1

34 5 8
                                        

yıldızın için doldurmayı ve yorum yapmayı unutmayın

Komşu kızı - Gripin

Günün yorgunluğu iyiden iyiye omuzlarıma çökmüş, kaslarımın içine ince bir sızı gibi yerleşmişti. Gün boyunca bedenimi taşıyan ayaklarımın artık benden bağımsız olarak bir köşeye kıvrılıp dinlenmek istediğini hissediyordum.

Tek istediğim derin, kesintisiz bir uykuydu. Derin bir uykunun hayaliyle yanıp tutuşuyordum ama guruldayan karnımın buna izin verecek bir hali yoktu. Uykuya teslim olmadan önce karnımı susturmam gerekiyordu.

Benim de uzun uzun sofra hazırlayacak takatim yoktu. Mutfağa gidip küçük buzdolabını açtım. Tabakları zeytinlerle doldurup bir tane ağzıma attım. Peynir kutusunu da çıkarıp dolabın kapağını kapattım, ekmeklikten bir sandviç ekmeği alıp içine koydum.

İçine başka şeyler de koymak isterdim ama günlerdir ertelediğim alışveriş işi yüzünden kelimenin tam anlamıyla tam takır, kuru bakırdı dolap. Bugünlük bununla idare etmeliydim ve sabah kesinlikle markete girmeliydim çünkü kahvaltılığım bitmişti ve sabah şu an döktüğüm kırıntılarını başka bir şeyle bulamayacaktım.

Hem iş yerinden hem de her yere ucu ucuna yetişme huyum yüzünden her şeyi ayakta yemeye alışmıştım. Bol vakitlerimde bile masada yemek yerine ayakta tezgahın yanında yiyordum; böylece daha hızlı yiyor gibi geliyordu. Son lokmayı ağzıma atıp bir bardak su içtim.

Aklımdan kısa bir duş alma fikri geçti. Belki duşun sıcak suyu bütün günün ağırlığını üzerimden alır, sabah daha dinlenmiş uyanırdım.

Ama bunun için bile gücüm yoktu. Duşa gir, üzerini değiştir, saçlarını kurut... Hepsi gözümde dağ gibi büyüdü. Cık cıkladım kendi kendime. "Bugünlük böyle."

Hızlıca üzerimi değiştirip civciv sarısı, yumuşacık pijamalarımı giydim. Yatak odasına geçtiğimde yatağın üzerindeki yorgan bile bana dünyanın en güzel icadı gibi görünüyordu.

Kendimi yatağın üzerine bıraktım. Yatak, bütün gün boyunca taşıdığım ağırlığı sessizce kabul etti.

Birkaç kez vücudumu sağa sola oynatıp kendime en rahat pozisyonu aradım. Sonunda aradığımı bulmuş olmanın keyfiyle yorganımı da üzerime iyice çekip kendimi mumyaladım.

Derin, bir uyku için işte şimdi hazırdım.

Göz kapaklarım ağırlaştı. Nefesim yavaşladı. Dünyanın sesi yavaş yavaş uzaklaşırken, bilincimin de uykunun karanlık sularına doğru çekildiğini hissediyordum.

Bilincim tam uykunun esiri oluyordu ki, tam tepemde süpürge sesiyle sıçrayarak uyanmak zorunda kaldım. Birkaç saniye boyunca tavana boş boş baktım. Ne olduğunu anlamlandırmaya çalışıyordum.

Üst katım aslında birkaç haftadır boştu. Apartmana girip çıkarken kapısında hâlâ "kiralık" yazısını görüyordum. Demek ki sonunda tutulmuştu.

İnsan, yeni bir komşunun gelmesine sevinirdi.

Benim payıma ise, günün en yorgun olduğum gecesinde, tam uykuya dalacakken tavandan süpürge sesi düşmüştü.

Ve müthiş talih, asrın yorgunluğunun olduğu güne vurmuştu.

Bugün restoranda büyük kapsamlı bir iş yemeği ve kutlama organizasyonu vardı. Mutfak ekibinden karşılama bölümüne kadar herkes tam kadro çalışmıştı. Servis boyunca elimden yüzlerce tabak geçmişti. Saymayı bile bıraktığım o hengâmenin sonunda tam olarak altı yüz elli iki tabak hazırlamıştım.

ÜST KAT (YARI TEXTING)Stories to obsess over. Discover now