1. BÖLÜM

18 0 0
                                        


Bu kitapta geçen bütün unsurlar hayal ürünüdür. Gerçeklikle bir alakası yoktur.

İÇERİK UYARISI
Kitap yoğun şekilde şiddet, katliam ve vahşet içermektedir. Rahatsız olabilecek okurların okuması uygun değildir.

Kaderinin zalimliği ile mücadele eden herkese...

Sene 1988
"Arabesk, benim yaşamımdaki her kötülüğü haykırıyor. Belki de hepimiz acı çekmek için var olduk ve acımızı haykıracağımız bir şeye ihtiyacımız vardı. Acımızı arabesk ile haykırdık, aşkımızı da arabesk ile dile getirdik."

Muhabir, sözü devralmak istermişçesine mikrofonu kendine çekti.

"Her canlı acı çeker,"

"Aslında her canlı acı çekmez. Kimse acı çekmeye mahkûm değildir. Acı can yaktığı kadar da motivasyondur bize: Dik dur."

Muhabir, hafifçe kıkırdadı. Bu cümle ile hayatın özetini aldığına sevinmiş gibi bir hâli vardı.

"Berlen Hanım, bir kaç sene önce Atazade..."

Kaşlarımı çatıp, soruyu geri almasını ister gibi elimi kaldırdım.

"Lütfen,"

Muhabir boğazını temizledi, bir kaset gibi geriye sardı cümlesini. Arkada bulunan fotoğrafta, ben bulunuyordum. Büyük harflerle sahne adım Berlen yazılmıştı. Tebessümüm, sadece fotoğraflarda görülüyordu çünkü her bir parçamda anlattığım kader gerçekti. Sakince baştan sual eylemeye çalıştı.

"Müziğe nasıl adım attınız?"

Derin bir iç çektim. Mazi benim özlem duyduğum tek şeydi. Parmaklarımı sakince çıtlattım, mikrofonu tekrar bana doğru uzattı.

"Ben..."
3 Gün Sonra...

Muğla Cezaevi/C-3 Koğuşu
Koğuşların ardında yükselen sesler sebepsiz şekilde içimi ürpertmişti.

"Kadir! Şu bardağı ver ulan."

Bir diğer koğuştan yükselen adım sesleri, tanıdık geliyordu. Hiç olmadığı kadar...
Gardiyan, yarı iriydi ve sol kolundaki uzun çizik, onun imzası gibiydi. Sanırım hava soğuktu ama tüylü kabanım sayesinde bunu hissetmemiştim.

"Turgut Gökyaka..."

"Turgut deme bana, ben anmıyorum o hadsizin adını."

Parmaklarını sakince çıtlattı. Demir kapıyı bütün gücünü toplayarak itekledi, karşımda koca bir gri duvar tam ortasında ise bir boşluk vardı. Parmaklıklarla boşluk olması garipti, ama şuan önemli olan Turgut denen arsıza had bildirmekti. Kundura sesleri, görüş odasının ardında yükselen sesler, mazide kalan bir kaç acıyı yüzüme tokat gibi çarptı. En sonunda o kapının ardında, Turgut'u gördüm. Elleri çok rahat bir şekilde cebindeydi, açık mavi gömleğinin üstüne geçirdiği yelekte kırmızı desenler baskındı.

BELİRGİN YARAStories to obsess over. Discover now