İyi okumalar
***
En büyük duygunun aşk olduğunu söylemişti annem. Belki aşık olduğu kişiyi kaybettiği için en büyük duygunun aşk olduğunu sanmıştı,belkide karşısına nefretini bile isteyecek bir kişi çıkmadığı için en büyük duygunun aşk olduğunu sanmıştı.
Nefret.
Bazı kişilere karşı beslediğim duygunun en hafifiydi. Daha büyük duygular besliyordum. Nefretten daha büyük...
Ve çok şey istiyordum;
İntikam.
Bu güzel vatanıma zarar vermiş, verecek ve vermeye kalkışan kişilere karşı duyduğum öfke, ne anlatılırdı, ne de anlanılırdı.
İçimdeki büyük öfkeyi anca onların yaptıklarının daha fazlasını yaparak kusmak istiyordum. Bunun içinde gerekli olan tek bir şey vardı;
İntikam.
Alınacaktı,
Ben olmasam bile biri alacaktı.
İçimdeki ateş sönmüyordu; aksine daha da harlanıyordu. Bende seve seve yanıyordum. İntikamımı almadan sönmek istemiyordum. O intikam bir gün mutlaka alınacaktı. O güne kadar da yanacaktım.
Ama en çokta yakacaktım.
Bakışlarım az ilerimde alevler içinde yanan eve döndü. Gözlerimde alevlerin kızıllığı varken, dudaklarımda minik bir tebessüm vardı.
Alevler karanlık gökyüzünü aydınlatıp geceyi dumana boğmuştu.
İçeriden gelen yardım çığlıklarına kulak asmayıp yerdeki termustan bir bardak çay aldım. Seviyordum çay içmeyi.
Yakmak kadar.
Çığlıklar artmaya başlamıştı. Buradaki kimse onlara yardım etmeyecekti. Hepsi cayır cayır yanarak ölecekti. Kaderlerinde yanarak ölmek vardı.
O kaderi ben yazmıştım.
Onları yakarak öldürmeye içlerine girdiğim ilk anda karar vermiştim. Bir kere düşünmüştüm, yapmalıydım. Aklıma koymuştum yakacaktım ve evet, yakmıştım.
Pişman mıyım? Asla!
Elimde olsa bütün suçluları yakarak öldürürdüm. Onlar masumların hayatlarını karartmıştı. Bense suçluların hayatına renk kalmıştım, ateşin rengini.
Gözlerimi yakan duman bile hoşuma gidiyordu. İçimdeki ateş yanan ateşle biraz da olsa soğuyacaktı, hayır soğumayacaktı. Sadece biraz dizginlenmişti.
Merkezin en uzağında kalan bu bölgeyi bulmak için iki günümü harcamıştım. Evin etrafında ne başka bir ev, ne de ağaç vardı. Dağın ortasında bulunan eski bir evdi. Alevin etrafa sıçramaması için yerleri taşlarla doldurmuştum. Sadece ev yanıyordu, hayır içerideki caniler yanıyordu.
En acı ölüm yanarak ölmekti ve içeridekiler en acı ölümü sonuna kadar hakediyorlardı. Kimse benim milletimden, canımdan, kanımdan olan kişilerin canını tehlikeye atamazdı. Düşünmeleri bile yanmalarına sebep olmuştu.
Bir aydan fazladır içeride yanan it sürülerinin aralarındaydım. En başından beri dertleri ülkeme gelip yasaklı madde satmak ve sattırmaktı. Bunun içinde kullanacakları kişi küçük çocuklar olacaktı. Kabul etmeyecek olan kişilere de işkence uygulayıp zorla yaptıracaklardı. Buna engel olmamız gerekti, bende gerekeni yapmıştım. Ellerindeki malları yok edip kendilerine de onlar gibi yok etmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AKŞAM KIZILI
RomanceSınır mı vardı? Yoktu. Çünkü kalp bütün sınırların önüne geçmişti. *** "Gün doğdu nefret ettim senden." Ve bir gün battı, çok sevdim. *** Bu zamana kadar vatan ne dediyse yapmış olan o iki kişi yine vatanın dediğini yapmıştı. Vatan o iki kişiye...
