ÖN SÖZ: KAN VE TAŞIN HÜKMÜ

40 6 6
                                        

Bazı yaralar vardır; üzerinden yıllar geçse de kabuk bağlamaz, aksine zaman geçtikçe daha derin bir sızıyla gün yüzüne çıkmayı bekler. Mardin'in kadim topraklarında, taş duvarların arasında saklanan sırlar, toprağın altına gömülmüş birer ceset gibidir; elbet bir gün, şiddetli bir rüzgarla gün ışığına çıkarlar.
Haznedar Aşireti'nin tek kızı Zerya için bu rüzgar, yıllar sonra doğduğu topraklara, hiç dönmemesi gereken o kadim şehre geri dönüşüyle esmeye başladı. O, bu topraklara barış getirmeye değil, geçmişte yarım kalmış olan hesabı kapatmaya geldi. Yüreğinde, babasının vasiyetiyle harmanlanmış bir intikam ateşi; elinde ise Karaaslan hanedanının sarsılmaz zannettiği o kibrini yıkacak keskin bir plan var.
Karşısında ise Karaaslan'ın genç ağası; Mardin'in sert rüzgarlarıyla bilenmiş, acımasız ve sarsılmaz bir kale olan Azat Karaaslan duruyor. Azat için toprak, sadece bir mülk değil, atalarından aldığı bir onur mücadelesidir. Ancak Zerya'nın gelişi, sadece iki aşiret arasındaki eski kan davasını ateşlemekle kalmayacak; aynı zamanda her ikisinin de ruhunda hiç beklemedikleri bir deprem başlatacaktır.
Bu hikaye, düşmanlıkların ortasında filizlenen imkansız bir nefretin, tutkuya ve kör bir karanlığa dönüşmesinin günlüğüdür. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu toprak değil, bu iki inatçı ruhun birbirine olan sınavı belirleyecek.
Sizleri, sevginin nefretle dans ettiği, her adımın bir uçurum kenarı olduğu ve her bakışın bir savaşı başlattığı o topraklara, Mardin'in gölgesine davet ediyorum. Hazırlıklı olun; çünkü burada adalet, sadece kanla sağlanır."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 30 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Ateşle SınananlarStories to obsess over. Discover now