Savaşçı

18 0 0
                                        

İçinden evet dedi. Artık hiçbir şey hissetmiyordu,sona yaklaşmıştı. Yavaşça yerden yükseldiğini hissetti biraz sonra ailesine kavuşacaktı.Aklına Agnus geldi , güzel kardeşi onu bekliyordu. Aklına dolan görüntülerle gülümsedi.Fakat acı yavaş yavaş geliyordu. Sinsice alnından boynuna oradan da kollarına yayıldı. Ölmediğini anlamıştı. Küçük kalbide ölmek için inadına daha güçlü çarpıyordu. Gözlerini yavaşça araladı.Görme duyusunu geri kazanmak sandığından daha şaşırtıcı olmuştu. Birinin kucağındaydı. Korkuyla kaskatı kesildi. Kalbinin ritmi tekledi. Şimdi evet şimdi korkudan ölebilirdi. Uyandığını belli etmek istemiyordu ama acısı gittikçe artıyordu. Gözlerini daha sıkı yumdu. Biraz daha açık tutarsa görülmekten bir o kadarda görebileceklerinden korkuyordu. Fakat karnına saplanan derin acıyla kıpırdandı. Ne yaptığını fark edince nefesini tuttu. İnsanlardaki tanrılara inanmazdı ama şuan onu kim duyabilecekse ona yakarıyordu. Fakat onu tutan kollar gevşedi ve yumuşak bir ses ' Demek uyandın.'dedi.

Her zamanki gibi kimse yakarışlarına cevap vermemişti. Yaşlardan ıslanmış kapalı gözlerini açtı. Ağladığını fark etmemişti. Bulanık görüyordu ve gözlerindeki yaşları temizlemeye hali yoktu.Yüzüne doğru gelen eli fark edince bilincini tekrar kaybetti.

Ayılmıştı ama gözlerini açmaya korkuyordu.Etrafta birinin olup olmadığını anlamak için bütün dikkatini verdi. Hiçbir şeyhissetmiyordu. Kendi kendine kızdı bu durumda yaşaması bile bir mucizeydi.Duyduğu sesle irkildi 'Uyandığını biliyorum. Gözlerini açmayacak mısın?' İçinde gözlerini daha sıkı yumma isteği doğmuştu ama sesin kimden geldiğini merakediyordu. Sonunda merakına yenik düşerek gözlerini açtı. Gördüğü görüntü pekte  korkunç değildi. Acı ile yerinden doğrularak karşısındaki buruşuk suratı inceledi.Gittikçe tanıdık gelen bu suratı hatırlamaya çalışıyordu. Sonunda kim olduğunu anladığında şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. Bu buruşuk suratlı ihtiyar krallarıydı. İçinden demek gençlik iksiri olmadığında böyle görünüyor dedi. Yaşlı haliyle ilgili bir sürü dedikodu vardı. Bunu arkadaşlarına anlatmak için sabırsızlanıyordu. Aklında gelen şeyle ürperdi.Artık ne bir ailesi nede arkadaşları vardı.Adam yavaşça öksürdü 'Beni tanıdığını varsayıyorum. Artık korkmanı gerektirecek bir şey yok. Burada güvendesin . Ejder krallığına hoşgeldin. Daha şimdiden çok ünlüsün. Merak etme her şeyi sana anlatacağım. Bugün çıkan küçük tatsızlıktan senin güçlerini bilmediğini farz ediyorum. Toplumumuz yüzyıllardır kızıl ejder görmemişti. Seni mucize olarak nitelendirecek çok insan tanıyorum. Ama öncelikle ne olduğunu bilmelisin. Kızıl ejderler uzun yıllar boyunca savaşlarda en büyük kozumuz oldu. Bana öyle bakma küçüğüm. Sen bir savaşçı ejdersin. İsminden ailenin de bunu bildiğini anladım. Bize neden söylemediklerini de artık öğrenemeyiz.Bunu bir önemi yok. Artık seni bulduğumuza göre eski düzenimiz kavuşmak için daha fazla umut var demektir.'dedi. Dediklerine anlam vermeye çalışıyordu. Bu kadar büyük bir sorumluluk için bir şey yapmamıştı. Zaten bunun altından kalkabileceğine inanmıyordu. Yastığa kendine bastırarak 'Sizin için ne yapabileceğimi anlamadım. Savaşmayı bilmiyorum . Daha sevdiklerimin yasını bile tutamadım.Evime dönmek istiyorum.' dedi. Adam atmosfere uygun düşmeyen bir gülümsemeyle yerinden doğruldu. Elindeki baston üstündeki ağırlıkla yerde gıcırdadı. Gülümsemesini iyice genişleterek ' Torunum Adeo sana yardım edecek. Küçük dünyamızın görüp görebileceği en iyi savaşçı olacaksın.'dedi. Nefesini anca toplayan Bellatrix konuşmak için ağzını açtı. Fakat bir el çırpmasıyla kapı açıldı ve kelimelerini yutmak zorunda kaldı. İçeri genç bir çocuk girmişti. Çocuğun parlak bakışlarında maruz kalacağı zorlukları görür gibi oldu. Ender ve tehlikeli bir hayvan gibiydi. İyi bir deney malzemesi olacağını düşündü.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 04, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Kızıl EjderWhere stories live. Discover now