We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

Bölüm 1

2K 11 3
                                        

Zeynep gözlerini açtığında henüz tam olarak sabah olmamıştı. Oda yarı karanlıktı, perdelerin arasından sızan ışık, duvarlarda solgun bir gri ton bırakıyordu. Bu ışık ne günün başladığını ilan edecek kadar güçlüydü ne de gecenin devam ettiğini söyleyecek kadar zayıf. İkisinin arasında sıkışmış bir zamandı. Kendi ruh hali gibi...

Zeynep bir süre yatakta kıpırtısız kaldı. Yanında Kocası Hasan uyuyordu. Nefes alışverişi düzenliydi, neredeyse saat gibi. Bu düzen, Zeynep'in hayatında yıllardır değişmeyen şeylerden biriydi. Hasan'ın varlığı, evin içindeki ritmi belirleyen ana çizgiydi. Sabahın başlaması, onun hareketleriyle anlam kazanıyordu.

Zeynep yavaşça kalktı. Ayağını yere bastığında zeminden gelen serinlik vücuduna küçük bir dalga gibi yayıldı. Bu his kısa sürdü ama zihninde bir anlık farkındalık yarattı. Sanki ev, onu her sabah aynı yerden yeniden başlatıyordu ama o artık aynı kişi değildi.

Mutfağa geçti. Zeynep'in mutfağı Yozgat'ın uzak bir semtinde caddeye bakan, sade ama yaşanmışlık dolu bir mekândı. Sabahın ilk ışıkları, ince tül perdenin ardından süzülüp krem rengi duvarlara yumuşak bir sıcaklık bırakıyordu. Pencereden bakınca, yürüyen bir kaç kişi, yavaşça ilerleyen bir araba görünüyordu. Bu manzara, sessizliğin içindeki hareket gibiydi. Henüz şehir uyanmamıştı.

Hasan bu daireyi yeni almıştı. 12 katlı apartman şehrin yeni gelişen mahallelerinden birinde, oldukça sakin bir yerdeydi. En önemli özelliği de büyük bir parka bakmasıydı. Biraz ıssız, oldukça sessiz bir yerdi. Çarşı pazara uzaktı ama yandaki binanın altını kaplayan büyük market acil alışverişlerde çok işe yarıyordu.

Çaydanlığı ocağa koydu. Kibriti çaktığında çıkan küçük alev mutfağın sessizliğini bir anlığına böldü. O an Zeynep ateşe baktı. Küçük ama kesin bir hareketti bu. Her sabah yapılan ama her seferinde küçük bir anlam değişimi taşıyan bir ritüel.

Çaydanlıkta su ısınırken evin içinden sesler gelmeye başladı. Yataktan kalkış hışırtısı, kapının hafif açılıp kapanması, banyodan su sesi... Hasan'ın uyanması ile birlikte ev de bir organizma gibi uyanıyordu.

Hasan mutfağa girdiğinde saçları dağınıktı. Yüzünde uykunun ağır izi vardı ama her zaman yakışıklı bir adamdı Zeynep'e göre. Hasan, otuz beş yaşında, iri yapılı, esmer bir adamdı. Geniş omuzları ve sürekli hareket hâlindeki bedeni, hem işinin hem karakterinin yansımasıydı. Gözleri koyu kahverengiydi, bakışlarında hem sıcaklık hem de kararlılık vardı. Saçları kısa, alnına doğru hafif açılmıştı. Dışarıda sert, hatta biraz mesafeli görünür ama eve girdiğinde yüz hatları yumuşar, sesi alçalırdı. Zeynep'e yaklaşırken taşıdığı enerji, bir sahiplenme değil, bir alışkanlıkla karışık sevgi biçimiydi. Kocasını gördüğü anda içi aşkla titrerdi Zeynep'in

"Erken kalkmışsın," dedi Hasan.

Zeynep başını çevirdi. "Her zamanki saate,"

Hasan yaklaşarak Zeynep'in omzuna hafifçe dokundu. Sonra eğilip yanağına kısa bir öpücük kondurdu. Bu hareket ne tutkulu ne de soğuktu. Sadece vardı. Yılların içinde anlamı törpülenmiş ama tamamen kaybolmamış bir sevgi jestiydi.

Sonra eğildi, Zeynep'in saçlarının arasını öptü. Bu öpücük aceleci değildi. Evli bir çiftin alışkanlığı değil, sevginini ve canlı bir yakınlığın işaretiydi.

Zeynep orta boylu, narin bedenli, koyu kahverengi saçlı, sade güzelliği olan, dikkat çekmeyen ama yakından bakıldığında etkileyici bir bedeni ve yüzü olan bir kadındı.

Zeynep hafifçe gülümsedi, kalçalarını Hasan'ın kasıklarına doğru bastırdı. Çünkü bu öpücüklerin ardından ne geleceğini biliyordu. Her sabah sevişmeleri aynı şekilde gelişirdi. Hasan'ın erken kalktın diye sitem etmesinin nedeni de buydu. Hasan yatakta sevişmek istiyordu ama uyandığında karısı çoktan kalkmış, mutfakta kahvaltı hazırlıyor oluyordu.

EltiStories to obsess over. Discover now