taşından kalktı ve kızı takip etti.
Revirin odasına geldiklerinde Teoman sedyeye oturdu. Deniz ise ilk yardım çantasını karıştırdı ve gazlı bez buldu. "Acıtacak mısın Deniz kızı?" Deniz gazlı bezi dudağının kenarına değdirmeden çocuğa göz ucuyla baktı. "Acıyacak." dedi ve ardından gazlı bezi çocuğun dudağına değdirdi. Teoman ani acıyla bir elini tutunma isteğiyle kızın beline koydu. Deniz bezi bastırmaya devam ettikçe Teoman'ın daha da canı yanıyordu. Yanma hissiyle Teoman elini sıktı. Deniz belindeki baskıyı hissedince bakışlarını beline çevirdi. Teoman acıdan belini sıkıyordu. Gazlı bezi değiştirip kaşına dokundurdu bu sefer. Teoman yaranın daha derin olmasıyla acıyı daha net hissetti. İstemsizce Deniz'i kendine çekti. Bir anda Deniz'in göğsü Teoman'ın göğsüne çarptı. Deniz'in kalp atışları hızlanmıştı. Bakışları çocuğa dönünce Teoman ona bakıyordu ve bakışlarıyla sanki onu yiyordu. Deniz bezi tekrar bastırınca Teoman dişlerinin arasından "Deniz kızı canım yanıyor." diye inledi. Deniz yara bandı yapıştırıp ondan geri çekildi. "Geçti geçti merak etme." dedi.
Ders başlayalı yirmi dakika olmuştu. Yirmi dakika kalmıştı.
(Şimdi Denizin gözünden okuyacağız)
Dünyalar yakışıklısı canım arkadaşım Teoman:
Ne yapıyorsun deniz kızı?
Gözüme çarpan mesajla arka sıraya döndüm. Adını ne zaman değiştirmişti?
Deniz:
Sen adını ne zaman değiştirdin benim telefonumda?
Dünyalar yakışıklısı canım arkadaşım Teoman:
Sen geçen hafta bize geldiğinde değiştirdim. Çok güzel olmamış mı? Ayrıca sen dersi dinlemeyip ne yapıyorsun?
Deniz:
Çok gıcıksın Teoman. Sen bana yazdın.
Ayrıca seni çiziyordum/
Ne çizdiğim seni ilgilendirmez İngiliz atı.
Dünyalar yakışıklısı canım arkadaşım Teoman:
İngiliz atına ne zaman geri döndük?
Uzun zaman olmuştu deniz kızı.
Kimi çiziyorsan çok yakışıklı duruyor.
Bir dakika o ben miyim😉
Deniz arkasına korkuyla döndü. Teoman ona göz kırptı.
Deniz:
Senin gibi gıcık birini tanımıyorum İngiliz atı.
Seni çizmiyorum sadece yakışıklı bir manken o kadar
Yaran nasıl oldu
Dünyalar yakışıklısı canım arkadaşım Teoman:
Kanıyor biraz 🤏🏼
Endişeyle arkamı döndüm, Teoman'ın anlı gerçekten kanıyordu.
Deniz:
Revir için izin al gelicem ben de
Teoman ayağa kalktı ve dersten çıktı. O sırada ben de kalktım. İzin alarak Teoman'ın arkasından biraz koştum. Ona yetiştim. "Dön bana bakıcam." Kolundan tutup onu bir anda kendime çektim. Bandajı kaldırdım. "Teo buraya dikiş atılması gerekiyor gibi. Yürü revire gidiyoruz." dedim. Önümde kollarını sallaya sallaya gidiyordu ama içerde kıyameti kopartacağını biliyordum.
"Sena abla acıtıyorsun!" "Teoman biraz daha hareket edersen dikişi kaşına değil gözüne atacağım. Deniz yarım eder misin?" Deniz hemen Teomanın yanına oturdu. "Teoman'ı tutar mısın? Kafasını ve kollarını." dedi Sena abla. "Teoman kollarını sabah yaptığın gibi belime sarar mısın? Acıdıkça sık tamam mı?" Ellerini çocuğun şekilli yüzüne yerleştirdi. Hareket etmemesi için çok direniyordu Deniz. "Teoman bu kadar acıtan bi şey olamaz." "Ya Deniz canım yanıyo!" Belini anlık olarak çok sert sıkmıştı. Deniz ise acıyı hissetse de tepki vermemişti. "Tamam bitti." dedi Sena abla. Teoman oturduğu yerden kalkıp üstünü başını düzeltmeye başladı. "Sabah kim pansuman yaptıysa yaranın mikrop kapma riskini çok başarılı bir şekilde en aza indirmiş." dedi Sena abla. Teoman yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirdi ve Deniz ile beraber revirden çıktılar.
