Karanlığın Ardındaki Işıltı - 1. Bölüm
"Görünmez Olmayı Seçen Kız"
Okulun kapıları, sabah ışığını kesen devasa bir gölge gibi yükseliyordu.
Elara Vance, o gölgenin altından içeri girerken adımlarını yavaşlatmadı. Ama hızlanmadı da.
Bu bile bir tercihti.
Üzerindeki kıyafetler dikkat çekmemek için seçilmişti: ne fazla ucuz, ne fazla pahalı. Tam ortada. Görülmeyecek kadar sıradan.
Ama Elara'nın asıl amacı görünmemek değil, yanlış görülmekti.
Koridorda yürüdükçe fısıltılar başladı.
"Yeni kız mı?" "Yüzünü gördün mü?" "Garip biri..."
Elara duymuyordu. Ya da duymamayı seçiyordu.
Omuzlarını hafif indirip saçlarını yüzüne biraz daha düşürdü. Sanki kendini küçültürse dünya onu daha az fark edecekti.
Ama bazı insanlar, küçülen şeyleri daha çok severdi. Ezmek için.
Kafeterya - İlk Çatlak
Kapı açıldığında ses bir anda değişti.
Sanki içerideki hava bile birinin kim olduğunu biliyordu.
Julian Thorne.
O sadece yürümüyor gibiydi; alanı sahipleniyordu.
Yanındaki iki kişiyle birlikte kafeteryaya girdiğinde herkes otomatik olarak yer açtı.
Bir kralın gelişi gibi değil...
Bir yargıcın salona girişi gibi.
Julian göz ucuyla etrafa baktı, sonra durdu.
Bakışı Elara'nın olduğu masaya kilitlendi.
"Orası boş mu?" dedi.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü bu soru cevap beklemiyordu.
Julian zaten oturmuştu.
Elindeki buzlu içeceği masaya koyarken hafifçe yana kaydı ve sıvının bir kısmı Elara'nın koluna döküldü.
Soğuk.
Ama asıl soğuk olan sıvı değildi.
Sessizlikti.
Yanındaki çocuk kıkırdadı.
"Ups," dedi Julian, başını bile tam çevirmeden. "Demek yeni oyuncak bu."
Elara yavaşça koluna baktı.
Islanan kumaş, eski hırkada koyu bir leke bırakmıştı.
Bir saniye geçti.
İki.
Kimse onun ne yapacağını bilmiyordu.
Kaçacak mıydı?
Özür mü dileyecekti?
Başını eğip yok mu olacaktı?
Elara sandalyesini geri itti.
Gıcırtı, kafeteryada patlayan bir silah sesi kadar netti.
Sonra ayağa kalktı.
Julian ilk kez ona tam döndü.
Ve o an...
İlk hata oldu.
Çünkü Elara'nın gözleri korkmuyordu.
Sadece bakıyordu.
Sanki Julian bir insan değil de, çözülecek bir problemmiş gibi.
Elara sakince konuştu:
"Bu kazaysa, elin çok titriyor."
Sessizlik.
Yanındaki çocuk bile gülemedi.
Julian hafifçe kaşını kaldırdı.
"Ne dedin sen?"
Elara başını hafif yana eğdi.
"Sana yardım edebilirim istersen. Daha az dikkat çekici şekilde küçülmeyi öğrenebilirsin."
Bir anlık duraklama oldu.
Sonra Julian güldü.
Ama bu bir eğlence gülüşü değildi.
Bir uyarıydı.
"Burası senin gibi insanların konuşma alanı değil," dedi. "Adını bile bilmediğim bir gölge gibisin."
Elara göz kırpmadı bile.
"Gölgelere fazla güvenme," dedi sakin bir sesle. "Bazen ışığın nereden geldiğini gizlerler."
Julian'ın gülüşü yavaşça kayboldu.
İlk kez biri ona geri adım atmıyordu.
İlk kez biri onu eğlendirmiyordu.
İlk kez biri... onu ölçüyordu.
Çatlak Büyür
Julian sandalyesine yaslandı.
"Adın ne?" dedi.
Elara kısa bir an durdu.
Sonra cevap verdi:
"Elara."
"Soyad?"
Kısa bir sessizlik.
"Elinize ne geçecek?"
Julian hafifçe öne eğildi.
"Belki seni daha hızlı unutacağım."
Elara ilk kez çok küçük bir gülümseme verdi.
Ama sıcak değildi.
Tehlikeliydi.
"Unutmak istiyorsan," dedi, "fazla çaba harcama. Zaten önemli değilim."
Ve yürüdü.
Masadan uzaklaştı.
Sırtını dönmesi bile bir kaçış gibi değil, bir karar gibiydi.
Julian onun arkasından baktı.
Yancısı eğildi.
"Bırakacak mısın bunu?"
Julian'ın gözleri daraldı.
Hayır.
Bu bir bırakılacak şey değildi.
Bu bir çözülmesi gereken şeydi.
"Hayır," dedi yavaşça. "Bu kız... burada olmaması gereken biri gibi."
Bir an durdu.
Sonra ekledi:
"Ve ben, olmaması gereken şeyleri severim."
Elara - Dış Dünya
Okul çıkışında siyah bir araç sessizce kaldırımda bekliyordu.
Şoför kapıyı açtı.
"Elara Hanım."
O bindi.
Kapı kapanınca dünya değişti.
Camın arkasında kalan okul artık uzak bir yalandı.
Şoför aynadan baktı.
"Bugün nasıldı?"
Elara camdan dışarı bakmaya devam etti.
"İlginç," dedi sadece.
"Bir sorun oldu mu?"
Elara kısa bir an düşündü.
Sonra çok sakin bir sesle:
"Henüz değil."
Araç hareket etti.
Ama Elara'nın gözleri okulda kalmıştı.
Julian Thorne.
O isim zihninde bir yere takılmıştı.
Merak değildi.
Tehdit de değildi.
Henüz bir şey değildi.
Ama olacaktı.
Son Sahne
Okulun içinde Julian hâlâ oturuyordu.
Masada boş kalan yerine bakıyordu.
"Bu kız," dedi kendi kendine, "yanlış bir yerde duruyor."
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Ve ben, yanlış şeyleri düzeltmeyi severim."
YOU ARE READING
GİZLİ MİLYARDER OKULDA
RomanceHerkesin korktuğu bir zorba, okulun dokunulmaz kralı... Ve o kralın karşısında duran, kimsenin varlığını bile fark etmediği 'silik' bir kız. Elara Vance, ülkenin en zengin adamının kızı. Ama bu hayatın tek bir bedeli var: Görünmez olmak. Okul korid...
