Giriş

45 2 0
                                        

Haritamiz 🫠 cok guzel degil mi

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Haritamiz 🫠 cok guzel degil mi

Dünya yanıyordu.

Kuzeydeki buz ovalarından güneyin kurak çöllerine kadar krallıklar birbirlerine savaş ilan ediyor, şehirler düşüyor, sınırlar her geçen gün yeniden çiziliyordu. İnsanlar artık barışın nasıl bir şey olduğunu unutmaya başlamıştı.

Ama batı kıyılarında, yüksek kayalıkların ve sonsuz görünen denizin yanında yükselen bir krallık vardı.

Marin.

Marin Krallığı, yüzyıllardır okyanusun çocuğu olarak anılırdı. Limanları her zaman gemilerle dolu olur, dünyanın dört bir yanından tüccarlar mavi bayraklarının dalgalandığı kıyılara gelirdi. Krallığın başkenti Aveline, beyaz taşlardan inşa edilmiş terasları, denize bakan kuleleri ve geceleri fener ışıklarıyla parlayan sokaklarıyla ünlüydü.

Marin halkı savaşçı olmaktan çok denizciydi. Ticaret yapar, keşiflere çıkar, bilgi toplar ve diplomasiyle sorun çözmeye çalışırlardı. Fakat dünya savaşa sürüklenirken onların da tarafsız kalması giderek zorlaşıyordu.

Marin'in doğusunda ise bambaşka bir krallık yükseliyordu.

Valoria.

Dağların arasında kurulan Valoria, sert rüzgârların ve uzun kışların ülkesiydi. Halkı disiplinliydi; çocuklar daha küçük yaşlardan itibaren kılıç kullanmayı öğrenirdi. Güçlü kaleleri ve düzenli orduları sayesinde yüzyıllar boyunca işgale uğramamışlardı.

Marin ile Valoria arasındaki ilişki hiçbir zaman dostça olmamıştı.

İki krallık nesiller boyunca sınır anlaşmazlıkları yaşamış, ticaret yolları için mücadele etmiş ve birbirlerini sürekli tehdit olarak görmüştü. Büyük bir savaş hiç çıkmamış olsa da, aralarındaki düşmanlık neredeyse gelenek hâline gelmişti.

Bu yüzden bir sabah Marin limanında görülen siyah yelkenli filo bütün şehri şaşkına çevirdi.

Valoria bayrakları.

Haberi alan halk sokaklara döküldü. Liman muhafızları pozisyon aldı. Saray muhafızları ise çoktan ana kapıda sıralanmıştı.

Öğlene doğru filonun en büyük gemisi limana yanaştı.

Gemiden ilk inen kişi Valoria Kralı Alaric Voss oldu.

Kırklı yaşlarının sonlarında olan kral, uzun boylu ve sert bakışlı bir adamdı. Omuzlarına kadar uzanan koyu saçları rüzgârda hafifçe savrulurken yüzündeki ifade okunamıyordu.

Fakat insanların dikkatini çeken asıl kişi onun birkaç adım arkasında yürüyen kadındı. Uzun boylu ile dikkat çekiyordu.

Kadının üzerinde Valoria'nın koyu gri ve gümüş renklerini taşıyan uzun bir ceket vardı. Belindeki ince kılıç, sıradan bir soylu olmadığını gösteriyordu.

Adı Seraphine Ardent'ti.

Valoria'nın en etkili diplomatlarından biri.

Bazıları onun kralın danışmanı olduğunu söylüyordu. Bazıları ise perde arkasında alınan kararların gerçek sahibinin Seraphine olduğunu.

Kadın gemiden inerken limandaki kalabalığı sessizce inceledi. Sonra gözlerini uzaktaki saraya çevirdi.

Barış görüşmeleri için gelmişlerdi.

En azından resmî açıklama buydu.

Fakat hiç kimse, bu ziyaretin iki krallığın kaderini sonsuza kadar değiştireceğini henüz bilmiyordu.

👑 Oy vermeyi unutmayin

Flames and Tides (gxg)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin