We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

onlar Efe'ye aitti..

238 21 54
                                        

Bu eser bir hayran kurgusudur. Hikâyede kullanılan isimler gerçek kişilere ait olsa da anlatılan olaylar ve karakter tasvirleri tamamen kurgusaldır ve gerçeği yansıtmaz.

--

hızla durduğum odanın kapısının önünde, elimdeki baltaya bakarak göz devirdim. bu işleri yapmak artık o kadar sıkıcı ve gündelik geliyordu ki... her gün uyanmaktan farkı yoktu gibi.

klâsik döngü gibi ama azıcık daha zor.

elimdeki baltayı kapının koluna savurdum. yamulan kulbunu koparıp karanlık koridorun diğer tarafına fırlatırken hışımla içeriye girerek kapıyı kapattım.

yavaşça kapının dibine oturdum, cidden soluklanmam gerekiyordu.

baltayı kucağıma yerleştirirken hızla kemerimin etrafını yokladım, lanet olsun ki bi'tane silahım dâhi yoktu sikik bir odun baltası ve ellerim vardı, ah tabi birde zekam.

en önemlisi her zaman zekadır, gerisi boş.

bir anda kapıya atılan tekme ile sendeleyerek öne itildiğimde işte şimdi zekamı kullanmam gerekiyordu.

ayağa kalkarak kapının yanına sırtımı yaslayarak derin bir nefes aldım ve gelecek herhangi bir hamleyi bekledim oysa sadece kapıyı tekmeliyordu tamam, tamam bu da bana biraz vakit kazandırır lâkin yinede yerimden ayrılmayacak o ibneyi halletmeyi için bekleyecektim.

etrafa bakınırken gördüğüm perdesi kapalı cam ile sırıtmam kendini ele vermişti, dışarısı kar kaplıydı ve bir dağ evinin ikinci katı ne kadar yüksek olabilirdi ki?

tam bu arada gelen kırılma sesi ile kapının camının kırıldığını ve oradan içeriye bir elin girdiğini gördüm. enayi kendince kapıyı açacaktı. baltayı gelişi güzel önümdeki ele savurarak yere düşen parçaya baktım, gelen yüksek çığlık sesinden sonra hızla cama koşarak balta ile perdeyi yırttım ve aynı şekilde balta ile kırdığım cama baktım, hasiktir ya, iki saatir elimde bir odun kesici ile oraya buraya vuruyorum ve tek çizik almadım ama şimdi bu cam parçası parmağımı mı kesiyor?

tek parmağımı ağızıma götürerek kanı hafifçe yaladım, yerdeki ele son bir bakış atmadan gidemedim hatta vaktim olsa resmini bile çekerdim. ve baltayı içeriye iterek kendimi dışarıya attım.

siktir acıdı ya.. düştüğüm kara kafamı bastırarak dişlerimi sıktım, hay anasını sikeyim düşerken kafamı ellerim arasına almalıydım.

sendeleyerek yerimden kalkarak üzerimi sildim, pekâlâ başım fazla ağırmıyordu. yere eğilerek elime bir avuç kar aldım, başın ağrıyan kısmına bastırarak karı yere attım, kapşonumu kapayarak düştüğüm yerde çıkan izimi ayaklarım ile dağıta dağıta ilerlemeye başladım.

saçma sikik uzun bir yol ve birkaç ara sokak sonrası bir çöp konteyneri önünde durarak ceplerimden ellerimi çıkardım, eldivenlerimi dikatlice çıkarttıktan sonra çakmağı cebimden çıkarmış, iğrenç plastik kokusu ve çıkan siyah dumana bugünlük son kez bakarak geriye döndüm ve ilerlemeye başladım.

bugün yorucu ve gereksizdi, boş şeylerden dolayı uğraşmak beni yorgun hissettiriyordu. planda adamın kolunu koparmak yoktu, şimdi boş laf dinleyip dururum.

"sigara içer misin?" ciddi anlamda bu sokak kaltakları her seferinde götünü birine siktirmek için debiniyor.

yerimde durarak yanımdaki gence baktım, tanrım cidden bu saate bu sokakta fazla insan var, eskiden böyle miydi kimse olmazdı burda ana baba gününe dönmüş. "sikimin sana kalkacağını sanmıyorum yavru kusura bakma."

gözlerindeki o sırıtma ifadersi sinire dönerken uzattığı sigarayı yavaşça geriye çeker oldu dalı dudakları arasına alarak elimdeki çakmağı çekti ve sigarayı yakarak çakmağı paketle beraber cebinde koydu, sinirlerim hopluyordu resmen. "çakmağı geri alayım?" yaktığı sigarayı yavaşça tuttuğu elim arasına koyarak yüzünü çevirdi. "bunu benim yerime sen iç çünkü ben içersem canım sıkılır. canım sıkılırsa ne olur biliyor musun?" sabır çekerek bana doğru salladığı parmağına baktım ve kaşlarımı kaldırarak karanlık gecede gözlerine baktım. "seninde canın hapishanede sıkılır gerizekalı katil."

kafile ,, arefStories to obsess over. Discover now