1. Bölüm: 18

22 0 0
                                        

Müziğin ağır ve boğucu basları, villanın yüksek tavanlarından sekip zemini sarsarken, Alina sırtını soğuk duvara yaslamış, kollarını göğsünde kenetlemişti. Bu tarz ortamlardan, yapay gülümsemelerden ve alkol kokan kalabalıklardan nefret ederdi. Üzerindeki siyah, narin dantel detaylı bluzu ve sert hatlı postallarıyla, partinin o cıvıl cıvıl havasına tamamen tezat bir asalet taşıyordu. Gözleri, salondaki insanları bir avcı gibi izliyordu; sert, mesafeli ve ulaşılamaz.

Hemen solunda Luca, elindeki bardağı sallayarak Clara'ya bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Clara ise gözlerini sürekli kapıya dikmiş, erkek arkadaşının gelmesini bekliyordu.

"Alina, baksana," dedi Luca, sesini müziğin üzerinden duyurmak için eğilerek. "Şu havuzların olduğu alanda, kimse yok. Dışarı mı çıksak?"

Alina cevap vermek için dudaklarını araladı ama kelimeler boğazında düğümlendi.

Tam o saniyede, salonun en loş, ışığın neredeyse hiç uğramadığı köşesinde bir hareketlilik oldu. Kalabalık bir anlığına ikiye ayrılır gibi oldu ve Alina, hayatında daha önce hiç görmediği bir çift gözle karşı karşıya kaldı.

Çocuk, arkasındaki duvara gelişi güzel bir rahatlıkla yaslanmıştı. Koyu renk saç tutamları alnına ve gözlerinin üzerine dökülmüştü ama o bakışların keskinliğini gizlemeye yetmiyordu. Elindeki kristal kadehte kırmızı bir sıvı çeviriyordu. Bakışları öylesine soğuk, öylesine kibirli ve derindi ki, Alina bir anlığına etraftaki tüm seslerin kesildiğini, müziğin sustuğunu sandı.

Ve o an, Alina'nın bedeninde daha önce hiç deneyimlemediği, dehşet verici bir şey gerçekleşti.

Göğüs kafesinin tam ortasında, kalbinin derinliklerinde bir kıvılcım çaktı. Saniyeler içinde o kıvılcım, damarlarında akan kana karışarak tüm vücudunu esir alan bir yangına dönüştü. Kemikleri ısınıyor, teni kavruluyor gibiydi. Dudakları kurudu, nefesi boğazında tıkandı. İçindeki bu ani ve şiddetli dalgalanmaya anlam veremedi. Genç kız, kendi içindeki bu gücün ve safkan bir vampir melezliğinin getirdiği o ilkel çekimin farkında değildi; sadece karşısındaki o çocuğun ruhunda bir şeyleri tetiklediğini biliyordu.

O çocuk bir vampirdi. Farklıydı. Ve Alina'nın bakışlarındaki o sert, meydan okuyan tavrın altındaki ani sarsıntıyı, göz bebeklerinin büyümesini saliseler içinde fark etmişti. Dudaklarının kenarı, çok hafif, neredeyse belirsiz bir şekilde yukarı kıvrıldı. Alina'ya doğru kadehini hafifçe kaldırdı.

"Alina! Alina, iyi misin? Yüzün kireç gibi oldu!"

Luca'nın elini omzuna koyup onu sarsmasıyla Alina, o hipnotize edici bakışlardan zorlukla koptu. İçindeki yangın hala kor bir ateş gibi yanmaya devam ediyordu ama zorlukla yutkunarak soğuk tavrını takındı. "İyiyim," dedi, sesi her zamanki gibi dik ve pürüzsüzdü. "Sadece... hava çok basık."

Tam o sırada Clara'nın boğuk hıçkırığı duyuldu. Telefon ekranına bakıyordu. Erkek arkadaşından gelen mesajla dünyası başına yıkılmıştı; herkesin içinde, bu partide terk edilmişti. Clara, daha Luca ya da Alina bir şey diyemeden gözyaşları içinde hıçkırarak villanın büyük ahşap kapısına doğru koştu.

"Clara! Dur!" diye bağırdı Luca. Alina'ya döndü, gözleri telaş doluydu. "Alina, sen arkasından koş, ben hemen vestiyerden eşyalarımızı alıp arabayı çalıştırıyorum. Bahçede yakala onu!"

Alina, içindeki o tuhaf, yakan hissi ve köşedeki gizemli yabancıyı arkasında bırakarak hızla kalabalığı yardı ve kapıya fırladı.

Alina, villanın ağır ahşap kapısını hızla itip dışarı fırladı. Gece havası, içerideki o boğucu alkol ve ter kokusundan sonra tenine buz gibi çarptı. Postallarının sert tabanları beton zeminde tok sesler çıkarırken, gözleriyle geniş bahçeyi taradı. Luca'nın bahsettiği o büyük havuzun ışıklandırılmış, mavi sularının kenarında, ağaçların gölgesine doğru çökmüş hıçkıran bedeni gördü.

18.DÖNGÜ: KAN BAĞIStories to obsess over. Discover now