Telefonun ısrarla çalan sesiyle gözlerimi araladım.
Daha yeni uyanmıştım. Üzerimde hâlâ siyah saten geceliğim vardı ve odanın kalın perdelerinden sızan soluk sabah ışığı gözlerimi rahatsız ediyordu.
Başımı yastığa biraz daha gömüp telefonu susturmayı düşündüm ama ekranı gördüğüm anda uykumun büyük kısmı dağıldı.
Babam arıyordu.
Kaşlarım hafifçe çatıldı.
Saat sabah dokuzdu.
Babamın bu saatte beni araması normal değildi. Hatta beni araması bile çok sık yaşanan bir şey değildi. Genellikle akşam saatlerinde konuşurduk. O da birkaç dakika sürerdi.
Yatağın içinde doğrulup çağrıyı cevapladım.
"Efendim baba?"
Sesim hâlâ uykulu çıkmıştı.
"Asena."
Babamın sesi her zamanki gibi ciddi ve sakindi.
"Nasılsın?"
"İyiyim. Sen?"
"Kızım, İstanbul'a dönmen gerekiyor."
Bir an sessiz kaldım.
Önemli bir şey olmuştu.
"Moskova'dan mı?"
"Başka nereden döneceksin?" dedi hafif sert bir ses tonuyla.
Gözlerimi devirdim.
Babamla konuşurken bu tarz cevaplara alışkındım.
"Ne oldu?"
"Önemli bir konu konuşacağız."
Tam tahmin ettiğim gibi.
"Telefonda konuşamaz mıyız?"
"Hayır."
Tek kelimelik cevapları bazen gerçekten sinir bozucuydu.
Derin bir nefes verdim.
"Tamam. İlk uçakla gelirim."
"Güzel."
Telefon kapandığında bir süre elimde telefonla öylece oturdum.
Hayatı sorguladım resmen.
Babam kolay kolay kimseyi çağırmazdı.
Hele beni...
İmkanı yok yani.
Demek ki gerçekten önemli bir şey vardı.
Yataktan kalkıp valizimi hazırlamaya başladım. Çok fazla eşya koymadım. Sonuçta birkaç gün kalıp tekrar Moskova'ya dönecektim.
İki tane pantolon , iki gecelik, iki ayakkabı...
Herşey den ikişer tane koydum.
Çok durmayacaktım sonuçta.
En azından planım buydu.
Birkaç saat sonra uçaktaydım.
Uçağın penceresinden bulutları izlerken aklımda tek bir soru dönüp duruyordu:
Babam beni neden apar topar İstanbul'a çağırmıştı?
İstanbul'a indiğimde hava Moskova'ya göre oldukça sıcaktı.
Eve vardığımda her şey bıraktığım gibiydi.
Kapıyı açıp içeri girdim.
Bu evde büyümüştüm.
Bu koridorlarda koşmuş, bu duvarların arasında kahkahalar atmıştım.
Ama ne zaman geri dönsem kendimi misafir gibi hissediyordum.
Belki de uzun zamandır burada yaşamıyor oluşumdan kaynaklanıyordu.
Belki de babamla olan ilişkimden...
Birbirimizi seviyorduk.
Bundan hiç şüphem yoktu.
Ama aynı zamanda sürekli tartışıyorduk.
İkimizin de karakteri fazla güçlüydü.
Babam çalışma odasındaydı.
Kapıyı çaldım.
"Gir."
İçeri girdiğimde masasının başında oturuyordu.
Başsavcı Uğur Kara.
Hayatı boyunca suçluların peşinden koşmuş, adaleti her şeyin üstünde tutmuş bir adam.
Bana bakınca yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Hoş geldin kızım."
"Hoş buldum baba."
Sarıldım yanağına bir öpücük kondurdum.
Sonra karşısındaki koltuğa oturdum.
"Beni neden çağırdın?"
Babam derin bir nefes aldı.
İşte o an, konuşmanın hiç de hoşuma gitmeyeceğini hissettim.
YORUMLARDA BULUŞALIMMMM❤️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DK
Romance"Beni neden araştırıyorsun?" "Çünkü senin anlattığın kişi olmadığını biliyorum." Asena Kara'nın iki hayatı vardı. Birinde Başsavcı Uğur Kara'nın kızıydı. Diğerinde ise dünyanın en korkulan isimlerinden biri... DK. Yıllarca sakladığı sırlar, Aras Yal...
