We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

0.1

13 1 0
                                        


Bilinmeyen Zamanda, Lanetli Ormanın Derinliklerinde;

Gecenin geç saatlerinde, Lanetli Ormanın ortasındaki akarsu oldukça güzel görünüyordu.

Berrak, temiz suyun üzerine, gökyüzündeki üç büyük ayın gölgesi düşüyor, her biri farklı renkte olan aylar, akarsuyu parlatıyordu.

Akarsu kenarında oturmuş, ayın yansımasını izleyen bir beden vardı.

Sakin, hoş bir ifadeyle öylece ayların yansımasını izliyor, hareket etmiyor, sanki nefes dahi almıyordu.

Solgun ten rengi hissettiği sıcaklıkla birlikte hafifçe ışıldadı. Kahverengi gözleri kısılırken yüzünde bir tebessüm peydah oldu. "Doğdu mu?"

"Hayır." Gümüş gözlü, parlak, uzun, beyaz saçları olan genç bir erkek çıktı ağaçların ardından. Geldiği yer hafif bir sıcaklık dalgası yayan mavi ışıklarla bezeliydi. Uzun saçlı adam mavi ışık dalgasından uzaklaştığında, mavi dalgalar kaybolmuştu. "Üçlü Gece yaşandı bitti ama kimse doğmadı."

"Mümkün değil." Akarsu kenarında oturan genç görünümlü kadın, tebessümü bozulmadan başını iki yana salladı. "Doğacak, Ay Çocuğu bu yüzyılda var olacak."

"Kimse doğmadı diyorum sana!" Beyaz saçlı adam öfkeyle bağırarak akarsuya doğru bir tekme savurdu. "Tarikat yanıldı, bu yüzyılda bir Ay Çocuğu yok!"

"Var." Kadın huşu içinde suya doğru uzandı. "Tarikat asla yanılmaz."

"Yaptığım büyünün büyüklüğünden haberin var mı?" Beyaz saçlı adam öfkeyle bağırarak kendi etrafında döndü. "Nefes alacak her canlıyı hissetmek için, her bebeği, her soluğu hissetmek için ömrüm boyunca yapmadığım kadar büyük bir büyü yaptım! Bu büyü benden en değerli anılarımı sildi! Ama hiçbir şey yok!"

"Sen aciz bir varlıksın, senin o kutsal çocuğu hissedememiş olman çocuğun doğduğu gerçeğini değiştirmez."

Verdiği uğraşa, gösterdiği çabaya ve feda ettiği anılara saygı duyulmadığını anlayan beyaz saçlı adam hissettiği aşağılanmaya karşı öfkeyle gözlerini kıstı. Doğruca Tarikat üyesine doğru atıldı ve tüm öfkesini ondan çıkartmak istedi.

Ancak bu düşünce aklından geçer geçmez, daha kıpırdamadan bedeni bir kum saatindeki toz zerrecikleri gibi un ufak oldu, saniyeler bile geçmeden beyaz saçlı adamdan geriye uçuşan toz zerrecikleri kalmıştı.

Ay Tarikatının temsilcisi oturduğu çimenlerin üstünden nazikçe kalktı. Asil bir tavırla eteğini silkeleyerek uçuşan tozlara baktı. Yüzündeki sakin tebessüm, akarsu kenarına oturduğu andan beri -kimine göre birkaç dakika, kimine göre birkaç asır- hiç değişmemişti.

Ellerini hafifçe havaya, üç ayın aydınlattığı gökyüzüne doğru çevirdi. İçinde bulunduğu zaman dilimi titreşiyor, üç ay bir araya gelip Üçlü Gece yaşanıyor ve sonra tekrar normal hallerine gelip yan yana diziliyorlardı, kadın yıllar arasında gezinip bir asrın içindeki her geceye seslendi. "Geldi, doğdu, var oldu! Beklenen ve Kutsal olan yeryüzüne indi!"

Ve kadın beyaz bir ışık huzmesi içinde yok oldu.

____________________________

Yine bir şeyler deniyoruz....

Kafamda o kadar kurgu var ama hiçbiri Taekook'a yakışacak kadar güzel gelmiyor gözüme, bir de bunu deneyeceğiz.

Riley.

OccultusStories to obsess over. Discover now