GİRİŞ

2 1 0
                                        

Herkese selamlar,

Ki suan kimler benimle bi fikrim yok açıkçası.

Hani bi kitap yazılır ama 2 yıl sonra ünlenir ya belki şuan o zaman diliminden okuyorsunuz. Bunu neden dedim ben de bilmiyorum...

Ama bu kurguyu severseniz ve okumaya değer görürseniz, yazmak istediğim diğer kurguyu da okursunuz umarım🙏

Benim söyleyeceklerim bu kadardı. Sizlerin de benim hakkımdaki eleştirilerinizi merak ederim bu yüzden yazmaktan çekinmeyin. Görüşmek üzere🤍

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn!!
......

Herkesin çok mutlu uyandığı ancak keşke uyanmasaydım dediği günler vardır değil mi?

Onun da vardı. Nazlı salkım, ailesinin biricik kızı. Ama o sadece ailesinin değil,sevgilisinin de biriciği olmak istiyordu.

Oldu da.

Ama her mutluluğun bir sonu vardır değil mi?

O pek sevdiği ve karşılıklı olduğunu düşündüğü ilişki bir tesadüf eseri bozguna uğradı. Güller diken açtı. Elini uzatanı kanattı.

Neler olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Gelin siz de, bir sahte aşkın nasıl dibe battığına şahit olalım.

....

Nazlı o günü her günden daha fazla seviyordu. Çünkü onun doğum günüydü. Sevgilisinin. Yıl boyu bu günü beklemiş, hediyesini üç ay öncesinden hazırlamıştı.

Aslında bir parti olacaktı ama kendisi 'ben herkes değilim ki onun sevgilisiyim.' diyerek erkenden kutlaması gerektiğini düşünmüştü.

Hatta annesinden zar zor izin almış, tam doğum gününe girdiğinde evine gitmişti.

Zile basmış ve geçmeyen saniyelerin ardından kapının açılmasını bekliyordu. Buraya kadar her şey iyiydi ancak kapıdaki yüz beklediği kişiye değil, en yakın arkadaşına aitti.

Önce anlık şokla bi süre bakıştılar ama Nazlıyı asıl şok eden arkadaşının üstünde bir bornoz olması ve saçlarının da ıslak olmasıydı. Ayrıntılar bunlarla kalmıyor, boynunda ki morluklar ve şişen kırmızı dudaklarda ressamın son dokunuşları gibi ekleniyordu.

Sevgilisinin git gide yakınlaşan sesini duydu.

"Tatlım, kimmiş gelen pizzacı mı?" Sesi biraz dengesizdi, sanki nefesi kesilene kadar...

neyse bunları düşünmenin sırası değil diye düşündü.

İlla ki bi açıklaması vardır. Sevgilisi onu aldatmazdı. Bunu düşünmesi bile saçmalıktı.

Belki de Arkadaşı şu konusu açılan ama yüzünü göremediği uzak mesafede kalan sevgilisini getirmişti.

Ancak böyle düşünmesi engellendi. Üzerinde sadece boxer olan ve aynı şiş dudaklara sahip, bizzat kendi sevgilisi tarafından.

Kimi kandırıyorum ki diye düşündü. Her ne kadar gerçekleri inkar etse de onu Nazlı yârim diyerek seven sevgilisi tarafından en yakın arkadaşıyla aldatılmıştı.

Bunu önceden de fark etmişti, ama ben yanlış düşündüm demişti kendi kendine.

"Nazlı?" Onun sesini duydu. Ama aklına diyecek bir sey gelmiyordu.

Ne demeli, ne yapmalıydı?

Aklına gelen en mantıklı yol ile ilerledi. İntikam peşinde değildi. Sadece bu iki pisliğin kendisi ve çevresine bir başka zarar vermeden hayatından toz olmasını istiyordu.

Şayet eğer ki babası veya bir başka yakını duyarsa hiç güzel şeyler yaşanmayacağına emindi.

"Sus." Dedi gözlerine bakarak, bu ona son duygu ile bakışıydı.

"Siz ikinizden tek bir isteğim var. Benden ve benim çevremdeki adımı bilen kişiden dahi uzak olmanız." Dedi. Gözlerini ikisi üzerinde gezdirerek. Ağlamak istiyordu ancak bu insan kılıklıların önünde olmazdı.

"Bunları yaparsam beni affeder diye düşünmeyin sakın. Ben sizi ölsem de affetmem. Ama kendinizi düşünüyorsanız benden uzak olun." Ve son sözleri bunlar oldu.

Eve varana kadar ağlamadı, her ne kadar istese de. Odasına, güvenli alanına dönmek istiyordu.

Anlaşılan orayı da baştan yenilemesi gerekiyordu. Tıpkı kalbine yapacağı gibi.

Uzun bir yolun ardından evine vardı. Ses çıkarmamaya özen gösterse de annesi uyanık olacak ki hemen kızının yanına geldi. O da biliyordu ki kızı ne yapar ne eder bir yolunu bulur orada kalırdı. Geldiğine göre büyük bi sorun vardı.

"Kızım, ne oldu sana?"

Nazlı bakışlarını annesine çevirdi. Kendisini tutmaktan beyaz teni kızarmış, gözleri kan toplamıştı.

"Anne," dedi çatallaşmış sesi ile "Onu ecemle gördüm,üstünde..." devamını getiremedi. Annesinin göğsüne yaslandı ve ağlamaya başladı.

Annesi bu duruma şaşırdı, düşse ağlamazdı ki onun kızı, o kadar canı yanmıştı?

Yelkovan ve akrep birbirini kovalarken Nazlı kafasını kaldırdı. İkisi de bu gece uyumamıştı, babası da gelmemişti işler yoğun olduğunda kullanmak için yaptırdığı şirketteki yatak odasında kalırdı zaten.

"Anne, odamı yenileyelim mi?" Dedi yaşlı gözleriyle.

Annesi meral hanım baktı kızına uzun uzun.

"Tamam kızım, sen nasıl istersen."

Ve o gece beraber uyudular, Nazlı o günü unutarak kendi hayatına baktı artık tek istediği kariyeriydi.

......

Evett, umarım ki beğendiniz bi giriş bölümü olmuştur. Başta belirttiğim gibi bu konularda yeniyim, eksik olduğum yerleri yorumlarsanız çok mutlu olurum.

Bir ricam olacak, eğer ki beğendiyseniz emoji atar mısınız?

Oy vermeyi unutmayınn!!

Görüşmek üzere💗


You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 26 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Tutulmamış Bir SözStories to obsess over. Discover now