"Deniz kızı sen ilk yardım yapmayı nerden öğrendin bakayım?" dedi ağzını yaya yaya. "Bilmem. Öyle aklımda kalmış." dedi Deniz. Teoman inanmamıştı. Deniz'i belinden tutup çekti. "Söylesene nerden öğrendiğini." dediği sırada kızın yüzü ekşimişti. "Deniz noldu?" Deniz'in eli bi anda beline gitti. Teoman o kadar sert sıkmıştı ki morarmaya başlamıştı. "Noluyo kızım söylesene bi!" Teoman, Deniz'in ona söylememesine dayanamayarak kızın tişörtünü tuttuğu gibi beline kadar kaldırdı. Gözü morluğa çarpınca Deniz'e döndü. "Ben mi yaptım?" dedi sesi titreyerek. "Aslında o tarafı sen yapmadın. Bu taraftaki morluk senin eserin." dedi. Teoman kızın bileğinden tutup onu yan tarafta olan soyunma odasına soktu. Ardından da kapıyı kilitledi. "Çıkart üstündekini! Başka nerende morluk var göreceğim!" dedi. Deniz donakaldı. "Saçmalama Teoman. Alt tarafı bir morluk." Teoman biliyordu ki devamı vardı ve haklıydı da. "Çıkart dedim Deniz!" Deniz çıkartmayınca Teoman bir adım yaklaştı. "Deniz!" Deniz'in elleri tişörtünün eteklerine gitti ve tek bir hamlede üstünden çıkarttı. Teoman kızın bedenindeki diğer morluklara bakakaldı. "Bakışlarınla yedin Teoman beni bildiğin." Teoman bakışlarını kaçırdı. "Sakin ol şaka yaptım." Teoman bakışlarını tekrar kıza çevirdi. Yaklaştı ve köprücük kemiğinden başlayarak sırtına kadar devam eden morluğa uzattı elini. "Acıyor mu?" Deniz burukça gülümsedi. "Eskisi kadar değil." "Annen dövmeye geri mi döndü?" dedi Teoman kısık sesle. O sırada Deniz'in gözünden bi yaş aktı. Teoman kollarını acıtmadan kıza sardı. "Burdayım ben deniz kızı. Her yaranı öperim de geçer." dedi. Deniz hafifçe güldü. "Artık yaralarımız öpünce geçecek değil galiba ingiliz atı." Teoman dudağını büktü. "Ama küçük Deniz hiçbir zaman hayır demezdi. Teoman'ına nasıl kıyardı küçük deniz. Ben senin canın acıyınca öpeyim diye bumara yapardın be!" Deniz istemsizce bu siteme güldü. "Tamam tamam. Yaralarımı öpebilirsin." Teoman yine gıcıklık peşindeydi. "Küçük Deniz böyle demezdi." Deniz pislik yaptığını anladı ama lafı uzatacak gibi değildi. "Yaralarımı öper misin Teo'cum." Bunun hesabını sana sonra soracağım der gibi çıkıyordu sesi. Teo yavaşça kızın omuzlarını öptü ve onu yerden kaldırdı. Üstünü giyinmesine izin verdi ve kapıyı açtı. "Akşam bize gel Deniz kızı. İki haftadır uğramıyorsun. Ali'yi de getir." dedi Teoman. Deniz kafasını sallarken sınıfa giriyorlardı.
Birinci bölüm geldiiiii beğendiniz miiii??? Bir sonraki bölümde görüşürüzzzz😘😘😁😁
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYAL GİBİ- TEODEN
Hayran KurguDiziden uyarlanarak yazılmıştır. Deniz karşısındaki çocuğun delici gözlerine baktı. Ardından yavaşça bakışları dudaklarına indi. "Ne oldu deniz kızı? Öpecek misin yoksa?" dedi oğlan gülerek. Deniz ise oradan nasıl ayrılacağını bile bilmiyordu. Şu a...
