Ankara Özel Kuvvetler Başkanlığı bünyesi Kılıç timindeki askerlerin çoğu dengesiz ve delidir. Ama şuan Ankara'nın buz kesen ayazında, kışlada kafasını elleri arasına almış ne yapacağını düşünen Yüzbaşı Haydar Bozkurt'tan daha çaresiz bir insan yoktu. Daha demin öğrendiği ve görüdüğü şeyler beyninin içinde dönüp duruyordu. Kız kardeşi Elzem Bozkurt. Kara Harp okulu son sınıf öğrencisiydi. Bir kaç gün önce irtibat kesilmişti. Ulaşamamıştı kardeşine. Sonrasında gelen haberler ise ard arda gelmiş ve mahvetmişti onu.
MİT BİNASI , BRİFİNG SALONU
Kopuz Albay'ın elinde Kılıç timini özellikle Haydar Yüzbaşıyı mahvedecek şeyler vardı. Ama göstermek zorundaydı. Soğukkanlı davranıp mantıklı düşünmesi gerekiyordu
Albay Kopuz: Geçtiğimiz günlerde Kara Harp Okulunun başarılı öğrencilerinin eğitim alanına yapılan saldırıda okulun en parlak 3 öğrencisi teröristler tarafından kaçırılmış. İkisinden bir haber yok ama. Bu fotoğraflar bir tanesinin gayet iyi olduğunu gösteriyor"
Dedi ve bir fotoğraf çıkardı, bir dosya. Haydar görme ihtimali olan şeyleri düşünüp kendini strese soktuğu için kalbinin atışını göğsünde hissediyordu. İlk fotoğraf bir ovada çekilmişti. Bir kadın kayanın üstüne oturmuş, elleri dirseklerine kadar kan olmuştu. Puşiyi yüzüne sarmış bir eliyle barış işareti yapıyordu. Yerde de 3 tane şehit vardı. Hepsinin boğazı delinmiş, hatta üniformalar yırtılmış, yaralar deşilmişti. Belli ki işkence yapılmıştı. Haydar eğilip daha dikkatli baktığında içinde bir şeylerin koptuğunu hissetti. Elzem'in ta kendisiydi
Elzem.. Ben.. Benim büyüttüğüm Elzem mi? Yok canım.. Ben yetiştirdim onu. Yetim olduğunu hissetmesin, canı acımasın diye.. İhanet etmez bana o. Asla. Benim yetiştirdiğim, babamın bana emanet ettiği o kız ihanet etmez. Ben onu böyle yetiştirmedim
Haydar Yüzbaşı: Komutanım.. Bu.. Bunlar sahte falandır.. O kızı ben.. Yetiştirdim. Böyle bir şey yapacak bir kız değil. Zorlamışlardır komutanım. Bir bit yeniği vardır bu işte. Ben.. Olmaz komutanım yapmamıştır. Yapmaz... Değil mi?"
dedi ve yanındaki Bayram Başçavuş'a döndü ".. Bir şey söylesene sende" dedi.
Kağan yüzbaşıya döndü
"Kağan yapmaz de.. Beynini yıkamışlardır de. Bilerek yapmıyordur de" dedi
Albay Kopuz: "Beyin yıkama gerçekten oldu mu bilmiyoruz yüzbaşım."
dedi ve derin bir nefes alarak fotoğrafları işaret etti
Albay Kopuz: "Beyin yıkama ilaçları adamın bakışlarını boşaltır. Ama. Fotoğraflarda senin de göreceğin üzere gayet canlı bakıyor." dedi. Haydar Kopuz Albay'a dönüp bir şey söylemek istedi ama yapamadı.
Albay Kopuz:" Yüzbaşım çıkabilirsin sen. Git sakinleş"
dedi ve Haydar selam verip çıktı. Ankara'nın ayazı yüzüne yüzüne vururken Haydar yüzbaşı kışladaki bir köşeye çöktü
Yapmamıştır. Yapmaz değil mi? Ben yerleştirdim merhameti onun kalbine. Küçükken bile şehit haberi duysun yanındaysam gelir bana ağlardı.
Flashback
Haydar'ın evde olduğu zamanlarda Elzem abisinin yanından ayrılmazdı pek. Özlüyordu çünkü onu. Haydar odasında dinlenirken kapı çaldı. Haydar yatakta doğrulup buyurun dediği anda yaşlı gözlerle Elzem girdi odaya. Kapıyı sessizce kapattı ve abisinin yanına oturup sımsıkı sarıldı ona.
Elzem: "Abi.. Şehit haberi çıktı yine. Öldürmüşler.. Bir de.. Fotoğraf gördüm. Şehit olan abinin.. Ayağını botundan çıkarmamışlar abi.." dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Haydar saçlarını okşadı ve öptü kafasını tepesini
Elzem: "Abi.. Sen.. Öldürüyor musun onları? Bitmiyorlar mı? Neden hâlâ öldürüyorlar ki askerleri?" diye sordu
KAMU SEDANG MEMBACA
SAVAŞÇI
Fiksi PenggemarHaydar Bozkurt. Namıdiğer Yörük Haydar ve Kılıç timine anlata anlata bitiremediği kız kardeşi Elzem Bozkurt. Kara Harp okulunun son senesinde, parlak bir asker olma yolunda ilerleyen bir kız. Haydar hep timine "Asker olacak asker.. Abisi gibi" derdi...
