precious --

1.2K 54 29
                                        

"Fadime Koçari!" arkama bakmadan hızlı hızlı yürümeye çalışırken seslenişiyle durdum. Umursamamaya çalışsam da dakikalardır peşimde dolaşıp durmadan sataştığı için artık görmezden gelemiyordum. Ben durunca yanıma yaklaştı. Mağaranın ilerisindeki çeşmenin yanında dikilmiş birbirimize bakıyorduk. Garipleşmeye başladığını hissettiğimde söze girdim.

"Ne?"

"Sen hiç, sevdalık ettin mi?"

Söylediğiyle birkaç saniye afallasam da hızlıca cevap verdim. "Niye soruyorsun hayırdır?"

"Hayır, ettiysen de yürümediyse," minik bir es verip yüzündeki alaylı ifadesiyle devam etti."Sebebi belli diyecektim." Benimle uğraşmaktan keyif aldığına o kadar emindim ki. Onu omuzlarından ittirerek yolumdan çekilmesini sağladım ve mağaraya doğru sabır çeke çeke ilerledim.

"Nereye ula?" Çimlerden gelen düzenli adım sesleriyle peşimden geldiğini anlamıştım. Ancak ona cevap verip iletişim kurmak bile istemiyordum. Abimin mağarasına sakladığı silahını almaya gelmiştim buraya, Furtuna'nın kılçıklarıyla dalaşmaya değil.

Mağaraya girdiğimde anlık tereddüt etse de eşiğinden o da girdi. Aklına o gece gelmiş olmalıydı. Beni kaçırdığı gece. "N'oldu? Benimle tenhaya girmekten korkuyor musun artık?" Beni kaçırdığı o gün, onunla gırtlak gırtlağa geldikten sonra abimin gelmesiyle önce suratında tekmeyi, sonra ise kendini keçilerin altında bulmuştu. Sanırım artık korkuyordu, korkmalıydı da.

"Hayır, yani şey.." Ne diyeceğini bilemez bir hali vardı. Silahın içinde bulunduğu sandığın kilidini açmaya çalışırken ne söyleyeceğini merak ederek ona döndüm.

"Yani ney?"

"Sen, rahatsız olursun diye ben.." Zorlanarak konuşuyordu. "Yani oluyorsan çıkabilirim." Bunu kendinden emin ve heyecanlı bir şekilde söylemişti.

"İyi, çıkabilirsin." Umursamaz tavrıma hazırlıksız yakalandığı açıktı. Ne yapacaktım, boynuna mı atlayacaktım İso Furtuna?

Çıkmaya yeltenirken vazgeçip geri döndü. Bu sefer uzağımda değil, birkaç adımlık mesafemdeydi.

"Fadime bak," gözlerini yavaşça kapatıp açtı, dudaklarını yalayarak söze girdi. "Özür dilerim. Anama karşı gelemedim," es verdi. "Hata ettim." İşte bu tam olarak beklemediğim bir şeydi.

Furtuna'nın zıpır İso Furtuna'sı karşımda ilk kez bu kadar ciddiydi. Mavi gözlerinde ilk kez gördüğüm ve samimiyet olduğuna inandığım şey beni sadece şaşırtmakla kalmamış, bazı şeylerin değişebileceğine olan inancımı körüklemişti.

Bir süre sessiz kalıp suratını inceledikten sonra bir şey söylemeden sandığa yöneldim. Kilidini güçlükle açtığım sandıktan hafif tozlanmış 9mm Heckler'ı çıkarıp elimle üstün körü tozunu aldım. Atışını test etmem gerektiği için mağaranın penceresine yaklaştım. Bu sırada İso her hareketimi dikkatle inceliyordu.

Pencerenin dibine geldiğimde dışarıda duran İso'nun arabasındaki Furtuna otofors direğini nişan alıp ateş ettim. Namlunun ucunda susturucu olduğu için mağaranın içinde duyulan hariç ses çıkmamıştı. İso neyi vurduğuma bakmak için pencerenin dibine girdiğinde çok yakındık.

"Nereyi vurdun?" Endişeli şekilde sorduğu soruya gülmeden edememiştim. Aramızı biraz açarak ona döndüm. Meraklı gözleriyle bir bana bir dışarıya bakıyordu.

"Senin Furtuna otofors direği vardı ya, artık yok." derken namlunun ucundaki barutu gözlerinin içine bakarak üfledim. Sabır dilenir gibi başını iki yana salladı ve aceleyle arabasındaki hasara bakmaya gitti.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 13 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

precious - isfad Stories to obsess over. Discover now